Yenidevir Gazetesi Gündem Irak TV’sinin Yayınlayamadığı O Röportaj Yenidevir’de “Mazlum Abdi’ye Dedim ki...”

Irak TV’sinin Yayınlayamadığı O Röportaj Yenidevir’de “Mazlum Abdi’ye Dedim ki...”

Devrik rejimin onlarca yıl süren zulmünün Kürtler dâhil tüm Suriyelileri kapsadığını ve yeni dönemin eşit vatandaşlık temelinde inşa edileceğini ifade söyleyen Şara, Devrim farklı kimliklerin ortak mücadelesiyle gerçekleşti. Kürtler, bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Kürt toplumunun hakları silahlı yapılarla değil, anayasal güvence ve devlet kurumlarına tam entegrasyonla korunabilir” ifadelerini kullandı.

6 Dakika
Okunma Süresi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, Kürtlerin haklarının yeni anayasa ile güvence altına alınacağını vurgulayarak, ülkenin birliği, hukukun üstünlüğü ve devlet otoritesinin yeniden tesisinin Suriye’de kalıcı istikrarın temelini oluşturduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı El-Şara, Shams televizyonuna verdiği kapsamlı röportajda, son 60 yılı aşkın sürede yaşanan zulümlerin yalnızca belirli bir kesimi değil, Kürtler dâhil olmak üzere Suriye toplumunun tüm bileşenlerini etkilediğini söyledi. Suriye devriminin, farklı kimliklere ve aidiyetlere sahip Suriyelilerin ortak mücadelesiyle gerçekleştiğini belirten El-Şara, Kürtlerin de bu süreçte önemli ve yapıcı bir rol oynadığını dile getirdi.

Ahmed El-Şara, devrik rejimin onlarca yıl süren iktidarı boyunca Suriye halkının tüm kesimlerinin, etnik ya da toplumsal ayrım gözetilmeksizin, ağır zulümlere maruz kaldığını belirterek, özgürlük sonrasındaki yeni dönemin eşit vatandaşlık, hukukun üstünlüğü ve devlet kurumlarının yeniden inşası esasına dayandığını vurguladı. El-Şara, bu sürecin tüm Suriyelilerin anayasal haklarını güvence altına alacağını, ülkenin toprak bütünlüğünü koruyacağını ve istikrar ile kalkınmayı güçlendireceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı El-Şara, özgürleşmenin Kürt halkına ve diğer tüm toplumsal bileşenlere yönelik zulümlere verilen ilk gerçek ve kapsamlı cevap olduğunu belirtti. Ayrımcı ve seçici politikalar izleyen, binlerce Kürdü vatandaşlıktan ve temel haklardan mahrum bırakan suç düzeninin yıkıldığını ifade eden El-Şara, devrik rejimin düşmesinin, Kürtlerin ve diğer Suriyelilerin haklarını yeniden kazanmasının önünü açtığını söyledi.

El-Şara, devrim yıllarında da bazı kontrolsüz veya disiplin dışı grupların uygulamaları nedeniyle toplumun tüm kesimlerinin zarar gördüğünü, ancak imkânlar dâhilinde sivilleri ve özellikle Kürt toplumunu korumak için azami çaba gösterildiğini, bunun ilgili bölgelerde yaşayanların tanıklıklarıyla sabit olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı El-Şara, devrik rejimin mezhepsel ve etnik fay hatlarını derinleştirerek toplumsal bölünmeyi bilinçli şekilde körüklediğini, bunun da güvensizlik ve kırılganlık mirası bıraktığını belirtti. Suriye’nin özgürleşmesinin ise eşit vatandaşlık, hukukun üstünlüğü, adil kaynak dağılımı ve hakların yasal ve kurumsal yollarla talep edilebildiği yeni bir dönemin kapısını araladığını vurguladı. Bu sürecin başarıya ulaşabilmesi için istikrar ve sükûnetin vazgeçilmez olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı El-Şara, özgürleştirme operasyonları sırasında devletin sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini ve askeri niteliğine rağmen insani boyutu gözettiğini söyledi. Halep’te, özellikle Şeyh Maksud Mahallesi’nde yaşananların; güvenliği ve istikrarı koruma, Suriye ekonomisinin can damarlarını savunma ve hukuku uygulama çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti.

Tekrarlanan saldırıların ve yerleşim bölgelerine yönelik tehditlerin bu adımı zorunlu kıldığını ifade eden El-Şara, operasyonun mümkün olan en düşük maliyetle yürütüldüğünü, siviller için güvenli geçiş koridorlarının sağlandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı El-Şara, Şam’a varışından yaklaşık bir buçuk ay sonra Mazlum Abdi ile gerçekleştirdiği ilk görüşmede kendisine, “Eğer Kürt toplumunun hakları için mücadele ettiğini söylüyorsan, bir damla kan dökmene gerek yok. Kürtlerin hakları anayasa ile güvence altına alınacaktır” dediğini aktardı. Kürtlerin Suriye devriminin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan El-Şara, Kürt toplumunun tek bir yapı ya da yalnızca SDG ile temsil edilemeyeceğini, bu yapı içinde de ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi.

