Sebze-Meyve fiyatları uçuyor!
Sosyal medyayı çoğu zaman hayatımıza getirdiği olumsuzluklarla anan biriyim ancak bu sefer iyi ki varmış diyorum.
Aksi halde domatesin kilosunun tarladaki üreticide 5-6 liraya satılıp, tüketicinin evine 200 liraya girdiğini öğrenemeyebilirdik. Salatalık, marul, soğan, sarımsak, patlıcan vesaire...
Bu ne yüzsüzlük, bu ne pişkinlik ve bu ne vicdansızlıktır ki, bir ürünü, yıl boyunca emek eden, tohumunu eken, sulayan, hasad edenden aldığın fiyatın 20 kat fazlasına satacaksın!..
Üstadın dediği gibi “Kurt yapmaz bu taksimi, kuzulara şah olsa. Yaşasın kefenimin kefili karaborsa”
Sorarsan diyeceklerki; Bunun nakliyesi, indiri, bindiri, aracısı, komisyoncusu falan filan...
Neresinden bakarsan bak bu hesap yanlış kardeşim. Yanlış hesap Bağdat'tan dönüyor ama biz de yıllar geçmesine rağmen bir türlü dönmüyor.
Her yıl mevsim döngülerinde, bayram öncesinde ve hatta pandemi de bunları yaşarız, birkaç konuşuruz kapanır gider.
Devlet yetkililerimiz "Bu konuda gerekeni yapacağız" Derler. Üçbeş market denetlenir, fahiş fiyatlara cezalar kesilir ama ne gam! Marketçi aynı akşam birkaç etikette fiyat yükseltir ve kazık yine tüketiciye girer.
Kumarcılarda meşhur bir deyiş vardır: Kasa asla kaybetmez!
Yani kazanan hep sermayedir, kartellerdir maalesef...
İşin siyasi tarafı da cabası!
Hatırlarsanız geçtiğimiz seçim öncesinde özellikle Erdoğan karşıtlığında birleşen bazı kartel marketler, aralarında anlaşarak fiyatları uçurmuşlardı. Aralarında yaptıkları anlaşma deşifre olmuştu ve siyasete hukuk dışı müdahale sayılan fahiş zam konusu arada kaynayıp gitmişti.
Hükümetin ve devletimizin ekonomik olarak zor bir süreçten geçtiği herkesin malumudur.
Bunun çeşitli mücbir sebeplere dayandığını da gerçeğe kör olmayan herkes biliyor.
Savaşlar coğrafyasının orta göbeğinde yaşıyoruz ve emperyalist küresellerin, hasseten katil siyonistlerin hedefinde olan bir ülkeyiz.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın vizyoner dış politikası sayesinde bunca marazın yaşandığı coğrafyamızda en güvenli ülke ve sığınılacak liman konumundayız.
Ancak ve fakat; İçimizde ki bizans tohumları ve yine içimizde ki siyonist mankurtları tarafından sürekli baltalanmaya, zayıflatılmaya hatta parçalanmaya çalışılıyoruz.
Her olumsuzluğu bir fırsata çevirmeye çalışan bu güruh, bazı işbirlikçi kartelleri de kirli emellerine alet ederek maalesef siyaseti dizayn etmeye çalışmak isteyebilir. Nitekim yakın geçmişte bunu denediler.
Şimdilerde meyve ve sebze fiyatlarının neredeyse altınla yarışması hiç hayra alamet değil.
Bu konu da hükümetin acil bir eylem planı hazırlayarak bu gidişata dur demesi elzemdir.
Bununla ilgili uzmanların elbette uygulayıp sonuç alabileceği birçok alternatif vardır.
En basitinden benim aklıma gelen ilk şey, fiyatlara bir taban fiyat zorunluluğu getirilmesidir. Belli bir rayiç bedelinin üstüne kimse çıkamamalı.
Hal yasası bir an önce çıkartılmalı. Sebze ve meyve fiyatları bir avuç kartelin insafına terk edilmemelidir.
Zincir marketlere ceza kesmenin önleyici bir tedbir olmadığını ve meseleyi çözmediğini yaşayarak gördük. Zira herifçioğulları kesilen cezayı yine tüketiciye misliyle ödetmenin her yolunu biliyorlar.
O zaman daha ağır cezalar gelmeli. Mesela ruhsatını iptal etmek, dükkanını süresşz kapatmak veya hapis cezası gibi...
Umar ve dilerim ki; Yetkililerimiz bu konunun önemine binaen ciddi kararları acilen ortaya koyarlar..