Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan “İş ve Aile Yaşamının Uyumu 2025” araştırması, Türkiye’de çalışan milyonlarca kişinin görünmeyen yükünü ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumun önemli bir bölümü yalnızca iş hayatında değil, evde de yoğun bakım sorumluluğu üstleniyor. Özellikle kadınların iş gücüne katılımında bakım yükünün belirleyici rol oynadığı verilerle bir kez daha gözler önüne serildi.
59 milyon kişiyi kapsayan araştırma; çocuk, yaşlı, hasta ve engelli bakımının aile yapısı, çalışma hayatı ve ekonomik koşullarla nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyarken, uzun çalışma saatleri ve yüksek bakım maliyetleri dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı.
TÜİK 2025 Araştırması: Türkiye’nin “Bakım Yükü” Haritası Çıktı
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de 18-74 yaş grubundaki nüfusun yüzde 43,1’i aktif olarak bir yakınının bakımını üstleniyor.
Araştırmada bakım sorumluluğu kapsamında:
- çocuk bakımı,
- torun bakımı,
- yaşlı bakımı,
- hasta ve engelli bireylerin bakımı
yer aldı.
Verilere göre kadınların yüzde 45,6’sı bakım sorumluluğu üstlenirken, erkeklerde bu oran yüzde 40,6 olarak ölçüldü.
Bu tablo, Türkiye’de milyonlarca kişinin işten çıktıktan sonra ikinci bir “ev mesaisine” başladığını ortaya koydu.
Kadınların İş Hayatındaki En Büyük Engellerinden Biri Bakım Yükü
Araştırmanın en dikkat çeken sonuçlarından biri, bakım sorumluluğunun kadınların çalışma hayatına katılımını doğrudan etkilemesi oldu.
TÜİK verilerine göre:
- Bakım sorumluluğu olmayan kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 41,7
- Bakım sorumluluğu bulunan kadınlarda ise bu oran yüzde 37,8
olarak kaydedildi.
Uzmanlar, özellikle çocuk ve yaşlı bakımının büyük ölçüde kadınların üzerine yüklenmesinin ekonomik bağımsızlık ve kariyer planlaması açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.
Erkeklerde ise bakım sorumluluğu bulunmasının iş hayatına katılım oranını düşürmediği, aksine yüzde 86 seviyelerine kadar çıktığı görüldü.
Profesyonel Bakım Hizmetleri Neden Tercih Edilmiyor?
Araştırmada dikkat çeken bir diğer başlık ise profesyonel bakım hizmetlerinin kullanım oranı oldu.
Çocuk veya yaşlı bakımı konusunda profesyonel destek almayanların oranı oldukça yüksek çıktı. Verilere göre çalışan ailelerin yüzde 83’ü herhangi bir kurumsal bakım hizmetinden yararlanmıyor.
Bunun temel nedenleri arasında:
- yüksek maliyetler,
- aile içi çözüm tercihleri,
- güven problemi,
- erişim zorlukları
yer aldı.
Araştırmaya göre ailelerin yüzde 50,8’i bakım sorununu eşler arasında çözmeye çalışıyor.
Profesyonel destek almayanların yüzde 17,6’sı ise bakım hizmetlerinin çok pahalı olduğunu belirtti.
Uzun Mesai Saatleri Hayatı Zorlaştırıyor
Hem çalışan hem de bakım sorumluluğu taşıyan milyonlarca kişi için en büyük problemlerden biri de uzun çalışma saatleri oldu.
TÜİK araştırmasına göre iş ve aile yaşamını dengede tutmakta zorlanan yaklaşık 4,3 milyon kişi bulunuyor.
Katılımcıların en büyük şikayetleri arasında:
- uzun çalışma saatleri,
- iş yoğunluğu,
- fiziksel ve mental yorgunluk,
- trafikte geçen süre
ilk sıralarda yer aldı.
Özellikle büyükşehirlerde yaşayan çalışanların günün önemli bölümünü yolda geçirdiği, bunun da aile yaşamını doğrudan etkilediği vurgulandı.
Türkiye’de “Görünmeyen Emek” Tartışması Yeniden Gündemde
Uzmanlara göre araştırma sonuçları, özellikle kadınların üstlendiği görünmeyen emeğin ekonomik sistem içerisindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı.
Ev içi bakım sorumluluğunun:
- kariyer planlarını,
- çalışma sürelerini,
- gelir düzeyini,
- psikolojik sağlığı
doğrudan etkilediği belirtiliyor.
Sosyal politikalar, kreş desteği, esnek çalışma modelleri ve bakım hizmetlerinin erişilebilir hale getirilmesi gibi başlıkların önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılması bekleniyor.
Türkiye’de Çalışanların Ortak Sorunu: İşten Sonra İkinci Mesai
Araştırma, Türkiye’de milyonlarca kişinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir yük taşıdığını da ortaya koydu.
Özellikle çocuk sahibi aileler, yaşlı yakınlarına bakan bireyler ve kadın çalışanlar açısından iş-aile dengesi giderek daha büyük bir sorun haline geliyor.
Ekonomik koşullar nedeniyle profesyonel destek alamayan aileler ise çözümü kendi imkanlarıyla üretmeye çalışıyor.