Suriye’nin doğusunda tansiyon yeniden yükseldi. Halep vilayetinin Deyr Hafir çevresinde, Suriye ordusu ile SDG (YPG/PKK) arasında ipler bir kez daha gerildi. Terör örgütü SDG’ye ait insansız hava araçlarının (İHA) geçtiğimiz günlerde Suriye ordusuna ait noktalara yönelik saldırısı sonrasında, rejim güçleri misilleme operasyonu başlattı. Operasyon, doğrudan Türkiye sınırına yakın bir bölgede gerçekleşmesi nedeniyle bölgesel güvenlik açısından da dikkatle takip ediliyor.
Gelişmeler, Suriye’de 10 Mart Mutabakatı kapsamında SDG’nin rejime entegre olması gerektiği sürecin tamamen çıkmaza girdiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
SDG İHA saldırısıyla başlattı, Suriye ordusu karşılık verdi
Suriye devlet televizyonu El-İhbariyye’nin aktardığına göre, SDG tarafından fırlatılan insansız hava araçları, geçtiğimiz günlerde Halep kırsalında rejim güçlerine ait bir kontrol noktasını hedef aldı. Saldırıda, aralarında sivillerin ve polislerin de bulunduğu en az 6 kişi yaralandı. Suriye ordusu, saldırının ardından harekete geçti ve İHA’ların fırlatıldığı SDG noktalarını hedef alan bir karşı saldırı düzenledi.
Askeri kaynaklara göre, saldırılar noktasal olarak gerçekleştirildi ve “sınırlı misilleme” kapsamında planlandı. Ancak taraflar arasında zaten kırılgan olan denge, bu olayla birlikte daha da sarsılmış durumda.
Misilleme noktasal ama mesaj net: “Bu saldırılar yanıtsız kalmayacak”
Suriye ordusu kaynakları, yapılan açıklamalarda operasyonun sivilleri hedef almadığını, yalnızca saldırıların geldiği noktaların nokta atışıyla vurulduğunu vurguladı. Ancak bu saldırı, sadece bir askeri misilleme olarak değil, aynı zamanda "yeniden sahada varız" mesajı olarak da okunuyor.
Rejim güçlerinin bu saldırıya bu kadar hızlı karşılık vermesi, Suriye’nin doğusunda dengelerin yeniden değişmekte olduğunu ve SDG’nin artan faaliyetlerinin artık doğrudan tehdit olarak algılandığını gösteriyor.
10 Mart Mutabakatı fiilen çöktü mü? SDG’nin entegrasyon resti krizi büyüttü
Yaşanan gerilimin arka planında ise 10 Mart Mutabakatı yer alıyor. Bu anlaşmaya göre, SDG güçlerinin yıl sonuna kadar Suriye ordusuna entegre olması gerekiyordu. Ancak örgüt bu şartı reddetti. Bu durum, Suriye rejimi tarafından "ihanet" olarak yorumlandı ve sabır taşını son noktasına getirdi.
SDG’nin son saldırısıyla birlikte, bu mutabakat fiilen rafa kalktı. Suriye ordusu, artık SDG’yi sadece "müttefik olarak sorunlu bir aktör" değil, aynı zamanda aktif tehdit olarak değerlendiriyor.
Türkiye sınırındaki hassasiyet arttı: Yeni çatışmalar yayılabilir mi?
Gerilim, yalnızca Suriye iç siyaseti açısından değil, Türkiye için de doğrudan güvenlik riski taşıyor. Deyr Hafir’in, Halep kırsalında yer alması ve Türkiye sınırına olan görece yakınlığı, Ankara’nın da gelişmeleri yakından izlemesine neden oluyor.
Özellikle Türkiye’nin terörle mücadele kapsamında SDG/YPG unsurlarına karşı hassas tutumu, bu bölgede yaşanacak her türlü yeni çatışmanın Türkiye’nin güvenlik politikalarını doğrudan etkileme potansiyeline sahip olduğu anlamına geliyor.
Bölge yeni bir çatışma dönemine mi giriyor?
Suriye’deki bu son gerilim, bölge genelinde yeni bir çatışma sürecinin habercisi olabilir. SDG’nin ABD destekli yapısı ve Suriye ordusunun ise İran ve Rusya destekli olması, yaşanan her saldırıyı sadece yerel bir gerginlik değil, aynı zamanda büyük güçlerin rekabeti çerçevesinde bir sinyal haline getiriyor.
Bu süreçte atılacak her adım, yalnızca Halep kırsalında değil, Rojava, Haseke, Deyrizor gibi bölgelerde de domino etkisi yaratabilir. Özellikle SDG'nin saldırgan tutumu devam ederse, Suriye ordusunun yanıtları daha da sertleşebilir.