AYM’nin 64 yıllık rolü ve anayasal sistemdeki yeri
Anayasa Mahkemesi’nin 1961 Anayasası ile kurulduğunu hatırlatan Özkaya, bu yapının anayasanın üstünlüğü ilkesini güvence altına alan en önemli kurumsal mekanizmalardan biri olduğunu ifade etti. Mahkemenin, hukuk devleti ilkesinin Türkiye’deki en güçlü güvencelerinden biri olarak görev yaptığını belirtti.
Özkaya’ya göre AYM, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutarak sistemin dengede kalmasını sağlıyor.
“Çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli aktörü”
Özkaya, 1982 Anayasası ile birlikte AYM’nin yetkilerinin yeniden şekillendiğini, özellikle 2010 anayasa değişikliğiyle getirilen bireysel başvuru hakkının ise mahkemenin gelişiminde dönüm noktası olduğunu söyledi.
Bugün gelinen noktada AYM’nin, sadece ulusal hukukta değil, uluslararası insan hakları hukukuyla birlikte işleyen çok katmanlı bir hak koruma sisteminin önemli bir aktörü haline geldiğini ifade etti.
Anayasa yargısının işlevi ve önemi
Anayasa yargısının yalnızca teknik bir denetim mekanizması olmadığını vurgulayan Özkaya, bu yapının anayasanın üstünlüğünü hayata geçiren temel bir güvence olduğunu dile getirdi.
Anayasanın tüm kamu gücünü bağlayan en üst norm olduğunu belirten Özkaya, anayasal denetimin olmadığı bir sistemde hukuk devleti ilkesinin işlevsiz kalacağını ifade etti.
Bireysel başvuru ve uluslararası hukuk vurgusu
Özkaya, bireysel başvuru mekanizmasının AYM’yi yalnızca ihlalleri gideren bir kurum olmaktan çıkararak hukuk sistemine yön veren bir içtihat merkezi haline getirdiğini söyledi.
Bu mekanizma sayesinde AYM’nin, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir yapıya dönüştüğünü belirtti.
Dijitalleşme ve erişilebilirlik artıyor
Mahkemenin son yıllarda şeffaflık ve erişilebilirlik alanında önemli adımlar attığını ifade eden Özkaya, özellikle dijital imkanların genişletilmesiyle bireysel başvuruların daha kolay yapılabildiğini ve mahkemeye erişimin arttığını vurguladı.
Ayrıca kararların düzenli şekilde kamuoyuyla paylaşılmasının, yargı süreçlerinin daha anlaşılır hale gelmesine katkı sağladığını belirtti.
Sempozyum geniş katılımla gerçekleşti
AYM’nin 64. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen “Ne Bis In Idem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri” başlıklı sempozyuma, Ömer Kerkez, Saadet Yüksel ve William Massolin gibi önemli isimlerin yanı sıra çok sayıda hukukçu katıldı.