CHP'nin Belediye Başkanları!
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında ajanslara düşen haber şu şekilde:
Gözaltına alınan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın bir iş insanından 10 araç istediği, 3'ten fazlasını vermeyince aynı hafta o kişinin AVM'sini mühürletip 65 milyon TL ceza kestiği mağdur ve tanık beyanlarıyla ortaya çıktı.
Yalım'ın mal varlığının tamamını 2025'te şoförü Cihan Aras'a devrettiği belirlendi; yasak ilişki yaşadığı A.A.'yı 2024'te yüksek maaşlı kadroya aldığı ancak bu kişinin belediyede değil Yalım'ın özel tesislerinde çalıştığı, primlerinin belediye üzerinden ödendiği tespit edildi.
MASAK raporlarında şüphelilerin hesaplarında kaynağı tespit edilemeyen yüksek tutarlı para hareketleri, nakit işlemleri ve yurt dışından gelen yüksek tutarlı swiftler belirlendi; finansal işlemlerin hacmi ile şüphelilerin mali profili arasında ciddi uyumsuzluk saptandı.
Ne olmuştu?
Uşak, Ankara ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı; Yalım A.A. ile birlikte Ankara'daki lüks otelde 902 numaralı odada yakalanmıştı.
Suçlamalar ve deliller
10 araç talebi - 3'ten fazla verilmeyince AVM mühürlendi
65 milyon TL ceza - Reddedilen talepten sonra kesildi
Mal varlığı devri - Tümü şoförüne aktarıldı
A.A (sevgilisi) - Belediye kadrosunda gösterildi, özel tesiste çalıştı
HTS ve baz kayıtları - Beyanları teknik verilerle örtüşüyor
Suçlar - Rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma
CHP'li Belediyelerin karıştığı iddia edilen yolsuzluk, rüşvet, irtikap gibi ortaya saçılan suç iddianame sayfalarını yan yana dizseniz kilometrelerce yer tutacaktır.
"Akçeli işler" konusunda o kadar ileri gitmişlerki, kimisi “sıvacı ustası”nı, kimisi danışmanı”nı, kimisi de “şoförü”nü milyarder etmiş!
Sahip oldukları makamın gücünü kullanarak gencecik kızları şehvetlerine kurban edip kendilerine metres yapmışlar!
CHP'li sözde solcuların sık kullandığı bir jargon var: “Yozlaşmak”
CHP'li belediyeler yozlaşmanın dibine vurmuş!
İşin yüzsüzlük kısmı da ayrı bir trajedi.
Bugüne kadar, İstanbul başta olmak üzere, yolsuzluk ve vurgun suçlamasına maruz kalan belediye başkanları hakkında binlerce sayfalık suç delili, şahit, itirafçı varken, CHP'nin Genel Başkanı Özel ve yöneticileri, büyük bir pişkinlikle tüm bu olanların tamamının siyasi olduğunu ve iddialar eşliğinde tutuklu bulunanların masum olduğunu söyleyebiliyor.
Hukukta, masumiyet karinesine saygı duyarız elbette. Suçu ispat edilene kadar herkesin masum olduğuna eyvallah deriz.
Ancak; Haklarında ki suçlamalarla ilgili açık şekilde deliller bulunan kişileri peşinen masum ilan etmek hatta "Namusu üzerine" yemin edip bu zanlıların masum olduğunu iddia etmekte izaha muhtaçtır.
Dünyadaki en sağlam ortaklığın "suç ortaklığı" olduğu meşhur bir olgudur.
CHP'li belediyelerde ortaya, saçılan iddialar ve yine ortaya çıkan itirafçılar bu olguyu tarihe gömdü.
Zira suç ortakları, kendilerini kurtarmak için birbirini ifşa ve ihbar etmeye devam ediyor.
Uşak Belediye Başkanı hakkında ortaya atılan iddialar hukuki olarak büyük suçlamalar içerdiği kadar, vicdani ve insani açıdan da ahlaksızlık dolu!
Halkın verdiği oylarla "şehrin emini" Seçilen kişinin, bu nüfuzu 21 yaşında bir kızı kendine metres yapmak için kullanması, genç kızı belediye de işe alıp, uçkurunun faturasını halka ödetmesi ahlaksızlık değilde nedir?
CHP seçmeni artık buna dur demelidir!
Kendi oylarıyla seçtiği kişilerin hizmet yerine şahsi keyifleri için devletin parasını çarçur etmesine dur demelidir.
90'lı yıllarda Gaziantep'te yerel seçim kampanyasında konuşan CHP'nin adayı şöyle, demişti; “Kardeşim namaz kılan, Allah diyen, kitap diyen oyunu Refah Partisi'nin adayına versin, ben alemciyim, içki de içerim alem de yaparım, isteyen bana versin…”
Adam haklıydı el-hak doğru söylüyordu.
İşin garibi bu adam seçimi kazandı.
Bunu neden anlattım?
CHP'li belediye başkanlarını seçenlerin tercihlerini tekrar gözden geçirmesi gerek. Her türlü işreti marifet gören bu tipolojileri seçenlerin hiç mi kabahati yok?