Gazze Savaşı'nda Bininci Gün... En Büyük İnsani Felaket ve Hâlâ Devam Eden Bir Savaş
7 Ekim 2023'te Gazze'de başlayan savaşın üzerinden bin gün geçti. Ancak bu, yalnızca bin günlük bir çatışma değil; henüz geçmişte kalmış bir dönem de değil. Savaş sona ermedi. Her geçen gün sivillerin kanıyla, yeni yıkımlarla, zorunlu göçlerle ve derinleşen insani acılarla yazılmaya devam ediyor.
Bu bin gün, yalnızca takvimde geçen bir zaman dilimi olmadı. Mekânı ve insanı değiştirdi, coğrafyayı yeniden şekillendirdi, demografik yapıyı etkiledi ve son on yılların en büyük insani felaketlerinden birini geride bıraktı. Siyonist savaşın sürmesiyle birlikte trajedi büyümeye devam ediyor; Gazze halkı ise korku ve belirsizlik içinde, savaşın sona ereceği ve hayatın yeniden anlam kazanacağı günü bekliyor.
Bin gün boyunca yalnızca binalar bombalanmadı; umutlar da hedef alındı. Binlerce ocak söndü, sofralardan sevdiklerin yüzü eksildi. Çocuklar, okul zillerinden ve oyun seslerinden çok patlamaların sesleriyle büyüdü. Her yeni gün acının tarihine yeni bir sayfa eklenirken, Gazze halkı elinde kalan son umut ve direnç kırıntılarına tutunmaya devam ediyor.
Pek çok Filistinliye göre yaşananlar yalnızca askeri bir çatışma değil; Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki Filistin varlığını hedef alan bir varoluş savaşıdır. Savaş sürdükçe yıkımın boyutu ve insani acılar da her geçen gün artmaktadır.
Yüz ölçümü yalnızca 365 kilometrekare olan ve 2,3 milyondan fazla insanın yaşadığı Gazze, bugün şehirlerin enkazı ile yerinden edilmiş insanların çadır kampları arasında yaşam mücadelesi verilen bir felaket bölgesine dönüşmüş durumda. Altyapı ve temel kamu hizmetleri büyük ölçüde çökerken, yaşanan insani kriz savaşın devam etmesiyle birlikte her geçen gün daha da derinleşiyor.
Ağır İnsani Bilanço... Artmaya Devam Eden Rakamlar
Savaşın bininci gününde açıklanan veriler, son derece ağır bir insani tabloyu ortaya koyuyor. Filistinli hayatını kaybedenlerin kaydedilen sayısı 75 bini aşarken, yaralı sayısı 200 binin üzerine çıktı. İki milyondan fazla Filistinli yerinden edildi; bu da Gazze nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturuyor.
Trajedi yalnızca ölen ve yaralananlarla sınırlı değil. Savaş on binlerce dul ve yetim bıraktı. Binlerce aile açlık ve yetersiz beslenme tehlikesiyle karşı karşıya. Üstelik bu rakamlar nihai değil; savaş devam ettiği için can kayıpları ve yıkım her geçen gün artmaya devam ediyor. Ancak bu rakamlar, yaşanan acının yalnızca görünen yüzünü anlatıyor. Her sayının arkasında bir isim, her ismin arkasında yarım kalmış bir hayat, yıkılmış bir ev, evladını bekleyen bir anne ve savaş görüntüleriyle büyüyen bir çocuk bulunuyor.
Çöken Ekonomi... Derinleşen Yaşam Mücadelesi
Savaş, üretim sektörlerini de tamamen felç etti. Geniş tarım arazileri tahrip edildi, sanayi tesislerinin büyük bölümü faaliyetlerini durdurdu, ticaret neredeyse tamamen çöktü. İşsizlik ve yoksulluk tarihi seviyelere ulaşırken, ekonomik kriz her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
İnsani yardım raporları, savaşın en ağır yükünü çocukların taşıdığını ortaya koyuyor. Yetersiz beslenme yaygınlaşırken eğitim olanakları geriliyor; yerinden edilmenin, yakınlarını kaybetmenin ve sürekli korku içinde yaşamanın psikolojik etkileri çocukların geleceğini derinden etkiliyor. Bugün Gazze'de bir nesil çocukluğunu enkaz ve çadırlar arasında geçiriyor; parkların adını öğrenmeden sığınakların yerini ezberliyor ve normal bir yaşam hakkından mahrum büyüyor.
Savaş Sonrası... Henüz Gelmeyen Gün
"Savaş sonrası"ndan söz etmek bugün hâlâ erken. Çünkü savaş devam ediyor. Yeniden inşa, silahlar susmadan başlayamaz; toplum ise çatışmalar sürerken yaralarını saramaz. Önümüzdeki dönemin başarılı olabilmesi için öncelikle kalıcı bir ateşkesin sağlanması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve kapsamlı bir yeniden imar planının hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunun yanında Gazze'nin istikrarlı biçimde yönetilmesini sağlayacak siyasi bir uzlaşının da kaçınılmaz olduğu değerlendiriliyor. Aynı zamanda birçok gözlemci, Filistin halkının birliğinin ve siyasi sistemin bütünlüğünün güçlendirilmesini, önümüzdeki dönemin en önemli önceliklerinden biri olarak görüyor. Çünkü yeniden inşa yalnızca binaları değil, kurumları, toplumu ve geleceğe olan güveni de kapsamalıdır.
Sonuç
Gazze'de geçen bin gün, askeri çatışmanın çok ötesine geçen eşi benzeri görülmemiş bir insani, siyasi ve kalkınma krizini gözler önüne seriyor. Enkazlar arasında, çadırlarda yaşam mücadelesi veren milyonlarca insanın ortak sorusu ise aynı: Dünyanın bu trajedinin sona ermesi için daha kaç güne ihtiyacı var?
Bütün acılara rağmen umut hâlâ yaşamaya devam ediyor. Bir gün çocukların yeniden okullarına döneceği, hastaların hastanelerine kavuşacağı ve yerinden edilen ailelerin evlerine döneceği umudu...Çünkü Gazze'nin yeniden inşası yalnızca taşların yeniden üst üste konulması değil; insanın, toplumun ve geleceğe dair umudun yeniden ayağa kaldırılması anlamına geliyor.