Vardır bi hayali/Aşk...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Her harf 'A' olmak ister, ilkidir harflerin... 

Ve her 'A'nın 'Ş' ye uzanmak muradı... 

Elele yürümek ister 'K'ya, 'AŞK'tır vuslat... 

Her harfin bir muradı var ama A'nın da vardır bir hayali... 

Harfler canlıdır, kelimeler canlıdır ve cümle candır... 

Bazen çiçek olur harfler, bazen gül bahçesi, kokusu olmasa da... 

En çokta şiir yakışır harflere! 

Kelimeler sihirlenir, cümle büyülenir ve her dize de dile gelir, konuşur harfler... 

Yanık bir türkü, bazen yürek dağlayan bir nağme, bazen coşkulu bir kırık hava... 

Aşka dair üç beş cümle de ben ettim şiir ustalarının affına sığınarak... 

Yaşadığımız çağın en büyük açmazlarından belki de en önemlisi duygusuzluktur. 

İnsanı, rasyonel, seküler, çağdaşlık gibi 'Duyu'lardan ibaret sayan, ruh, gönül ilişkisini gayri bilimsel gören, bilimsel olmayan herşeyi inkar eden felsefe ve düşüncelerin, insanı ve toplumu getirdiği yer tam bir çukurdur. 

"İnsan düşünen bir hayvandır" Diyen Aristoteles ya da "İnsanın maymundan türediğini" Söyleyen Darwin gibi ateist fikirlerin özellikle genç dimaglarda onulmaz yaralar açarak bazen öldürücü bir silaha dönüştürdüğünü en son Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta ki okul saldırılarında yaşayarak tecrübe ettik. 

Yazının konusu, bu sapkın eylemlerin kriminal veya sosyolojik tahlilinden ziyade "Sevgi, saygı, vicdan, merhamet" Gibi her insanda doğuştan var olan ilahi programın nasıl asimilasyona uğradığıdır. 

Sanal bir hayatın içine hapsedilen çocukların zihinleri tamamen "Hayvani dürtülerle" İdlal edilerek, insanı sadece biyolojik bir varlık olarak tarif ederek yalnızlaştırmış, adeta bir kasaba dönüştürmüştür. 

Oysa; Gerçek hayatta var olan insani duygular, duyuların aksine insana zengin bir yaşam alanı sunar. 

Ve; Bu zengin dünyanın kapısını açacak olan anahtar "Sevgi" Dir. 

Öylesine geniş bir alanı kaplar ki sevgi: Çiçeği, böceği, hayvanı, insanı ve doğayı size dost kılar. 

Sevdikçe merhamet kazanır kişi ve vicdani hisleri gelişir. 

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa saldırılarını düzenleyen katiller, telegram üzerinden çeteleşen grupların üyesi. Aynı sanal dünyadan beslenen, belki de canavarca hisleri, aynı adminlerin yönettiği çocuk terör gurubu tarafından manipüle edilmiş dijitalizm tarikatının üyeleri! 

Basına sızan bazı bilgiler, gurup üyelerinin genellikle Allah, din, devlet ve millet düşmanı olduğunu ortaya koyuyor. 

Çocukları severek büyütüyoruz. Elbette bütün ebeveynler çocuklarını sevgiyle büyütüyordur ancak doğru sevgi ile mi? 

Çocuğuna her istediğini almak, her istediğini emir kabul edip yerine getirmek doğru sevginin tezahürü müdür? 

Belki! 

Ancak; sonuçlara baktığımızda sağlama doğru çıkmıyor. 

Belki durduğumuz yerden ziyade, baktığımız yeri değiştirmeliyiz. 

Çağdaş ve seküler çocuklar yetiştirmek çağdaş ve insancıl bir birey olmalarını sağlamıyor. 

Bunun yerine insanı öncelleyen sevgiyi belletmeliyiz çocuklara. 

Allah'ı, peygamberi, ahireti, hesap gününü, vicdan ve merhamet etmezlerse, merhamet edilmeyeceklerini öğretmeliyiz. 

Hiçbir kötülüğün cezasız kalmayacağını, bir cana kıymanın bütün insanlığı öldürmekle aynı olduğunu, ilahi düsturları, haramı, helali ve Besmeleyi öğretmeliyiz çocuklarımıza. 

Çocuklarımızı Batının kokuşmuş fikirleriyle değil, Mehmet Akif'in "Safahat" I ile, Cemil Meriç, Necip Fazıl fikirleriyle hemhal etmeliyiz. 

Ömer Seyfettin, Kemalettin Tuğcu hikayeleriyle büyütmeliyiz. Kendi öz kültürümüzle, milli örf ve ananelerimizle tanıştırmalıyız çocuklarımızı. 

Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Mimuzin aşklarını öğrenmeli gençlerimiz. Aşkın biyolojik bir ilişki olmadığını bilmeli. 

Cemal Safi'nin "Benim adım aşk" Şiirini içine çekmeli gençler. 

Hülasa: Çocuklarımızı severek büyütmek, sadece saçlarını okşamak değil, onları zamanın tüm fitnelerinden, kötü fikirlerden muhafaza etmektir. 

Yolumuz doğruluk, pusulamız vicdan, azığımız merhamet olsun vesselam…