Horasan adı nereden geliyor?
Saffat Suresi 8. ayette geçen özel bir kelime olan Mele-i Âlâ lafzından mecazen doğduğu söylenir. Yani “yüceler divanı" manevi, işari mecaz manası yüklenerek yüksek ve yüce olan yer kast edildiğinden Horasan diye düşünülmüştür. Bu gökteki Mele-i Âlâ' nın dünyadaki çoğrafi izdüşümü Mekke ve Medine ve İslam'ın sancaktarlığının, İslam'ın yücelip kök salıp cihanı kuşattığı her yer Mele-i Ala kabul edilmiş, etkisine göre her bölge için kullanılmıştır.
Horasan bölgesinin kapsadığı irfanın çoğrafyası Hazar Denizi'nin kuzeyinde Amu Derya ve Siri Derya dediğimiz Maveraünnehir coğrafyasıdır…
En meşhur Türk İslam alimlerimiz Maturidi, Yesevi, Buhari ve niceleri orada yetişmiştir
Bu bölgeye verilen bir addır.
Bizim derin bilgimiz yani Devleti yöneten aklımız da oradan sirayet eder… Asırlardır Anadolu topraklarında var olan tasavvufi irfanda Anadolu irfanı tasavvufu buradan beslenir
Horasan bir coğrafyanın adıdır…
Birçok kimse bizim Erzurum ilimizin, Horasan ilçesi sanır ama oraya da zaten buranın ismi verilmiştir...
Kırgızistan'da Oş diye bir şehir vardır..
Hatta burası o kadar eskidir ki milattan önce Hz. İsa'nın konuşma yaptığı metinler orada da vardır…
İşte bu HORASAN yolunda olan dervişler derler ki, "Biz de Allah ne derse o olur"…
Bize hakkın lütfü o Mele-i Alâ'nın yani HORASAN damarının o tasavvuf irfanın İslam coğrafyasında kabul görmesi de yayılmış olması da bize lütuftur. Hakkın bağışıdır.
Fütüvvetin, Velayetin, Kerâmetin Melametin, Şecaatin, Mürüvvetin, Ahiliğin, Alpliğin, Gaziliğin,
Abdallağın, Bacılığın, İrfanın, Horasan ekolünün günümüzde dahi sürdürüldüğü bu köke bağlı olan güçlü bir yapı vardır. Horasan Erenleri böyle bir vazife yetkisi taşırlar. Bu Horasan Erenleri
içimizde aramızda ve diridirler, Horasan alperenlerin hilkati bir başkadır.
Belki ahir zamanda salih bakiyeler kutsal emanetlerini sahibi zamanın yoldaşları koruyucuları ensarları bunlardır. Bu alperenler
Hz Muhammed'in yoluna aşık
Hz. Ali karakterli, Hz Fatma karakterli yiğitler ararlar. Onları buldular mı bütün dünya onlarındır...
Lakin, nefsi ve şeytani düzenin sahipleri ile bunlara gerek gafil gerek kasti köle ve esîr olmuşlara ışık olup
Karanlığın zulmetini dağıtırlar. Maddi ve manevi cihadı, zülfikarları elinde Şah-ı Merdan misali yaparlar. En küçük mananın hakikatini ebleh olanlara istismar ettirmezler. Etmeye kalkanlar er ya da geç bela oklarına maruz kalırlar.
Horasan Erenleri rical gayrettedir.
Onlardan yeminlerinden cümleler
* Işık ve vuslatın birleştiği yer de Horasan erenin, mukaddes geleneğinin gaziyan-ı Rum Abdalan-ı Rum Ahiyan-ı Rum (yeminleri)
"Hakikatte hak, hak da söz oluncaya dek,
Ana da oğul, baba da oğul diyeti ödeninceye dek,
Toprak da HORASAN'I gözleyene dek,
Gerekirse Nizam-ı kızılla süsleyene dek,
Hilali, kanın da doyurana dek,
Toprağı sancakla sarana dek,
Atlarımızın, koşusunda nefes verene dek,
Yemine yemin, Allaha yemin olsun
Şehid olup ZAHİRDE VE BATINDA nizam-ı alem kurulana dek. Hakka bu dünyada varıp vuslata erip cemali müşahade edene dek. Dönmek yok durmak yok
Horasan şahlana, hilafeti yâr süslene"
Göreve değil, nizama yürürüz.
Batıla değil, hakka yürürüz
Şeytana, nefse değil, ruha yürürüz kemale gelip cana yürürüz