Sınır Kadar Stratejik: Tarım

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Tarım toprağa tohum atmak, hasat zamanı ürün toplamak meselesi değildir. Bugün dünyada yaşanan her kriz, her savaş, her ambargo bize bir şey gösteriyor: Gıda, enerji kadar stratejik; hatta kimi zaman silahtan bile daha belirleyici bir güçtür. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın “Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil, ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım” sözü tam da bu gerçeğin altını çizmektedir.

Yakın geçmişe bakalım… Pandemi döneminde dünya devleri market raflarını dolduramaz hale geldi. Avrupa ülkelerinde insanlar un ve ayçiçek yağı kuyruklarına girdi. Rusya-Ukrayna savaşı başladığında tahıl koridorunun kapanmasıyla küresel piyasalarda nasıl bir panik yaşandığını hep birlikte gördük. 

Afrika’da açlık alarmı verilirken, Batı ülkeleri kendi vatandaşının gıda güvenliği için ihracat kısıtlamalarına yöneldi. İşte o gün anlaşıldı ki; toprağını kaybeden, üretimini küçümseyen ülkeler yarın bağımsızlıklarını da tartışmak zorunda kalabilir.

Türkiye’nin son yıllarda tarım alanında attığı adımları bu perspektiften okumak gerekiyor. 

Sulama yatırımları, stratejik ürün planlamaları, lisanslı depoculuk, yerli tohum projeleri ve kırsal kalkınma destekleri sadece ekonomik hamle değildir; aynı zamanda milli güvenlik yatırımıdır. 

Çünkü kendi kendine yetebilen bir ülke olmak, dışarıya bağımlılığı azaltmanın en sağlam yoludur.

Bir dönem bu ülkede tarım küçümsendi. Köyden kente göç “ilerleme” sayıldı. Tarlada kalan çiftçi yalnız bırakıldı. Bugün ise dünya yeniden toprağın kıymetini keşfediyor. Amerika’dan Çin’e kadar herkes gıda arzını koruma telaşında. 

Avrupa Birliği çiftçisini ayakta tutmak için milyarlarca avroluk destek paketleri açıklıyor. Çünkü artık mesele yalnızca ekonomi değil; sosyal istikrar, toplumsal huzur ve devletlerin ayakta kalabilme kapasitesidir.

Türkiye’nin bu süreçte güçlü bir avantajı var: bereketli topraklar, dört mevsim üretim imkanı ve üretmeyi bilen bir millet. Ancak bu avantajı koruyabilmek için tarımı stratejik sektör olarak görmeye devam etmek şarttır. 

Genç nüfusun yeniden üretime yönlendirilmesi, teknolojik tarım yatırımlarının artırılması ve çiftçinin gelir güvencesinin güçlendirilmesi önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları olacaktır.

Bugün savunma sanayiinde yerlilik oranını konuşurken nasıl gurur duyuyorsak, yarın soframızdaki ekmeğin, yağın, sebzenin yerli üretimle güvence altında olmasını da aynı bilinçle değerlendirmek zorundayız. 

Çünkü güçlü devlet sadece sınırını koruyan değil, vatandaşının sofrasını da güvence altına alan devlettir.

Tarım meselesi artık bir ekonomik tercih değil, milli egemenlik konusu. Bakan Yumaklı’nın sözleri bu nedenle sıradan bir bürokratik açıklama değil; yeni dönemin stratejik gerçeğidir.