Türk dizileri hayatı zehirliyor!
Bir rus sosyolog Türk dizileri hakkında ki düşüncelerini dile getirmiş.
“Sürekli dedikodu, saldırganlık, acımasızlık ve aldatma konularını işleyen Türk dizileri dünyayı zehirliyor. Birkaç dizi hariç hepsi çöp!”
Aynı kanaatteyim hatta daha fazlası var.
Sabah kuşağı kadın programlarını gözden kaçırmış sosyolog.
Konuya ilişkin onlarca makale yazdım, veriler sundum, RTÜK'e seslendim ama heyhat! Ne bir ses ne de cevap geldi...
Öncelikle şunu hemen belirteyim: “Kötülük bulaşıcıdır ve her kötülüğün bir pazarı ve maalesef alıcısı vardır. ”
Türk televizyon dizilerinin, TRT yapımı birkaç aile ve tarih dizisi hariç, hemen hepsinde konular benzeşik ve Türk toplum yapısına mugayir senaryolardır.
İçerisine, mafya hesaplaşması, aşiret kavgası, bol kavga, aldatma, ihanet gibi Türk aile ve toplum yapımıza, kültürel geleneklerimize ve en önemlisi manevi değerlerimize tamamen zıt olan konu ve karakter sıkıştırılmayan bir tane bile dizi yok.
Patron sekreter ilişkisinden tutun, envay türlü rezalet dönüyor dizi filmlerde.
Sabah kuşağı kadın programları dersen rezilliğin dibi!
O kadar çarpık ilişkiler ve konular işleniyor ki; Buradan yazmaya bile hicap duyacağım şeyler.
Birbirine kaçan evli kadın ve erkekler, kayınvalidisiyle kaçan damat v,.s!..
Bu nasıl bir zihniyet, bu nasıl bir iğrençlik diyelim demesine de, bu olayları her an gündemde tutarak kanıksatan, sıradanlaştıran ve normalleştiren bu yayınları nereye koyalım?
Bir toplum için en tehlikeli olanı; Kültür ve inancından koparak kimliksizleşmesidir.
Yine en önemli tehlike; Kötülüğün normalleşmesidir ki, günümüzde tam olarak bunu yaşıyoruz.
En ahlaksız bir işret dahi birkaç kişi yaptığında ve sürekli gündem olduğunda sıradanlaşıyor ve mutlaka alıcı buluyor.
İnsanlar birbirinden etkilenerek suç işliyor çoğu kez. "Başkaları yapmış, ben de yapayım" Dürtüsü maalesef aklı, sağduyuyu öteleyerek iyiliğe galip gelmektedir. Özellikle kişiliği henüz oluşmamış bireyler ve genç kuşak bu olumsuz örneklerden çok çabuk etkilenmektedir.
Bu konu da devletin eğitim ve güvenlik çabaları yetersiz kalmaktadır. Zira bu konu paket bir müdahaleyi gerektirir.
En başta yapılması gereken, topluma zehir saçan, kötüyü ve kötülüğü kahramanlaştıran, normalleştiren dizi ve sabah kuşağı sektörüne önemli kısıtlamalar getirilmelidir.
Aksi halde; Toplumumuz ya Hollanda, Almanya ve diğer batı ülkelerinde olduğu gibi uyuşturucu batağına batmış gençlerle dolacak ya da latin Amerika ülkelerinde ki gibi "Mafya çeteleri" İle uğraşacağız.
Ahlaksızlık yayan diziler için zaten söylenebilecek en güzel tanımlamayı rus sosyolog yapmış;
" Hepsi çöp"
Ama zehirli çöp!
Toplumumuz, özellikle gençlerimiz bu zehirli çöplerden derhal kurtarılmalıdır.
Bir sonra ki yazımda bu konuyu tekrar işlemeye devam edeceğim zira bu konu hayati bir husustur.