Amerika’da Büyük Protesto: “Kral İstemiyoruz” Sesleri
Bugün, okyanusun ötesinden büyük bir gürültü ile yükselen "No Kings" (Krallara Hayır) sloganları, sadece bir siyasi figüre duyulan tepki değil; Amerikan sisteminin "ayrıcalıklı azınlık" ve "dokunulmaz elitler" düzenine karşı bir başkaldırı olarak okunabilir.
Çünkü eşi benzerine nadir rastlanır bir şekilde Amerikan halkı, başkent Washington’dan Minnesota’nın kasabalarına kadar uzanan bir hat oluşturarak, anayasal sınırların dışına taşan bir "mutlakiyet" arayışına karşı duruş reflekslerini sergiliyor.
Ülke sınırlarını taşan kitlesel öfke, 1776 kurucusu ruhunun 250 yıl sonra modern bir dille güncellenmesi olabilir mi diye düşündürüyor.
Öyle ki 1968’deki Vietnam Savaşı karşıtı protestolardan sonra görülmemiş bir kitlesel katılımla, 50 eyaletin tamamında yoğun bir yankı oluşturdu.
Fakat bu sefer Amerikan halkının elindeki tepki pankartlarında sadece siyasi talepler değil, aynı zamanda adalet sistemine duyulan derin inançsızlık ve durdurma talebi de var.
Epstein Dosyası ve İran Savaşı
Esasen bölgeyi ayağa kaldıran ve toplumsal öfkeyi harlayan temel konu, Epstein dosyası ve bu dosyanın etrafındaki gizem perdesidir.
Çünkü özellikle demokrat seçmenler gözünde "No Kings" sloganı, Epstein suç iddialarına rağmen kanunun üstünde tutulan, zenginlik ve güç zırhıyla korunan o "görünmez krallarla" da ilgili olduğu gözlemleniyor.
Nitekim Epstein davasında isimleri geçen siyasetçilerin, iş insanlarının ve "zenginlerin" yargı karşısındaki dokunulmazlığı, Amerikan halkı için "demokrasi" idealinin uygulanmasının önünde duran büyük bir nefreti doğurdu.
Protestocular, sokaktaki vatandaşa uygulanan sert federal müdahaleler ile Epstein’ın adasındaki o kirli ağlara yumuşak davranan adalet sistemi arasındaki uçuruma itiraz ettiği görülüyor.
"Kral istemiyoruz" derken, "hukukun üstünde kimseyi istemiyoruz" mesajı da veriliyor. Görünen o ki Epstein Skandalı, tüm dünyada olduğu gibi amerikalılarında isyan etmesine neden oluyor.
Hatta bugün gerçekleşen bu devasa isyan dalgası, organizatörlere göre 9 milyondan fazla kişinin katılımıyla tarihe geçti. Bu korkunç derecede yüksek katılım rakamını ifade ediyor.
Ayrıca Idaho’nun muhafazakar kasabalarından New York’un progresif sokaklarına kadar 50 eyalette eş zamanlı mitinglerin yapılması cumhuriyetçilerin güçlü olduğu alanlardan da katılımlar geldiğini ortaya çıkarıyor.
Bununla birlikte gerçekleşen protestolar yalnızca ABD’de değil; eş zamanlı olarak Fransa, İngiltere, Japonya ve Almanya gibi ülkelerden de destek aldılar. Farklı ölçeklerde olsa da planlamanın önceden çalışıldığı uluslararası alanda temsil edilen Kral İstemiyoruz haykırışına hazırlanıldığı görülmüş oluyoruz.
Dolayısıyla bu protestoların, meselenin sadece bir Amerikan iç meselesi olduğunu değil, "küresel elitizm" ve "otoriterleşme" sancısı olduğunu da ortaya koyuyor.
“Kral İstemiyoruz, Savaşa Hayır”
Göstericilerin ellerindeki pankartlar aslında Amerikan Anayasası'nın birinci maddesine atıf yapıyor.
Bu protestolar ile demokrasinin temelinde krallığa yer olmadığını, halkın buna karşı büyük bir direnç ve tepki gösterdiğini, Epstein gibi büyük suçlarla ilişkili kişilerin hukuktan kaçamayacağı ve Kasım ayına kadar seçimlerde söz sahibi olacaklarını iletmiş oldular.
Ayrıca göze çarpan bir diğer tepki de İran Savaşına yönelikti. Ellerindeki pankartlar, megafonla yaptıkları çağrılar, tiyatral gösteriler ve basın medya üzerinden paylaştıkları görüşler ile ABD’nin İran Savaşını derhal durdurmasını ve İsrail ile yolları ayırmasını istediklerini vurguladılar.
Görünen o ki demokrat tabanlı Amerikan halkı son yaşanan gelişmelerden hiç hoşnut değil ve belirsiz bir savaş karşısında sessiz kalmayacaklarını ilan etmekten çekinmeyecekler.