SURİYE GEZİMİZ 2: İlahi Adalet ve Siyasi Hesaplaşma
Halep’ten ayrılırken aklımda bu şehri bu hale getirenlerin baş aktörü olarak İran vardı. İran’ın desteklediği hükümet güçleri Halep’i kuşatmıştı. Şehre girdiklerinde gerçek bir sünni kırımı yapacaklardı. Türkiye, şehrin rejim güçlerinin eline geçtiğinde bir soy kırıma uğramaması için yoğun diplomasi telefonları düzenliyordu. Dönemin dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu İranlı mevkidaşına ulaşmak için defalarca telefonla aramasına rağmen telefona çıkmıyordu. Nihayet ağır baskılar karşısında telefona çıktığında da burayı aldığında halkın güvenliği için garanti veremiyordu. Türkiye’nin ağır baskısı üzerine Halep’in yerlileri Türkiye’nin ayarladığı otobüslerle İdlib’e götürülmesine nihayet razı odular. Yani eğer Türkiye bastırmasaydı onlar Halep’i aldıklarında gerçek bir Sünni katliama yapacaklardı.
Halep’i gezdiğimde bu olay aklıma geldi ve şu anda İran’ın yaşadığı saldırıların ilahi adelet olduğunu düşündüm.. Yine de İran halkı için endişe ettiğimizden tabi ki ABD/İtrail ittifakının başarısız olmasını istesek de İran’ın ne olduğunu da unutmamamız gerektiğini hatırladım. Şara’nın İran’ı destekleyen açıklamalarda bulunmamasını yaşananları düşündüğümde hak verdim… Suriye’yi bu hale getiren İran’dı. Onun mezhepsel taassubuydu. Esed’in arkasında durmasaydı ya da onu anlaşmaya ikna etseydi Suriye bu kadar uzun bir iç savaş yaşamazdı. İran aslında ektiklerini biçiyordu.
Suriye’nin çektiği bu sıkıntıların bir gün o coğrafyada da yankılanacağını, ilahi adaletin elbet tecelli edeceğini düşündüm. Bir taraftan yapıcı işleri desteklemek zorunda kalıyor, diğer taraftan da bu krizin derin müsebbiplerini vicdanımızda mahkum ediyorduk.
Halep bize şunu anlattı: Binalar tamir edilir, camiler yeniden inşa edilir; ama insanın içindeki o yıkılan "ahlak kalesi"ni onarmak, kaledeki hendekleri doldurmaktan çok daha zordur.
Haleb’in Öne Çıkan Özellikleri ve Tarihi
Biraz da Habe’in özelliklerini ve tarihini kısaca sizlere hatırlatayım…
Kadim medeniyetlerin düğüm noktası, ticaretin kalbi ve savaşın en hüzünlü tanığı... Halep, sadece bir şehir değil; bir hafıza deposudur. Yıkıntıların altında binlerce yıllık bir imparatorluk birikimi yatar.
İsmin Gizemi: "Halep" Ne Demek?
Halep’in tam adı "Haleb-u'ş-Şehba"dır. "Şahba", alaca veya gri anlamına gelir. Yaygın bir efsaneye göre, Hz. İbrahim bu bölgedeki bir tepede (bugünkü kalenin olduğu yer olduğu söylenir) konaklamış ve gri ineğini sağarak sütünü yoksullara dağıtmıştır. Arapça "Halaba" (sağdı) kökünden gelen Halep ismi, bu "süt sağma" eyleminden türemiştir.
Suriye’nin en büyük şehri olup 2.098 bin nüfusa sahiptir. Ama şimdi bu rakamın daha da artmış olduğunu düşünüyorum. Halep, dünyanın en eski sürekli yerleşim görmüş şehirlerinden biridir; MÖ altıncı binyıldan beri yerleşim yeri olmuş olmuştur.
Haçlı Seferleri ve Tarihsel Direniş
Halep, Orta Çağ boyunca İslam dünyasının kuzeydeki en güçlü kalkanıydı. Haçlılar bölgeye geldiğinde Antakya ve Kudüs’ü almayı başardılar ancak Halep’i asla tam olarak ele geçiremediler. Haçlılara karşı büyük uyanışı başlatan İmadeddin Zengi ve oğlu Nureddin Zengi, Halep’i bir direniş merkezi yaptılar. Kudüs'ün fethi aslında Halep'te kurgulanmıştı. Halep, Müslüman orduları için hem bir lojistik üs hem de manevi bir kale vazifesi gördü.
