Başarı, bilim, sevinç çığlığı duymalıydık, ama…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Son günlerde okullarda yaşanan saldırılar hepimizin içini yaktı. Bir okulun adı haber bültenlerinde başarıyla, bilimle, çocukların kahkahasıyla anılmalıydı.

Ne yazık ki şimdi korkuyla, gözyaşıyla ve acıyla konuşuyoruz. Bunun kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur.

Okul dediğimiz yer, çocukların geleceğe hazırlandığı, öğretmenlerin emek verdiği, ailelerin gönül rahatlığıyla evladını teslim ettiği yerdir.

Oraya uzanan her kötü niyetli el, aslında toplumun vicdanına uzanmıştır. Bu olayları en sert şekilde kınıyoruz.

Ama bugün sadece öfke yetmez. Biraz da sınıfların içindeki sessizliği duymamız gerekiyor. Çünkü o sınıflarda bugün sadece öğrenciler değil, öğretmenler de tedirgin.

Her sabah kapıyı açıp derse giren öğretmenlerimizin yüreğinde artık başka bir ağırlık var.

Çocuklara belli etmeden ayakta durmaya çalışıyorlar. Gülümseyerek “Günaydın çocuklar” diyorlar ama içlerinde bin bir düşünce dolaşıyor.

Öğretmen olmak zaten başlı başına fedakârlıktır. Kendi derdini dışarıda bırakıp sınıfa girersin. Evdeki sıkıntını cebine koyup çocukların karşısına geçersin.

Bir öğrencinin mutsuzluğunu yüzünden anlarsın, diğerinin sessizliğini fark edersin, bir başkasının başarısı için mesai harcarsın.

Kimsenin görmediği nice yükü sessizce taşırsın. İşte öğretmenlik biraz da budur.

Şimdi o güzel insanların omzuna bir de güvenlik kaygısı yüklenmemeli. Bir öğretmen ders anlatmayı düşünmeli, çocukları korumak zorunda kalmayı değil.

Bir öğretmen sınav hazırlığını düşünmeli, korkuyu değil. Bir öğretmen teneffüste öğrencisinin mutluluğunu konuşmalı, güvenlik endişesini değil.

Bu yüzden bugün öğretmenlerimize sadece “geçmiş olsun” demek yetmez.

Onlara açıkça şunu söylememiz gerekir: Yalnız değilsiniz. Sizi görüyoruz. Sizi anlıyoruz. Sizin emeğinizin farkındayız. Çünkü bu ülkenin sessiz kahramanları çoğu zaman öğretmenlerdir.

Alkış istemeden çalışırlar, gösteriş yapmadan emek verirler, yorulsalar da vazgeçmezler.
Velilere de görev düşüyor, yöneticilere de topluma da…

Öğretmeni yalnız bırakan hiçbir sistem güçlü olamaz. Öğretmenin huzurlu olmadığı yerde okul huzurlu olmaz.

Öğretmenin değer görmediği yerde çocuklar gerçek güveni hissedemez.
Bugün çocuklarımız için dua ederken, öğretmenlerimizi de unutmayalım. Çünkü onlar her gün onlarca evladı kendi evladı gibi sahiplenen insanlar.

Bir kalemi tutmayı öğreten de onlar, hayata tutunmayı öğreten de…

İnanıyoruz ki bu karanlık günler geçecek. Okul bahçeleri yine çocuk sesleriyle dolacak.

Koridorlarda yine neşe yankılanacak. Ve o gün geldiğinde yine sınıfın kapısını ilk açan kişi öğretmen olacak. Her zamanki gibi sessizce, sabırla, sevgiyle…