KARDEŞLERİMİZİN SESİ OLMAK İSTEDİK
Sumud’a katılma fikri nasıl doğdu?
İki buçuk senedir savaş var diyoruz ama 100 yıldan fazla bir süredir yaşanan bir zulüm var orada. 1917’den itibaren bölge yetim durumda. Giderek artan bir zulüm var. Ne katlanılabilir ne kabul edilebilir bir zulüm. Bu soykırıma bir ses vermek istedik. Yolculuğumuz bu motivasyonla başladı.
Sumud’a gitme fırsatı doğunca ilk defa bu zulümlere kalp ve dilin yanında elimle de müdahale imkânı olarak gördüm.
Gazze için harekata nerden başladınız?
Biz 5 Nisan’da Barselona’ya gittik. Orada yoğun eğitimler oldu. 2 gün 12 saat eğitim aldık. Ayrıca online eğitimler oldu. Oradan 8-9 günlük bir yolculukla İtalya'nın Sicilya adasına vardık. Orada 3-4 gün kaldıktan sonra Marmaris/ Gazze'ye doğru yola çıktık. Mora Yarımadasının güneyinde gemimize müdahale oldu. Ben İtalya'dan itibaren ana gemideydim. İlk müdahale de bizim gemiye oldu o yüzden. Gemiye giren askerleri biz ilk başta Yunanistan askeri zannettik. Ama baktık ki üniformaları üzerlerinde İsrail bayrakları var. Siyonistlerin bize Yunanistan’da saldırması beklemediğimiz bir şeydi.
İsrail’in uluslararası hukuktan haberi yok!
Soykırımcıların müdahalesi nerede oldu?
Bize yapılan saldırı Filistin’den tam 600 mil uzakta oldu. Bu elleri kanlı soykırımcılar artık her ülkeyi kendi toprağı gibi görüyorlar. Düşünebiliyor musunuz? 600 mil yani bin kilometreye yakın bir mesafede ve başka bir ülkede bizi sorguya aldılar. BM diyoruz, uluslararası insan hakları diyoruz ama Erbakan hocamızın dediği gibi bunlar hukuktan değil güçten anlıyor.
GEMİDE HAPİSHANE KURMUŞLAR
Hapishane sürecinde neler yaşadınız?
Kendi gemilerinin içine 3 tane konteynır koymuşlar. Onları hapishaneye çevirmişlerdi. Bazı arkadaşlarımıza çok sert müdahaleler yapıldı. Darp edilenler oldu. Kuru ekmekler verdiler. Ağır hakaretler ettiler. 40 saatlik psikolojik harbin ve esaretin ardından bizi Girit’te Yunan makamlarına teslim ettiler.
Uyutmamak için ellerinden geleni yaptılar
İşkence yapıldı mı?
Öncelikle şunu söyleyeyim: Kamera önünde ters bir görüntü vermemeye çok dikkat ediyorlar. Fakat kameraların olmadığı yerde küfürler hakaretler havada uçuşuyor. Konterynerların zeminlerine matlar döşemişler. Orada uyumaya çalışıyorduk ama düzenli olarak matları ıslatıyorlardı. Yani uyutmamak için ellerinden geleni yaptılar. Başka bir olay da gemide kayıt masası önünde sıra beklerken hepimizi defalarca aradılar. Sert, mahremiyet gözetmeyen ve taciz edici bir aramaydı. Aslında biz kendi gemimizde aranmıştık. Amaçları bizi aramak değildi çalacak değerli eşya arıyorlardı. Hepimizin parası çalındı. Değerli Eşyası çalınan da çok arkadaşımız oldu.
BOYKOTUN GÜCÜNÜ HAFİFE ALMAYALIM
Son olarak Gazze için bir şeyler yapmak isteyen insanlara neler söylemek istersiniz?
Gazze için tüm vicdan sahiplerinin üzerine düşen vazifeler var. Öncelikle boykota çok dikkat etmeliyiz. Siyonistleri en sevdiği şey olan para silahıyla vurmalı onlara zulümlerini devam ettirecek imkanı kendi elimizle vermemeliyiz. Boykot hiç hafife alınmamalı.
Ayrıca Gazze hem hayatımızda hem de sosyal medya da gündemimizden düşmemeli. Soykırımı sürekli gündemde tutmalıyız.
Diğer bir husus da Gazze’de çalışan STK’lar üzerinden bölgeye elimizden geldiğince maddi yardımlar göndermeliyiz. Filistin ve Gazze'yi evin bir ferdi gibi düşünüp gücümüz nispetinde az da olsa sürekli yardım göndermeliyiz.
Yürüyüşlere, eylemlere destek verip onların sesi olmaya gayret etmeliyiz.
Bütün bunları yapıyoruz ama sonuç alamıyoruz. Abluka, soykırım devam ediyor diyerek yılgınlığa düşmek yanlış olur. Bunlar bizim yapabileceklerimiz. Bu şekilde hem kendimizi mücadelenin içerisinde tutuyoruz hem israil üzerinde küresel bir baskı kurmaya hem de kendi devletlerimize ellerinden geleni yapmaları için baskı oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun aksi herşeyi Devletlerden bekleyerek hiçbir şey yapmamak olur ki onun mesuliyeti de ağır olur bizim için.
Rabbim niyetlerimizi salih eylesin. İnşallah yakın zamanda özgür Filistin’i konuşuyor oluruz…