Ekonomik ve Siyasi Önem: “Suriye'nin Fabrikası”
Savaş öncesi Suriye’de şöyle bir deyim vardı: "Şam siyasetin, Halep ticaretin merkezidir." Halep, Suriye’nin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) neredeyse yarısını üreten devasa bir sanayi kentiydi. Tekstil, gıda, ayakkabı ve o meşhur defne sabunları dünyanın her yerine buradan yayılırdı. Tarihi İpek Yolu’nun son duraklarından biri olması, şehri her zaman zengin ve kozmopolit kılmıştır. "Halep oradaysa arşın buradadır" sözü, bu ticari güvenin bir nişanesidir. Bugünkü Türkiye’nin Gaziantep ve Kilis şehirleri de eskiden Halep’e bağlıydı.
Suriye İç Savaşı’nın “Kördüğümü”
Savaş başladığında Halep’in düşüşü veya elde tutulması, savaşın kazananını belirleyecek en kritik hamleydi. Şehrin özellikle doğu ve kırsal kesimleri, ekonomik adaletsizlikten en çok payı alan, daha muhafazakar ve kırsal kökenli nüfusun yaşadığı bölgelerdi. Bu sosyal yapı, Şam merkezli yönetime karşı biriken öfkeyi hızlıca bir isyana dönüştürdü. 2012-2016 yılları arasında şehir Doğu (Muhalifler) ve Batı (Rejim) olarak ikiye bölündü. Burayı ele geçirmek demek; Türkiye sınırına açılan kapıyı, ülkenin sanayi merkezini ve kuzeyin kontrolünü ele geçirmek demekti. Rejim; Rusya'nın hava desteği ve İran destekli milislerin yoğun kara harekatıyla, şehri ancak taş üstünde taş bırakmayarak (özellikle doğu kısmını) 2016 sonunda geri alabildi.
Bu durum şehre girdiğimizde eski Halep olan doğu bölgesinin neden yıkıntı haline geldiğini bize anlatmaktadır. Şehrin Batı tarafında pek bir yıkıntı yok iken buradaki modern binalar ayakta dururken doğu tarafındaki tüm tarihin yok edilmesinin nedeni de şehrin sosyolojik olarak bu bölünmüşlüğünden kaynaklanmıştır.
Sosyolojik ve Dini Yapı: Hoşgörü Mozaiği
Halep, Şam’a göre daha muhafazakar ama ticaretin verdiği pratiklikle daha dışa dönük bir sosyolojiye sahiptir. Sünni Müslümanların çoğunlukta olduğu şehirde, çok köklü bir Hristiyan (Ermeni, Süryani, Rum Ortodoks) nüfus yaşar. Ermeni tehcirinden sonrası bölgeye gelenlerin kurduğu mahalleler, Halep’in kültürel dokusunun ayrılmaz bir parçası olmuştur. Halep mutfağı, dünyanın en zengin mutfaklarından biri kabul edilir. 20'den fazla kebap çeşidi ve vişneli kebabıyla gurmelerin merkezidir.
Bugün Halep, fiziksel olarak toparlanmaya çalışsa da ruhsal ve ekonomik olarak büyük bir yara almış durumdadır. Doğu Halep hala bir enkaz yığınıyken, kale çevresindeki o sahte canlılık, halkın hayata tutunma inadından başka bir şey değildir. Batı Halep’de yıkıntılar az olduğu gibi yüksek binalar da mevcuttu. İlk planda bu tezat dikkatimizi çekmişti. Tarihi bölgelere yoğun saldırılar yapılmışken modern bölgelere saldırı az yapılmış olması bizi hayrete düşürmüştü. Sonra araştırdığımızda nedeninin bu olduğunu öğrenmiş olduk. Halep, Suriye'nin geleceğinin hala en büyük göstergesidir; Halep toparlanmadan Suriye'nin toparlanması sadece bir illüzyon olarak kalacaktır.