İnsanlık başlangıç noktasına geri dönecek!
Bu cümle size oldukça iddialı ya da bir komplo teorisi olarak gelebilir.
Ya da şöyle düşünebilirsiniz…
İnsanlığın başlangıç noktası neresi?
Son yıllarda küresel ısınma söylentilerine hepimizin kulağı aşina. Küresel ısınma şöyle geliyor, böyle yapacak vs.
Evet küresel ısınma geldi çattı ve bizleri kavurmaya başladı. Dünya ciddi bir su sıkıntısına doğru ilerliyor.
Çoğu ülke yıllardır kendi arazi şartlarının olumsuzluğuna karşın topraksız tarım yapma girişimindeylen şimdi ise susuz tarımı nasıl yapacağını düşünür vaziyette.
Çünkü su sıkıntısı artık ciddi derecede kendini gösteriyor.
Susuz tarım olur mu?
Anlamsız bir soru.
Su olmadan tarım olmaz hatta olamaz.
Kuraklık tarım ürünlerinin en büyük düşmanı.
Geçtiğimiz yıl ülkemizde yaşanan don olayı nedeniyle ciddi bir kriz yaşandı.
Bu yıl ise tarım bölgelerimizde görüştüğümüz çiftçilerin en büyük endişesi susuzluk.
Bir çoğu bu duruma karşın kendince tedbir almaya başlamış.
Yağmur sularını stoklayacak basit ama etkili sistemler geliştirmiş.
Bu konuya ilişkin Tarım Bakanlığının da ciddi çalışmaları var.
Bir sonraki yazıda bunlara yer vereceğim.
Ama asıl konumuzda yani insanlığın başlangıç noktasına dönmek istiyorum.
Dünya gıda sorunu yaşıyor. Tarım ürünleri ve hayvancılık önümüzdeki 50 yılın en büyük gelir kaynağı olacak.
Bu kadar çok petrol ve enerji kaynağı söylentileri bir anda yerini tarımsal söylentilere bırakacak.
Dünyayı bekleyen kuraklık bir süre deniz suyunun artılmasıyla geçiştiririz düşüncesiyle avunsada ekolojik sistemde değişiklik bunun basit olamayacağını gösterecek.
Çözüm yolu…
Bu işin çözümü nedir inanın ne ben ne de bilim adamları tam olarak biliyor.
Araştırmalar devam ediyor. Herkesin konuya ilişkin elbette fikirleri var.
Belki bu krizi biz göremeyeceğiz.
Ama sadece tarlasından yetiştirdiği ürünle beslenmeye çalışan bir nesil önümüzdeki yüzyılda olacak.
Belki de bu yazıyı birileri o dönemde bulup okuduktan sonra “Vay be adam kaç yıl önceden bu durumu bilmiş” diyecek.
Çünkü iki önemli söz biz Türklerin kulağında hep vardır. Bir, ‘Görünen köy kılavuz istemez.’ İki, ’Görünen köy uzakta değildir.’
Türk Milli Takımı ABD yolcusu
Bizim Mustafa ile maçı izlerken hop oturup hop kalktık. İnanılmaz gerildim.
En son bu gerginliği Beşiktaş-Lyon maçında yaşamıştım.
Finalin kapısından dönmüştük. Neyse konuya dönelim. Kimse kızmasın ve alınmasın Milli Takım Romanya ve Kosova maçlarında iyi oynamadı.
Hatta beklenenin altında bir performans gösterdi.
Montella tabiki hoca olarak bir strateji belirlemiş ona göre kurgulamış olabilir. Her şeyi planlı gitmişte olabilir. Lakin futboldan biraz anladığımı düşüyorum.
Kosova bir gol atsaydı işimiz zordu neyse ki atmadı.
Bundan sonra sahada daha iyi mücadele eden bir takım görmek bizi memnun edecektir.
Şu an ki Milli Takım kadrosu 2002 de katıldığımız dünya kupası kadrosundan daha iyi bir kadro.
Yani kupayı kaldırıp gelecek kalitede oyuncularımız var.
2002 de 3'üncü olduk şimdi neden Şampiyon olmayalım. Gerçi o dönem Şenol Güneş hocamızın hakkını yemeyelim.
Turnuvaya giderken yerden yere vurmuşlardı hocayı.
Elbisesinden saçına kadar laf etmişlerdi.
Şimdi ki kadromuz daha iyi ve yere göğe sığdıramadığımız bir Montella ile gidiyoruz ABD’ye.
Bakalım sonuç ne olacak…