İnsanlık adalete susadı...
Zulmün arşa çıktığı bir zaman diliminin orta göbeğindeyiz.
Mevzu artık müslümana zulmün ötesine geçti.
Epstein adasında yapılan sapkınlıklar ortaya saçıldığında, meselenin "Şeytan ile İnsan" Arasındaki savaş olduğunu gayet net anladık.
İğrenç arzuları için küçücük çocukları akıl almaz şekilde hunharca kurban eden, kanını içen ve hatta etini yiyen hayvandan aşağı bir türün varlığı ifşa oldu.
Küçük kızlara hergün defalarca tecavüz edildiğini duyduk. Bunlar bir iddia değil, gerçeğin ta kendisi.
Geçtiğimiz gün ABD'de yaşayan bir kadın, kendisine günde üç kez, sistematik olarak tecavüz edildiğini, tecavüzü başlatanın günümüzün ABD Başkanı Trump olduğunu canlı yayında anlattı.
Aşağılık bir türle karşı karşıyayız!
Şeytanın çocukları, "Din, dil, ırk, mezhep" Ayırt etmeksizin insan nesline her türlü aşağılık zulmü yapıyor.
İçinde bulunduğumuz savaş sadece İslam coğrafyasında sürmüyor. Dünyanın her yerinde zulmeden bir türle insanlık arasında devam eden bir savaş var.
İsrail adındaki
Yahudi terör örgütü, sapık inancından aldığı talimatla İslam coğrafyasını ele geçirmeye ve müslümanları yok etmeye odaklanmışken, diğer coğrafyalarda ise Epstein benzeri yapılarla sapkın şeytanilerin tasmasını eline geçirerek hakimiyet kurmaya çalışıyor.
İnsanlığın adalete susadığı su götürmez bir gerçeklik. Adaleti, merhameti ve barışı savunan liderlere büyük bir sempati besleniyor zira insanlığın duymak istediği sözler bunlar.
Barışı ve adaleti savunan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez buna en iyi örnek.
Katiller tarihin her döneminde aynı tiyniyete sahipler.
Stratejileri ve eylemleri birbirinin aynısı. Moğollar'dan, günümüze soykırımcıların ortak hedefi hep masumlar oldu.
Çocuklar, kadınlar ve savunmasız siviller savaşların en çok zarar göreni ve katledilenleri oldu.
ABD, Wietnam'da yüzbinlerce masumu katletti!
Japonya'da atom bombasıyla yüzbinleri katletti!
Irak'ta, Afganistan'da, Suriye'de milyonları katletti!
Trump, İranı yok etmekten, bir medeniyetin yok edileceğinden söz ediyor.
ABD'nin medeniyet düşmanlığı yeni değil zira; milyonlarca Kızılderiliyi yok ettiler. Koskoca bir ırkı neredeyse yok ettiler.
İsrail Terör Örgütü, Gazze'de yüzbinlerce çocuk ve kadını katletti!
Bugün ise İran'a sebepsiz ve hukuksuzca saldırıyorlar ve yok etmeye çalışıyor.
Sapık ve tecavüzcü bir başkanın tasmasını eline geçiren yahudi terörist Netanyahu keferesi, sırtını ABD'nin askeri gücüne yaslayarak İslam coğrafyasında katliam üstüne katliam yapıyor.
On bin filistinliyi idam edeceğini tüm insanlığın gözüne baka baka söylüyor!
Ona bu cesareti veren sadece ABD'nin savaş gemileri değil!
İslam aleminin parçalanmışlığı, müslümanların korkaklığı!
Zilleti peşinen kabul etmişliği ve çaresizliği...
İnsanlık adalete ve merhamete susuz.
Ancak, adalet topalda olsa birgün mutlaka tecelli edecektir.
Zira; Küfür devam eder ama zulüm devam etmez.
Allah cc, bu zulme mutlaka dur diyecektir. Eğer insanlık görevini yapıp bu zulümleri durdurmazsa, Allah cc, elbette bu zulmü ve zalimleri yer ile yeksan edecek kudrete sahiptir.
Lakin; Allah'ın gazabı sadece zalimlere inmez!
Zulme rıza gösterenlerde bu gazaptan nasibini alır.
Sözün özü; İnsanlık bu zulme ve zalimlere sessiz kalmaya devam ederse, topyekun cezalandırılacak ve belki de yok oluşla karşı karşıya kalacaktır.
Nitekim, Kur'ân'ı Kerim'de gazaba uğrayıp yok edilen "Ad, Semud ve Lut" Kavimlerinden alınması gereken ibret ve çıkartılması gereken dersler vardır.