Teşekkürler Bizim Çocuklar, pes etmek yok!
24 yıllık bir hasretin ardından nihayet Dünya Kupası'na katıldık.
Milletçe gururlandık, futbolcularımızla ve teknik kadro ile iftihar ettik.
Büyük bir heyecanla maç gününe kilitlendik. Sadece halk değil, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm kamu kurumları, özel sektör kuruluşları, yani herkes...
Türk, Kürt, Arap, her kim bu topraklarda yaşıyorsa hep birlikte büyük bir gurur ve heyecan duyduk ve duyuyoruz!
Afrika'dan, Türk Cumhuriyetlerine tüm İslam alemi Türk Milli takımını dualarıyla ve yürekleriyle destekliyor.
Topyekün birlik olduk.
Ve dün sabah ilk maçımızda çıktık. Rakip Avustralya idi. En başından beri tüm spor yorumcuları Avustralya'nın zayıf bir rakip olduğunu ve kolaylıkla alt edeceğimizi söylediler. Teknik direktör Montella ve futbolcularımızda buna inanmıştı ve maçta herşeylerini ortaya koydular. Avustralya çok kapslı oynadı. Oyuncularının uzun boylu olması bizim için en büyük handikap oldu.
Birçok oyuncusu 1.90'ın üzerinde boya sahip. Hem kapalı oyun hem de boy avantajı bizim için kötü bir yenilgiye dönüştü.
Yenildik!
Yenildik ama bu Herşeyin bittiği anlamına gelmiyor. 2002 yılında Dünya 3. sü olduğumuz turnuvada ilk maçımızda Brezilya'ya yenilmiştik. Ama ilk maçta yenildiğimiz o turnuvada dünya üçüncüsü olup tarih yazmıştık.
Bu kez neden olmasın?
Asıl konu şu ki; Futbol bir oyundur. Teknik Direktör Montella gayet başarılı bir teknik adam ve bu takımı turnuvaya getirebildi. Bu zaten başlıbaşına bir başarı değil midir?
Futbolcularımız hakeza!
Buraya gelene kadar aslanlar gibi mücadele ederek bize bu heyecanı yaşatmadılar mı?
İtalya gibi bir dünya devinin dahi dünya kupasına katılma başarısı gösteremediği bir yerde bu başarı azımsanacak bir şey değil.
Milli takımımızın yenilgisini fırsat bilen fetöcü hesaplar ve Türk düşmanları sosyal medyadan hemen algı yapmaya ve millilerimizi eleştirmeye başladı.
Bu yavşak vatan hainlerinin gazına gelen bazı saftriklerde hemen Montella ve milli takımın aleyhine paylaşımlar yapmaya başladılar.
Bu futboldur kardeşim!
Kazanmakta var kaybetmekte!
Gönlümüz elbette yarı final, final hatta şampiyon olmayı çok istiyor.
Ama olamazsakta kıyamet kopmaz.
Bize bu gururu yaşatan milli takımımıza teknik heyetiyle ve futbolcusuyla birlikte herbirine teşekkür etmeliyiz ve edelim.
Onlara moral verelim ve yenilseler bile onlarla gurur duyduğumuzu hissettirelim.
Aksi halde onları şimdiden eleştiri yağmuruna tutmak haksızlık olur, nankörlük olur.