Hukukçular Derneği Gençlik Komisyonu tarafından düzenlenen “Suça Sürüklenen Çocuk Paneli: Adalet, Koruma ve Sorumluluk” programında çocuk suçluluğu, dijitalleşme, aile yapısı, bağımlılık ve rehabilitasyon süreçleri çok yönlü şekilde ele alındı. İstanbul’da gerçekleştirilen panelde hukukçular, akademisyenler, savcılar ve kamu temsilcileri çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir mesele olduğuna dikkat çekti.
Panelde özellikle “cezasızlık algısı”, dijital riskler, aile içi bağların zayıflaması ve çocukların psikolojik destek ihtiyacı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
“Suça Sürüklenen Çocuk” Paneli Boğaziçi Üniversitesi’nde Düzenlendi
Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de gerçekleştirilen panelde çocuk ceza adalet sistemi kapsamlı şekilde değerlendirildi. Programda:
- Çocuk suçluluğu,
- Dijital bağımlılık,
- Eğitim sistemi,
- Aile yapısı,
- Ruh sağlığı,
- Rehabilitasyon süreçleri,
- Önleyici sosyal politikalar
gibi kritik konular masaya yatırıldı.
Uzmanlar, çocukların yalnızca işledikleri suçlar üzerinden değil, onları suça sürükleyen nedenlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
TBMM Komisyon Başkanı Durgut: “Cezasızlık Algısı Kırılmalı”
Müşerref Pervin Tuba Durgut, çocuk suçluluğunun tek bir sebeple açıklanamayacağını belirtti.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı olan Durgut, özellikle:
- Aile bağlarının zayıflaması,
- Rehber eksikliği,
- Madde kullanımı,
- Dijital riskler,
- Ruh sağlığı sorunları
gibi faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Durgut ayrıca çocuklarda oluşan “cezasızlık algısının” yeniden suça yönelmeyi artırabileceğine dikkat çekerek, çocukların işledikleri fiillerin hukuki sonuçlarını bilmelerinin önemli olduğunu söyledi.
“Çocuğu Riskle Karşılaşmadan Desteklemek Gerekli”
Safa Koçoğlu ise konuşmasında çocukların adalet sistemiyle karşı karşıya kalmadan önce korunmasının önemine vurgu yaptı.
Koçoğlu’na göre:
- Gençlik merkezleri,
- Spor faaliyetleri,
- Psikososyal destek programları,
- Gönüllülük projeleri
çocukların riskli ortamlardan uzak tutulmasında kritik rol oynuyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan Dikkat Çeken Mesaj
Nevzat Tarhan, çocuk suçluluğunun yalnızca “suç” üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Tarhan, çocukların:
- Travmaları,
- Aile ortamı,
- Dijital maruziyeti,
- Psikolojik gelişimi
üzerinden analiz edilmesi gerektiğini ifade etti.
Tarhan’ın en dikkat çeken açıklamalarından biri ise şu oldu:
“Çocuk yetiştirmede yalnızca akademik başarı ve zekâ yeterli değildir. Çocuklara ahlaki ve insani değerler de kazandırılmalıdır.”
“İlk Suçta Cezaeviyle Tanışmak Sakıncalı”
Muhammed Demirel, çocukların ilk suç deneyiminde cezaeviyle karşı karşıya bırakılmasının ciddi risk oluşturabileceğini söyledi.
Demirel, çocukların tamamının aynı kategori içerisinde değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek özellikle tekrar eden ağır suçlarla ilk kez suç işleyen çocukların farklı ele alınması gerektiğini ifade etti.
“Suçun Tanımı Eğitim Müfredatına Girmeli”
Cengiz Apaydın ise hukuk bilincinin erken yaşta verilmesi gerektiğini savundu.
Apaydın’a göre çocuklara:
- Hangi davranışların suç olduğu,
- Suçların sonuçları,
- Hukuki sorumluluklar
okul döneminde öğretilmeli.
Savcı Apaydın ayrıca koruyucu ve önleyici çocuk politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Bir Çocuğu Kaybetmek Bir Nesli Kaybetmektir”
Mehmet Melih Gürselen ise konuşmasında çocuk suçluluğunun toplumsal boyutuna dikkat çekti.
Gürselen:
“Bir çocuğu kaybetmek, ister fail ister mağdur olsun, aslında bir nesli kaybetmektir”
ifadelerini kullandı.
Panelde ayrıca çocukların suça itilmesinde:
- Aile yapısı,
- Dijital medya,
- Sosyal çevre,
- Eğitim eksiklikleri,
- Psikolojik travmalar
gibi birçok unsurun etkili olduğu vurgulandı.
Uzmanlardan “Koruyucu Sistem” Vurgusu
Panelde konuşan uzmanlar, mevcut sistemde koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulandığını ancak bu tedbirlerin etkisinin yeterince takip edilmediğini söyledi.
Özellikle çocukların yeniden suça yönelmesini engelleyecek:
- İzleme mekanizmaları,
- Psikolojik destek süreçleri,
- Eğitim programları,
- Aile danışmanlığı
gibi sistemlerin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.