10 Mart Anlaşması ülkenin birliğini ve hakları güvence altına alıyor
Cumhurbaşkanı El-Şara, devletin SDG ile diyaloğa kan dökülmesini önleme ilkesiyle girdiğini belirterek, 10 Mart Anlaşması’nın Kürt toplumunun anayasal haklarını güvence altına aldığını, kültürel özgünlüğüne saygı gösterdiğini ve devletin tüm Suriye coğrafyasında egemenliğini tesis etmeyi hedeflediğini ifade etti. Anlaşmanın ayrıca ülke çıkarlarına hizmet etmeyen dış bağlantıların kesilmesini öngördüğünü ve bölgesel ile uluslararası düzeyde geniş kabul gördüğünü söyledi.

Anlaşmanın, Suriye’nin kuzeydoğusu dosyasında benzeri görülmemiş bir rahatlama sağladığını dile getiren El-Şara, ancak sahadaki uygulamanın ilerlemediğine dikkat çekti. Kürtlerin korunmasının sınır aşan silahlı yapılarla değil, yeni Suriye devletine tam entegrasyon ve siyasi-askeri kurumlara katılımla mümkün olduğunu vurguladı. Hakların anayasa ile güvence altında olduğunu, kota değil liyakatin esas alınacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı El-Şara, devletin 10 Mart Anlaşması’na bağlı olduğunu ve bunun tüm Suriyelilerin yararına olacak şekilde hayata geçirilmesini istediğini belirterek, SDG’nin önünde entegrasyon ve devlet inşasına katılım seçeneklerinin açık olduğunu söyledi. Suriye’nin birliği ve hukukun üstünlüğünün, hem ülkenin hem de bölgenin istikrarının temeli olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı El-Şara, anlaşmanın Şeyh Maksud’dan askeri unsurların çekilmesini, yalnızca mahalleden ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı sınırlı sayıda güvenlik personelinin kalmasını öngördüğünü, ancak bu çekilmenin gerçekleşmediğini söyledi. Tekrarlanan ihlaller, çatışmalar ve çevre mahallelere yönelik bombardımanın Halep’teki istikrarı olumsuz etkilediğini kaydetti.

Bu durumun, SDG içindeki çoklu karar merkezleri ve sınır ötesi bağlantılar nedeniyle ortaya çıktığını belirten El-Şara, askeri ve güvenlik mantığının örgüt kararlarına hâkim olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı El-Şara, Kürt toplumunun korunmasının silahlı örgütler, mahallelerin askerileştirilmesi ve tüneller kazılmasıyla değil; devletle tam entegrasyon ve siyasi, askeri ve güvenlik kurumlarına katılımla mümkün olduğunu söyledi. Suriye devletinin, tüm vatandaşların haklarının gerçek güvencesi olduğunu vurguladı.

Kürtlerin tarihsel olarak Suriye toplumuna entegre olduğunu, siyasi, eğitim ve idari hayata katıldığını belirten El-Şara, hükümette Kürt temsilcilerin bulunduğunu, parlamentoya ve egemen kurumlara katılım teklif edildiğini ifade etti. Devletin kimseyi dışlamadığını, bazı kesimlerin kendi tercihleriyle bu süreçten uzak durduğunu söyledi.

El-Şara, Şeyh Maksud operasyonunun sivillerin yüzde 90’ından fazlasının tahliye edilmesinden sonra gerçekleştirildiğini, uluslararası hukuk çerçevesinde güvenli geçişlerin sağlandığını belirtti. Bazı silahlı grupların sivillerin çıkışını engellediğini, hastaneler dâhil sivil tesisleri askeri amaçlarla kullandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı El-Şara, Suriye’nin kuzeydoğusunun petrol, gaz, tarım, su ve enerji gibi ulusal zenginliklerin büyük bölümünü barındırdığını, SDG’nin bu bölgedeki kontrolünün devleti kaynaklarından mahrum bıraktığını ve yeniden imar çabalarını sekteye uğrattığını ifade etti.

Devletin kimseyi tehdit etmediğini, ancak devlet dışı silahlı yapıların hem ulusal hem de bölgesel istikrarı tehlikeye attığını vurgulayan El-Şara, Irak deneyiminin Suriye ile kıyaslanamayacağını, coğrafi ve tarihsel koşulların farklı olduğunu söyledi.

Röportajın sonunda Cumhurbaşkanı El-Şara, devletin sivilleri korumaya, ihlalleri hukuk çerçevesinde soruşturmaya devam edeceğini belirterek; aklın ve hikmetin hâkim kılınması, başıboş silahların sona erdirilmesi ve güçlü, adil bir devlet inşa edilmesi çağrısında bulundu. Bu sürecin, yıllar süren acıların ardından tüm Suriyeliler için barış ve kalkınmanın kapısını aralayacağını ifade etti.