Türkiye’de su ürünleri sektörünü yakından ilgilendiren yeni sezon değerlendirmesi dikkat çekici veriler ortaya koydu. 2025-2026 av sezonunun sona ermesiyle birlikte yapılan açıklamalarda, özellikle hamsi avcılığında yaşanan hızlı yoğunlaşma hem ekonomik hem de ekolojik açıdan önemli sorunları beraberinde getirdi.
Uğur Altınağaç, sezon boyunca yaşanan süreci değerlendirerek avcılığın sürdürülebilirlikten uzaklaştığını ve balık stokları üzerinde baskı oluştuğunu ifade etti.
2 Ayda 300 Bin Ton Hamsi Avı: Sezon Dengesi Bozuldu
hamsi için “lokomotif balık” tanımlamasını yapan Altınağaç, bu sezon yaklaşık 300 bin tonluk av gerçekleştiğini ancak bu miktarın olağan seyrinden çok daha kısa sürede elde edildiğini vurguladı.
Normal şartlarda 6 aylık sezona yayılması gereken avcılığın yaklaşık 2 ay içinde tamamlanmasının, piyasada ciddi bir dengesizlik yarattığı belirtildi. Bu durum özellikle arz fazlası nedeniyle fiyatların hızla düşmesine yol açtı.
Balıkçılık sektöründe yaşanan bu hızlı avlanma süreci, hem stoklama kapasitesini zorladı hem de ürünün değer kaybetmesine neden oldu.
Hamsi Fiyatları Düştü: Balıkçı Zararda
Açıklamalara göre hamsinin kasa fiyatı yaklaşık 150 TL seviyelerine kadar geriledi. Bu durum hem üretici hem de balıkçı açısından ciddi ekonomik kayıplar oluşturdu.
Aşırı avcılık nedeniyle piyasada oluşan arz fazlası, soğuk hava depoları ve buzhane kapasitesinin yetersiz kalmasına neden oldu. Bu süreçte balığın değerini koruyamaması, sektörün en büyük sorunlarından biri olarak öne çıktı.
Çanakkale Boğazı’nda Av Yasağı Başladı
Çanakkale Boğazı ve uluslararası sularda gırgır, trol ve çevirme ağlarına yönelik av yasağı 15 Nisan itibarıyla yürürlüğe girdi.
Sezonun kapanmasıyla birlikte yapılan değerlendirmelerde, iklim değişikliğinin balık göçlerini etkilediği ve birçok türün bölgesel hareketliliğinin azaldığı ifade edildi.
İklim Değişikliği Balık Göçlerini Etkiliyor
Uğur Altınağaç, iklim değişikliğinin deniz ekosistemi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek balıkların göç davranışlarında ciddi değişimler yaşandığını belirtti.
Özellikle küresel ısınma nedeniyle su sıcaklıklarının artması, balıkların geleneksel göç rotalarını değiştirmesine yol açıyor. Bu durum sadece hamsi değil, lüfer ve palamut gibi türleri de doğrudan etkiliyor.
Günlük Kota Önerisi: Sürdürülebilir Balıkçılık Vurgusu
Uzman değerlendirmelerine göre mevcut kota sistemi sezon bazlı olduğu için av baskısını kontrol etmekte yetersiz kalıyor. Bu nedenle günlük kota uygulamasının gündeme alınması gerektiği ifade edildi.
Altınağaç, sürdürülebilir balıkçılık için devlet eliyle daha güçlü bir düzenleme yapılması gerektiğini belirterek şu noktaların altını çizdi:
Balık stoklarının korunması
Piyasa fiyatlarının dengelenmesi
Balıkçı gelirlerinin sürdürülebilir hale getirilmesi
Av baskısının zamana yayılması
Balıkçılıkta Maliyet Krizi: Mazot ve Barınak Sorunu
Sektörde yaşanan bir diğer önemli sorun ise artan maliyetler oldu. Özellikle mazot fiyatlarındaki yükseliş, küçük ölçekli balıkçıların gelirlerini doğrudan etkiliyor.
Ayrıca balıkçı barınaklarında yaşanan doluluk ve sığlaşma problemi de sektörü zorlayan unsurlar arasında yer alıyor. Barınakların özel tekneler tarafından yoğun kullanımı da erişim sorunlarına neden oluyor.
Küresel Isınma Nedeniyle Tür Değişimi
Uzmanlara göre küresel ısınma sadece av miktarını değil, türlerin dağılımını da değiştiriyor. Bu yıl bazı türlerin bölgeye gelmemesi, deniz ekosisteminde yeni bir dönemin başladığına işaret ediyor.
hamsi dışında lüfer ve palamut gibi ekonomik değeri yüksek türlerde de azalma gözlemlendiği ifade edildi.
Sonuç: Denizlerde Yeni Bir Denge Arayışı
2025-2026 av sezonu verileri, Türkiye’de su ürünleri yönetiminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Hem ekolojik sürdürülebilirlik hem de ekonomik denge açısından yeni politikaların devreye alınması gerektiği vurgulanıyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve uzmanların değerlendirmeleri, denizlerdeki değişimin artık daha hızlı ve etkili bir yönetim gerektirdiğini gösteriyor.