Port Artur’dan “Şompol”a

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Kırım Tatar, Tatar ve Başkurt halk kültüründe “Port Artur” adında bir türkü vardır. 1904-1905 Rus-Japon Savaşı sırasında, en ağır çarpışmaların Port Artur çevresinde yaşandığı günlerde ortaya çıkmıştır. 

Kırım Tatarları başka bir kıtada yaşanan bu savaşa sürüklendi ve onun için yiğitlik marşları yazmadı. Onların türküsü, ailelerini bırakıp canlarını tehlikeye atmak zorunda kalan, çoğunun adını bile duymadığı yerlere gönderilen genç delikanlıların türküsüdür. 

Bu, Kırım Tatarlarının kaderinin Kırım’dan çok uzaklarda belirlendiği ilk savaş değildi, son da olmayacaktı.

“Keçti baar, keldi küz

Ağlamaqtan şişti köz

Port-Arturğa ketemiz

Siz sağlıqnen qalıñız”

***  ***

“Bahar geçti, güz geldi,

Ağlamaktan gözler şişti.

Port Artur’a gidiyoruz,

Sağlıcakla kalın.”

Ne var ki Kırım’da da savaş propagandası yürütülüyordu. Tercüman gazetesinde Japonlar “azılı putperestler” olarak tanıtılıyor, seferberlik ise bir görev gibi sunuluyordu. 

Gazete imparatorluk sansürü altında çıkıyordu ve sesi her zaman halkın duygularıyla örtüşmüyordu: bir halkın “temsilcileri” onun görüşünü her zaman yansıtmaz. 

Bunu türkünün kendisi de gösterir: askere alınanlar ailelerine hiçbir coşku göstermeden veda eder. 14 Aralık 1904'te 900 Kırım Tatarı’nın silah altına alındığı biliniyor.

Rus-Japon Savaşı, toplumsal değişimin güçlü bir katalizörü oldu. 1905 Devrimi’nin sebeplerinden biri olan savaş, Kırım Tatarları arasında da sosyalist fikirlerin yayılmasına yol açtı. O yıllarda Kırım’da, başında bu fikirlerden etkilenmiş gençlerin bulunduğu Vatan Hadimi gazetesi çıkmaya başladı. 

Görüşleri Tercüman’dan belirgin biçimde farklıydı. Bu farkı Şamil Alâdin’in “İblisniñ ziyafetine davet” (Rusça: “Şeytanı Ziyafete Davet”) adlı hikâyesinde de görmek mümkündür: eserde öğretmen ve oyun yazarı Useyin Tohtarğazı’nın İsmail Gaspıralı ile tartışması anlatılır. Gazete uzun yaşamadı: devrimden sonra sertleşen sansür onu kapattı.

Ama tohumlar atılmıştı. Kırım Tatarları arasında yeni fikirlerle yoğrulmuş, cesur ve atılgan bir genç lider kuşağı yetişti: Numan Çelebicihan, Cafer Seydahmet, Asan Sabri Ayvazov.

Birinci Dünya Savaşı ve İç Savaş arifesinde Kırım Tatar toplumu yalnızca vatandaşlık kimliği açısından değil, ideolojik çizgilerde de bölündü.

Birinci Dünya Savaşı başlayınca imparatorluk, Kırım Tatarlarına yeniden askerî bir kaynak olarak yöneldi. Yönetim siyasi riski de hesaba katıyordu: Osmanlı ile aynı dinden olmak Kırım Tatarlarını potansiyel olarak “güvenilmez” kılıyordu. 

Bu yüzden onları Kafkas Cephesi’ne, Türklerin karşısına göndermemeye çalıştılar; Güneybatı ve Batı cephelerinde, Avusturya-Macaristan ve Almanya’ya karşı görevlendirdiler.

Çağdaşlarının tanıklıklarına göre cesurca savaştılar. Onlar için “Kırımlılar korkaklık bilmez” denirdi. 1916'daki Brusilov Taarruzu’na katıldılar ve Alman ile Avusturya-Macaristan birliklerinin elindeki stratejik tepelere yapılan hücumlarda öne çıktılar.

Şubat Devrimi’nden sonra karışıklık cepheye de ulaştı ve toplum yeniden bölündü. Alâdin’in bir başka dikkat çekici eseri “Tesselli”dir. Kırım Tatarcada “teselli” anlamına gelen bu ad, eserin kendisine pek uymaz: hikâye teselli vermez, üstelik hayli zordur. 

İç Savaş olaylarını ve Bademlik köyünden sıradan bir Kırım Tatar ailesinin trajedisini anlatır (adı “badem ağaçlığı” demek olan bu köyü yazar uydurmuştur). Kardeşler yalnızca karşı cephelerde yer almaz: biri diğerini öldürür. İdeoloji, kan bağından ve akrabalıktan güçlü çıkmıştır.

Peki ideolojiler vadettikleri iyiliği getirdi mi? Arkalarından çağıranlar da kaynak peşindeydi. Nisan 1918'de ise Kırım’ın güneydoğusunda, “savaş komünizmi” politikasına ve zorla tahıl toplamaya dayanamayan halk Karabiber İsyanı’nı başlattı. 

1919'da Bahçesaray’da Denikin’in Gönüllü Ordusu Kırım Tatar gençlerini zorla askere aldı; hizmeti reddeden 25 genç ölesiye dövüldü. Bu olayın ardından halk arasında “Şompol” türküsü doğdu.Kimi insan alıyordu, kimi ekmek.

“Şompol” ve “Port Artur” 1944'teki sürgün sırasında da söylendi. İki türkü arasında on beş yıl vardı, ama anlam aynı kaldı: imparatorlukların ve ideolojilerin büyük hedefleri başkalarının kanıyla gerçekleştirildi. Kırım Tatarları tarihin edilgen bir malzemesi değildi, ama seçimlerinin sınırlarını başkaları çiziyordu.