İstanbul’da düzenlenen “STRATCOM Zirvesi 2026”, yalnızca akademik ve diplomatik tartışmaların yürütüldüğü bir platform olmanın ötesine geçerek, küresel sistemin geleceğine dair sert mesajların verildiği bir zemine dönüştü. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirve; uluslararası sistemdeki kırılmalar, küresel yönetişim krizleri, savaşların çok katmanlı etkileri ve stratejik iletişimin rolünü geniş bir perspektifte ele aldı.
Zirveye katılan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, konuşmasında özellikle devam eden çatışmaların küresel ölçekte doğurduğu sonuçlara dikkat çekti ve değerlendirmelerini kesintisiz bir çerçevede ortaya koydu. Fidan, mevcut savaşların yalnızca taraf ülkeleri ilgilendirmediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir. Yalnızca şehirlere değil, insanların kalplerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler oluşturabilir. Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor.”
Fidan’ın bu sözleri, çatışmaların sadece askeri değil, toplumsal ve psikolojik boyutlarına da işaret etmesi açısından dikkat çekti. Türkiye’nin bu süreçte aktif diplomasi yürütme iradesini vurgulayan Fidan, çözümün sahada değil müzakere masasında aranması gerektiğini net bir şekilde ortaya koydu.
Konuşmasının devamında küresel sistemin yapısal sorunlarına odaklanan Fidan, mevcut uluslararası düzenin artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini açık ifadelerle dile getirdi. Zirvenin niteliğine de değinen Fidan, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu zirve, stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından gerçekten küresel bir platform haline gelmiştir. Bu nedenle, dünyanın en zor sorularının dürüstçe ele alınabildiği bir zemine dönüştürdüğü için İletişim Başkanlığı’nı takdir ediyorum. Bu yılın teması bundan daha isabetli ve güncel olamazdı. Biz yalnızca bir istikrarsızlık döneminden geçmiyoruz; aynı zamanda sistemsel bir kırılma yaşıyoruz. Bu durum, daha derin bir bozulmanın sonucudur. Bozulma, uluslararası sistemin ahlaki pusulasını, stratejik tutarlılığını ve meşruiyet üretme kapasitesini kaybetmesiyle ortaya çıkar.”
Uluslararası kurumların işlevini yitirdiğine dikkat çeken Fidan, sistemin kriz üretir hale geldiğini şu sözlerle ifade etti:
“Krizler ise barış ve güvenliği sağlamak için kurulmuş kurumlar artık çatışmaları kontrol altına alamadığında, tırmanmayı önleyemediğinde veya barışa giden yollar oluşturamadığında ortaya çıkar. Dolayısıyla çağımızın belirleyici siyasi sorusu oldukça basittir; uluslararası sistem hâlâ devletler arasındaki ilişkileri adalet, öngörülebilirlik ve güven temelinde yönetme otoritesi ve inandırıcılığına sahip mi? Bugün ne yazık ki cevap acı bir şekilde açıktır. Küresel yönetişimin mevcut durumu işlevsiz, felç olmuş ve sürdürülemezdir.”
Fidan, yaşanan bu tablonun ani bir gelişme olmadığını, uzun yıllardır biriken yapısal sorunların sonucu olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bu konuda geçmişten bu yana uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası sistemin reformuna yönelik çağrılarına şöyle değindi:
“Cumhurbaşkanımızın küresel adalet çağrısı ve uluslararası kurumların reformu yönündeki vurgusu bir siyasi slogan değil, bir teşhisti. Birçok kişinin ancak kriz kendi kapılarına dayandığında fark ettiği bir teşhis. Birleşmiş Milletler kürsüsünden ve sayısız çok taraflı platformda biz bu tehlikeye sürekli dikkat çektik. O dönemde ise pek çok kişi jeopolitik konfor alanlarının oluşturduğu illüzyonu tercih etti.”
Bugün gelinen noktada sistemin dağılma sürecine girdiğini belirten Fidan, geçmişte bu düzenden fayda sağlayan aktörlerin de artık krizlerin etkisiyle yüzleştiğini söyledi:
“Yıllar boyunca, işlevsiz düzenin bedeli başkaları tarafından ödendiği sürece birçok aktör kendi çıkarlarına hizmet eden sistemi sürdürmekten memnundu. Ancak bugün bu sistem dağılmış durumda. Adaletsiz sistemden rahatça faydalananlar, krizlerin artık kendi kıyılarına ulaşmasıyla gerçekle yüzleşiyor.”
Konuşmasının son bölümünde yeni küresel düzenin hangi eksenler üzerinde şekilleneceğine dair kritik sorular ortaya koyan Fidan, önümüzdeki yüzyılı belirleyecek başlıklara dikkat çekti:
“Eğer bu sistemsel kırılma çağıysa, o zaman daha net bir soru sormamız gerekir: Tam olarak ne tartışılıyor? Yeni ağırlık merkezi neresi olacak, teknolojiyi kim yönlendirecek ve burada istenilen değerler nasıl kurulacak? Bu liste giderek artabilir ve bu sorular önümüzdeki 100 yılı şekillendirecek. Bu sorular akademik değil, gerçek çatışma sahalarından çıkan sorular.”
Türkiye’nin bu sürecin merkezinde yer aldığını ifade eden Fidan, bölgedeki gerilimlerin daha büyük bir savaşa evrilme riskine de dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: Türkiye bu çatışmanın merkezinde bulunmakta, aslında İsrail’in oluşturduğu gerilimler ile daha büyük bir savaşa doğru yöneliyoruz.
STRATCOM Zirvesi 2026, yalnızca mevcut krizlerin tartışıldığı bir toplantı değil; aynı zamanda küresel sistemin geleceğine ilişkin sert teşhislerin konulduğu ve diplomasi vurgusunun öne çıktığı kritik bir platform olarak kayda geçti.