Celal Karatüre'den rol çalmayın!
Öncelikle şunu ortaya koyalım: Celal Karatüre, geldiği yeri sonuna kadar hak ediyor.
Adam iki kişilik orkestrası ve çıplak sesiyle sokak sokak, kapı kapı dolaşmış.
Lokanta dememiş, pastane dememiş her yerde söylemiş ve kendisini kabul ettirmiş.
Mücadeleye devam ederek sosyal medyada halkın beğenisini kazanmış.
Söylediği ilahiyi milyonlara izletmiş.
Bu da yetmemiş "Dünya müzik listesinde ilk üçe girmeyi başarmış"
Allah aşkına söyleyin; Daha önce Türkiye'de bunu başarabilen bir tane sanatçı oldu mu?
Dünya da örneği yok bunun!
Üstelik 30-40 kişilik devasa müzik kadrosuyla klip çekenlerin hepsini solladı geçti Celal hoca!
Adam meşhur oldu, "Kabe'de hacılar hu çeker Allâh" İlahisi tüm dünya da hit oldu.
Müslümanı, hristiyanı, zencisi, beyazı hatta çekik gözlü japonu, çini bile bu ilahiyi dilinden düşürmüyor.
Celal hoca tüm dünyanın dilinde, gündeminde olunca başta bu ilahinin bestecisi arkadaş olmak üzere herkes Celal hocanın başarısından rol çalmaya, pay kapmaya başladı.
Mesela birkaç belediye, ilahinin bestecisine konser verdirdi.
İlahi konseri verilmesi elbette güzel bir etkinlik tüm kalbimle destekliyorum.
Ancak: Söz konusu belediyelerin, besteci arkadaşın konser ilanını yayınlarken bile "Celal Karatüre'nin resmini koyup kendisini davet etmemesi tam bir fiyaskoydu."
Besteciye elbette saygı duyuyorum. Tabi ki güzel bir eser ve çağrılmayı hak ediyor ama bu ilahiyi sevdiren daha doğrusu ilahileri sevdiren adamın bu etkinliklerde yok sayılması en hafif tabiriyle emeğe saygısızlıktır!
Bir diğer saygısızlıkta ilgili ilgisiz haber siteleri ve medya kuruluşlarında, Celal Karatüre'nin davetler için para aldığı veya istediği haberleridir.
Ne yapacaktı yani!
Adam yıllarca emek vermiş ve bu işten ekmeğini kazanıyor. Gidip bir döner dürümüne mi, sahne alacaktı!
Karın tokluğuna mı söyleyecekti?
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin, bir sanatçı için milyonlar ödediği için tartışma konusu olduğu hatta konunun yargıya taşındığı hafızalarımızda hala tazeliğini koruyor.
Tarkan'ın, Tunç Soyer döneminde bir konserden milyonlarca para aldığını herkes biliyor.
Peki; Celal Karatüre'nin günahı nedir kardeşim?
Sanat ise sanat! Karizmaysa karizma! Üstelik dünyanın en önemli müzik listesine girmiş!
Peki daha ne olsun?
Adam beşyüz de ister, bir milyon da ister size ne!
Bu başarıyı alkışlamak yerine kötülemek ve küçültmek için manipülasyon yapanların derdinin Celal hoca olmadığını bilakis ilahilerin küçücük çocukların bile gönlüne girmesinden, okullarda ders zili yapılmasından rahatsız olduklarını biliyoruz da; Mütedeyyin kimselerin bu algı gazına gelmesini anlamıyorum.
Yahu adamcağızı bi salın be!
Bırakın da adam kazandığı zaferin tadına varsın, keyfini sürsün.
Müslümanın keyif sürmeye, zaferin tadını çıkarmaya hakkı yok mu?
Ne diyordu bir şiirinde İbrahim Sadri: "Biz de severiz güzel olan ne varsa"
Celal Karatüre Müslüman bir karakter. İllaki kırmızı çizgileri, inancına müteallik hudutları olan birisi.
Ama her şeyden önce bir insan. Hayalleri, arzuları ve hayata dair beklentileri olan birisi.
Helal yoldan çok para kazanmak, güzel arabalara binmek, güzel evlerde yaşamayı istemek dindar olmayana helal de, dindar olana haram mı?
Adam tefecilik yapmıyor, ihaleye fesat karıştırmıyor, uyuşturucu satmıyor!
Adam gibi sesiyle para kazanıyor. Helali hoş olsun...
Bırakın rol çalmayı, itibarsızlaştırmaya çalışmayı.
Özetle; Bu adamı ayakta alkışlayın yahut susun!
Zurnanın zırt deliği olmayın!..