Genel bilinen yanlışlar: ağrı yoksa sorun yoktur Koruyucu tedaviler ve önlemler

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ramazan vesilesiyle ağız ve diş sağlığını konuşurken, aslında yılın her dönemine ait çok temel bir yanlışa da temas etmek gerekiyor.
Kliniğimde en sık duyduğum cümle şu:
“Ağrım yok doktor bey, demek ki bir sorun da yok.”
İşte en büyük yanılgı tam olarak burada başlıyor.

“Ağrı yoksa sorun yoktur” düşüncesi neden yanlış?
Toplumda yerleşmiş bir algı var: Diş ağrımıyorsa sağlıklıdır. Oysa diş hastalıklarının büyük bir bölümü ağrı yapmadan ilerler.
Çürük ilk oluştuğunda ağrımaz.
Diş eti hastalığı ilk başladığında sadece hafif kanama yapar.
Kemik kaybı sessiz ilerler.
Ben hastalarıma şunu söylüyorum:
“Diş ağrısı, çoğu zaman hastalığın erken değil, geç belirtisidir.”
Yani ağrı başladığında genellikle iş büyümüştür. Basit bir dolgu ile çözülebilecek bir problem, kanal tedavisine hatta diş kaybına kadar ilerleyebilir.

Diş eti hastalıkları: Sessiz tehlike
Özellikle diş eti hastalıkları sinsidir. İlk aşamada sadece fırçalarken kanama olur. Çoğu kişi bunu önemsemez. Hatta kanadığı için fırçalamayı bırakır.
Oysa gerçek şu:
“Kanayan diş eti, iltihabın göstergesidir; fırçalamamak çözüm değil, sorunu büyütür.”
Diş eti iltihabı tedavi edilmezse zamanla kemiğe yayılır. Dişler sallanmaya başlar. Ve çoğu zaman hasta bana geldiğinde “Hiç ağrım olmadı” der.
Evet, olmadı. Ama hastalık ilerledi.

Koruyucu tedavi neden bu kadar önemli?
Tıpta en değerli yaklaşım, hastalık oluşmadan önlem almaktır. Diş hekimliğinde buna koruyucu diş hekimliği diyoruz.
Ben her fırsatta şunu vurguluyorum:
“En iyi tedavi, hiç ihtiyaç duyulmayan tedavidir.”
Peki koruyucu tedavi ne demek?
* Düzenli 6 ayda bir diş kontrolü

* Diş taşı temizliği

* Flor uygulamaları

* Fissür örtücü uygulamaları (özellikle çocuklarda)

* Doğru fırçalama ve diş ipi alışkanlığı

Basit görünen bu adımlar, ileride oluşabilecek büyük ve maliyetli tedavilerin önüne geçer.

Günlük hayatta yapılması gerekenler
Koruyucu yaklaşım sadece klinikte başlamaz. Evde devam eder.
Şu basit kuralları hayatınıza yerleştirmeniz yeterlidir:
“Sabah ve akşam dişlerinizi en az iki dakika fırçalayın.”
“Diş ipini ihmal etmeyin.”
“Şekerli gıdalardan sonra mutlaka ağız temizliği yapın.”
“Yılda en az iki kez diş hekimine görünün.”
Diş fırçası dişlerin ön ve arka yüzeyini temizler ama iki diş arasını temizleyemez. Çürüklerin büyük bölümü tam da bu bölgede başlar. Bu yüzden diş ipi lüks değil, gerekliliktir.

Erken müdahale hayat kurtarır mı?
Belki dramatik bir ifade gibi gelebilir ama evet. Çünkü ağız sağlığı genel sağlıkla doğrudan bağlantılıdır.
Diş eti hastalıkları; kalp-damar hastalıkları, diyabet ve bazı sistemik rahatsızlıklarla ilişkilidir. Ağız içindeki kronik iltihap, tüm vücudu etkileyebilir.
Bu yüzden şunu özellikle vurgulamak isterim:
“Ağız sağlığı, sadece estetik bir mesele değildir; genel sağlığın bir parçasıdır.”


Ağrı beklemek, geç kalmayı kabullenmektir.
Bir diş ancak ağrıdığında değerli hale gelmemeli. Sağlıklı bir diş, sessizdir. Görevini yapar ve sizi rahatsız etmez. Ama bu, kontrol gerektirmediği anlamına gelmez.
Benim hastalarıma en sık söylediğim cümleyle bitirmek isterim:
“Dişiniz ağrımadan gelin ki biz de onu ağrımadan koruyabilelim.”
Unutmayın, koruyucu tedavi bilinçtir.
Bilinç ise sağlığın en güçlü ilacıdır.