Yenidevir Gazetesi Gündem “We Are Secular, Sir” *

“We Are Secular, Sir” *

Türkiye’deki mütedeyyin toplumsal dönüşümü bir tehdit olarak okuyan bir zihniyet, laikliğini ispatlamak için çareyi pedofili suçlamalarıyla anılan bir isimden akıl istemekte buldu. Robert Koleji’nin bağış arayışı, sekülerlik iddiasının ahlaki sınırları nasıl kolayca aştığını gösteren ibretlik bir belgeye dönüştü. İstihbarat Raporu dergisi, ülkedeki muhafazakârlaşmadan şikâyet edenler, çocuk istismarından yargılanan bir figürü meşru bir muhatap olarak görmede tereddüt etmediğini ortaya çıkaran belgeleri yayınladı.

4 Dakika
Okunma Süresi

Belgelerde, Robert Koleji yönetimi adına hareket eden Thomas Jr.’ın, Türkiye’de muhafazakârlaşmanın arttığını savunarak okulun “misyonunu” anlatmak için Jeffrey Epstein’dan bağış stratejisi ve temas kurulabilecek vakıf ve milyarderler konusunda fikir istediği görülüyor. Yazışmalarda ayrıca, Robert Koleji müdürünün New York’ta Epstein ile görüştürülebileceğinin teklif edilmesi, pedofili suçlamalarıyla anılan bir ismin meşru bir muhatap olarak kabul edildiğini açıkça ortaya koyuyor.

Laiklik, bu tabloda bir ilke olmaktan çıkıp küresel elitlere sunulan bir sadakat beyanına indirgenmiş görünüyor. “Biz seküleriz” deme telaşı, kimin kapısının çalındığını önemsizleştirirken, Türkiye’ye yukarıdan bakan dil tüm çıplaklığıyla ortaya saçılıyor. Belgeler, sekülerlik söylemiyle örtülmeye çalışılan bu etik çöküşün artık inkâr edilemez olduğunu gösteriyor.

..* Biz Seküleriz Efendim

ABD Adalet Bakanlığı’nın dün yayımladığı belgeler, Türkiye’de saygınlığıyla bilinen Robert Koleji’nin 2014 yılında içine düştüğü acınası tabloyu gözler önüne serdi. Belgeler arasında yer alan 7 Kasım 2014 tarihli bir e-posta yazışması, okulun bağış arayışı sürecinde, daha sonra pedofili suçlamalarıyla dünya çapında infial yaratan Jeffrey Epstein’dan fikir ve destek talep ettiğini ortaya koyuyor. Belgelere, İstihbarat Raporu dergisi ulaştı.

Yazışmanın taraflarından biri, aynı zamanda New York Times muhabiri olan Thomas Jr. Mailinde Robert Koleji’nin tarihine vurgu yapan Thomas Jr, Türkiye’yi hedef alan dikkat çekici ifadeler kullanıyor. “Muhafazakâr İslam’ın sosyal hayata ve eğitim sistemine giderek daha fazla sızdığı bugünün Türkiye’sinde, bu yıl 150. yılını kutlayan Robert Koleji’nin misyonu hiç olmadığı kadar önemlidir” diyen Thomas Jr, ülkedeki mütedeyyin toplumsal dönüşümü adeta bir tehdit unsuru olarak resmediyor.

Thomas Jr, Robert Koleji’ne kaynak bulmak amacıyla Gates Vakfı’na başvurmayı düşündüklerini ancak bu konuda Jeffrey Epstein’ın görüşünü almak istediğini açıkça ifade ediyor. Mailinde, “DEAŞ’tan sonra Türkiye çok muhafazakâr bir yere doğru gidiyor” diyen Thomas Jr, mevcut hükümetin Robert Koleji’nin “misyonunun önemini kavrayamadığını” öne sürerek, bu atmosferde okulun değerini anlatmak için daha agresif bir bağış kampanyası yürütülmesi gerektiğini savunuyor.

Daha da dikkat çekici olan ise, Thomas Jr’ın, 2014 yılında Robert Koleji’nin müdürünün New York’ta bulunacağını belirterek, isterse Epstein ile yüz yüze görüştürebileceğini söylemesi. Türkiye’deki toplumsal ve dini hassasiyetleri hedef alan bu bakış açısının, çocuk istismarı suçlamalarıyla anılan bir isimle aynı masaya oturmayı sorun görmemesi, belgelerin en çarpıcı yönü olarak öne çıkıyor.

Thomas Jr, babasının da Robert Koleji yönetim kurulunda yer aldığını ve kendisinin uzun yıllar Türkiye’de yaşadığını vurguladıktan sonra, Epstein’a şu ifadelerle sesleniyor: “Sadece düşüncelerinizi almak ve bu hikâyeyi sunabileceğim başka vakıflar ya da milyarderler hakkında fikirlerinizi görmek istedim. Utanmasızca yaptığım bu bağış toplama tanıtımını burada bitiriyorum.”

Epstein’ın yanıtı ise kısa ve manidar: “Görüştüğümüzde bana daha fazlasını anlat.”

Jeffrey Epstein, en küçüğü 14 yaşında olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı kurmak suçlamalarıyla yargılanıyordu. Epstein, tutuklu bulunduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulundu.

Açıklanan dava dosyalarında Prens Andrew’dan Bill Clinton’a, Donald Trump’tan Ehud Barak’a kadar birçok ünlü ismin adının geçmesi dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. FBI ve ABD Adalet Bakanlığı ise yaptıkları incelemeler sonucunda, Epstein’ın hücresinde intihar ettiği sonucuna vardıklarını ve “müşteri listesi” tutulduğuna dair somut bir kanıt bulunamadığını açıklamıştı.

Ancak belgeler, Robert Koleji örneğinde olduğu gibi, Epstein’ın yalnızca karanlık bir istismar ağının değil, aynı zamanda küresel elitlerin bağış, nüfuz ve ilişki ağlarının da merkezinde yer aldığını bir kez daha ortaya koyuyor