Kalibaf: ABD'ye Hâlâ Güvenmiyoruz
İran basınına konuşan Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile üzerinde uzlaşı sağlanan mutabakatın uygulanmasının tamamen karşılıklı yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlı olduğunu ifade etti.
Kalibaf, geçmiş tecrübeler nedeniyle ABD yönetimine güven duymadıklarını belirterek, "Nihai bir anlaşmaya varılsa ve hatta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylansa bile bunun güvenilir olduğu anlamına gelmez" dedi.
"Adım Karşılığında Adım" Vurgusu
İran Meclis Başkanı, mutabakat metnindeki tüm yükümlülüklerin karşılıklılık esasına dayandığını söyledi.
Kalibaf açıklamasında, "ABD yükümlülüklerini yerine getirmezse biz de herhangi bir adım atmayacağız. Anlaşma, adım karşılığında adım prensibi üzerine kurulmuştur" ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, taraflar arasındaki güven sorununun anlaşmanın uygulanma sürecinde belirleyici olabileceğine işaret etti.
Hürmüz Boğazı Mesajı
Kalibaf, küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı konusunda da değerlendirmelerde bulundu.
İran'ın uluslararası hukuk ve denizcilik kurallarına uygun hareket edeceğini belirten Kalibaf, boğaza kıyısı bulunan ülkelerin hem hakları hem de sorumlulukları bulunduğunu söyledi.
Kalibaf ayrıca, boğazın geleceğine ilişkin daha önce yaptığı açıklamaların arkasında olduğunu vurgulayarak, "Hürmüz Boğazı artık eski koşullarına dönmeyecek" ifadelerini yineledi.
300 Milyar Dolarlık Tazminat Detayı
Kalibaf'ın açıklamalarında dikkat çeken bir diğer başlık ise mutabakat metninde yer aldığı belirtilen 300 milyar dolarlık savaş tazminatı oldu.
İranlı yetkili, söz konusu kaynağın anlaşma metninde "yeniden imar ve ekonomik kalkınma" başlıkları altında yer aldığını belirtti. Konuyla ilgili ayrıntıların ise ilerleyen süreçte netleşmesi bekleniyor.
Gözler Uygulama Sürecine Çevrildi
İran ile ABD arasında imzalanan mutabakatın ardından taraflardan gelen açıklamalar, anlaşmanın uygulanma aşamasının en az müzakere süreci kadar kritik olacağını ortaya koyuyor.
Uzmanlar, özellikle yaptırımlar, ekonomik yükümlülükler ve bölgesel güvenlik konularında atılacak adımların anlaşmanın geleceğini belirleyeceğini değerlendiriyor.