Hayırlı Bayramlar…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Yıllar evvel idi.

Bir bayram sabahına uyandım. Vatan hasretiyle, evladuiyalin hasretiyle yanan gönlüme bir de bayramın burukluğu eklenince…

İşte tam bir bozlak tezenesine dönen yüreğimden fışkıran yanık türküler geçidinin ortasındaydım…

Birçoklarının gıptayla baktığı belki hayallerini süsleyen Londra'da, yalnızlığın ve efkarın dibine vurduğum günlerdi.

Aslında orada olmamın birkaç sebebi vardı.

28 Şubat post modern darbesi sadece siyasileri değil, muhafazakar yayınlarıyla dönemin vesayet odaklarının dikkatini celbeden ben ve benim gibi muhafazakar gazetecileri de hedef almış ve üzerimizden silindir gibi geçmişti.

Lafı uzatmayayım; Gözaltı, tutuklanma ve bir müddet hapishane macerasından sonra ülkeyi terk etmeye karar verdim.

Zira birkaç günde bir evime gelerek beni kontrol eden polislerin psikolojik yükünün yanısıra ekonomik sıkıntılarımda hayli zorluyordu.

Hapisteyken ben, sahibi olduğum radyo da çıkan manidar yangında herşeyimi kaybetmiştim.

Herneyse, bayram sabahına geri döneyim.

Londra'nın Merkezinde yer alan cami de bayram namazını eda ettim. Türklerin yanısıra, çeşitli ırk ve milletten Müslümanların doldurduğu cami de namaz kılmak ruhuma ayrı bir huzur vermişti.

Bayram ile ilgili birçok hatıratınız vardır muhakkak. Herkesin kendince özlediği bir bayram portresi vardır belleğinde.

Benim hafızamda kalan en güzel bayram hikayeleri çocukluğuma dair.

Tek odalı briket evimizde merhum babamla birlikte yaşadığım her bayram sabahı tatlı ve telaşlıydı.

Cami de kılınan Bayram namazının ardından kurban pazarına gidişimiz, babamın koyunları eliyle tek tek yoklayıp birisinde karar kılışı ve sıkı bir pazarlığın ardından kurbanlığımızı bir sepetli motora yükleyip eve getirişimiz…

Tek odalı evimizden iki kat daha büyük olan hayatta (Avlu) kurbanı kesmemiz…

Her aşamasında ayrı bir mutluluk vardı.

Şimdi 11. Kattaki evimin balkonundan şehrin ışıklarına bakıyorum. Koskoca evimizde kocaman bir yalnızlığın pençesinde , birkaç saat sonra ulaşacağım bayram sabahını bekliyorum. Aslında ne ben Bayramı bekliyorum, ne de bayram beni!

Kafam da binbir sual!

Gazze'de öldürülen çocuk!

Bir tabak yemek için bekleşen yavrucakların çıplak ayağı!

Zulme uğrayan mazlumların arşa çıkan feryadı!

Ve; Hissiz olmayı kişisel özgürlük alanı sayan kalabalıklar…

Modern zamanların yalnız insanı(yım)yız şimdi.

Londra'da, hasretli bir gurbet bayramında bile olmadığım kadar yalnız ve bayramsız!

Yaşadığımız zamanın en zor imtihanı bu olsa gerek.

Çok mu hızlı yaşıyoruz herşeyi?

Belki de hayatın hızını düşürmeli…

Hayırlı bayramlar dilerim.