Google unutmuyor, Türkiye unutulma hakkını hatırlatıyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İnternetin en büyük paradokslarından biri şu: İnsan unutuyor, teknoloji unutmuyor.

Yirmi yıl önce yaşanmış bir olay, bugün birkaç saniye içinde Google aramasının ilk sıralarında karşımıza çıkabiliyor. Üstelik haber doğru olsa bile artık güncel olmayabilir, kişiyle hiçbir ilgisi kalmamış olabilir ya da yıllar içinde hayatını değiştiren bir insanın geçmişteki bir dönemini bugünün gerçeğiymiş gibi gösterebilir.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’in TEKNOFEST’te yaptığı açıklama tam da bu nedenle önemli.

Bilir, meselenin geldiği noktayı çok çarpıcı biçimde anlatıyor:

“Biz unutsak dahi arama motorları, özellikle Google unutmuyor.”

Ardından Türkiye açısından yeni bir başvuru yoluna dikkat çekiyor:

“Google, Türkiye özelinde bir kutucuk açtı. Kaldırılmasını istediğiniz bilgiyi giriyorsunuz ve 30 gün içerisinde size bu bilgi kaldırılabilir veya kaldırılamaz şeklinde bilgi vermek zorunda.”

Burada kritik ayrım şu; İstenmeyen bir bilginin Google’dan çıkarılması, o bilginin internetten tamamen silindiği anlamına gelmiyor. Kaynak internet sitesindeki haber, karar veya kayıt yerinde durabilir. Yapılan işlem, belirli şartlarda o içeriğin kişinin adıyla yapılan aramalarda görünürlüğünün azaltılması, yani indeks bağlantısının kaldırılmasıdır. KVKK da “unutulma hakkı”nı mutlak bir hak olarak görmüyor. Kişinin mahremiyeti ile toplumun bilgiye erişim hakkı arasında somut olay üzerinden denge kurulması gerekiyor.

Bence asıl önemli gelişme burada.

Çünkü dijital çağda bir bilginin internette bulunması ile sürekli görünür olması aynı şey değil. Bir haberin arşivde bulunması gazetecilik ve tarih açısından değer taşıyabilir. Ancak kişinin adının yıllar sonra yapılan her aramada aynı içerikle karşılaşması, mahremiyet ve kişisel verilerin korunması açısından ayrıca değerlendirilmelidir.

Nitekim Avrupa hukukunda da arama motorlarının kişisel verileri işlerken belirli koşullarda bağlantıları sonuçlardan çıkarmakla yükümlü olabileceği kabul ediliyor. Fakat bu hak, ifade ve bilgi edinme özgürlüğünü ortadan kaldıran sınırsız bir “silme hakkı” değil. Kamu yararı taşıyan bilgiler bakımından denge korunuyor.

Türkiye’de KVKK’nın mevcut sistemi de benzer bir denge kuruyor. İlgili kişi önce veri sorumlusuna başvuruyor; başvurunun en geç 30 gün içinde sonuçlandırılması gerekiyor. Ret, yetersiz cevap veya cevap verilmemesi halinde Kurul’a şikâyet yolu açılıyor.

Bilir’in bir başka cümlesi ise geleceğin asıl tartışmasını gösteriyor:

“Teknoloji ve mahremiyet karşıt kavramlar değildir. Hem teknoloji olmalı hem de mahremiyet olmalıdır.”

Bu yaklaşım özellikle yapay zekâ çağında daha da önemli. Çünkü artık mesele yalnızca Google’ın neyi gösterdiği değil; yapay zekânın bizim hakkımızda hangi verileri topladığı, bunları nasıl ilişkilendirdiği ve ortaya nasıl bir “dijital profil” çıkardığı.

Geçmişimizi tamamen silemeyiz. Ama geçmişimizin geleceğimizi sonsuza kadar yönetmesine de mahkûm değiliz.

İşte unutulma hakkının asıl anlamı burada yatıyor.