ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelere ilişkin ortaya atılan yeni iddialar, Orta Doğu’da tansiyonu yeniden yükseltti. İsrail basınında yer alan haberlere göre Washington yönetiminin Tahran’a sunduğu mutabakat taslağı, İsrail cephesinde ciddi rahatsızlık yarattı. Özellikle İran’ın balistik füze programının tamamen sona erdirilmemesi ve yaptırımların hafifletilmesini içeren maddeler, Tel Aviv yönetiminde “güvenlik riski” olarak değerlendiriliyor.
İsrail merkezli medya kuruluşları, söz konusu anlaşmayı “İsrail için felaket” olarak yorumlarken, bölgede diplomasi ve savaş ihtimalinin yeniden karşı karşıya geldiği belirtiliyor.
ABD-İran Nükleer Anlaşması İsrail’i Neden Rahatsız Etti?
ABD ile İran arasında müzakere edildiği öne sürülen yeni mutabakat taslağında, İran’ın nükleer faaliyetlerine belirli sürelerle sınırlama getirilmesi planlanıyor.
Ancak İsrail basınına göre anlaşmanın en tartışmalı noktaları şunlar oldu:
- İran’ın balistik füze programının tamamen kaldırılmaması
- Ekonomik yaptırımların hafifletilmesi
- Uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen yasaklanmaması
- Kısıtlamaların yalnızca belirli bir süre için geçerli olması
İsrailli yetkililer, bu maddelerin İran yönetimini zayıflatmak yerine güçlendireceğini savunuyor.
“İsrail İçin Felaket” Yorumu Gündem Oldu
Yedioth Ahronoth gazetesine konuşan İsrailli bir yetkili, anlaşmayı sert sözlerle eleştirdi.
Haberde yer alan değerlendirmede şu ifadelerin kullanıldığı aktarıldı:
“Bu anlaşma İsrail için bir felaket olabilir.”
Yetkili ayrıca, İran yönetiminin içeriden baskı altında olduğunu ve ekonomik yaptırımların kaldırılmasının Tahran yönetimine “can simidi” sağlayacağını savundu.
İsrail tarafı, İran’ın yalnızca nükleer değil aynı zamanda füze kapasitesi ve bölgesel etkisinin de sınırlandırılması gerektiğini düşünüyor.
Tel Aviv’de Bölgesel Baskı Endişesi
İsrail basınında yer alan analizlerde, olası bir ABD-İran anlaşmasının ardından Tel Aviv yönetiminin bölgedeki askeri operasyonları konusunda uluslararası baskıyla karşılaşabileceği öne sürüldü.
Özellikle:
- Lübnan operasyonları,
- sınır güvenliği politikaları,
- ve bölgedeki askeri hareketlilik
üzerinde diplomatik baskı oluşabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle İsrail yönetiminin anlaşmaya yalnızca güvenlik açısından değil, siyasi ve stratejik açıdan da mesafeli yaklaştığı ifade ediliyor.
İran’dan “Anlaşma Yakın” İddialarına Yanıt
Öte yandan Muhammed Bakır Kalibaf, ABD medyasında çıkan “anlaşmaya çok yakın olunduğu” yönündeki haberleri yalanladı.
İran tarafı, müzakerelerin sürdüğünü ancak kamuoyuna yansıyan birçok bilginin gerçeği tam olarak yansıtmadığını savunuyor.
Tahran yönetimi, yaptırımların kaldırılması ve ekonomik normalleşme konusunda garanti talep ederken, ABD ise İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılmasını öncelikli şart olarak görüyor.
Trump’ın Açıklamaları Dikkat Çekti
ABD Başkanı Donald Trump daha önce yaptığı açıklamalarda:
“İran asla nükleer silaha sahip olmayacak”
ifadelerini kullanmıştı.
Ancak İsrail basınında yer alan haberlere göre müzakere edilen yeni taslak, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmuyor; yalnızca belirli bir süreyle sınırlandırıyor.
Bu durumun özellikle İsrail güvenlik çevrelerinde hayal kırıklığı yarattığı belirtiliyor.
Orta Doğu’da Yeni Dönem Mi Başlıyor?
Uzmanlara göre olası bir anlaşma:
- küresel enerji piyasalarını,
- petrol fiyatlarını,
- bölgesel güvenlik dengelerini
- ve ABD-İsrail ilişkilerini
doğrudan etkileyebilir.
Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim nedeniyle dünya piyasalarının müzakereleri yakından takip ettiği belirtiliyor.
İsrail ise İran’ın yalnızca nükleer değil, bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisinin de sınırlandırılmasını talep ediyor.