Ne Zaman Porselen, Ne Zaman Zirkonyum?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir Diş Hekiminin Polikliniğinden Notlar

Geçtiğimiz hafta polikliniğime orta yaşlarda bir hanımefendi geldi. Elinde başka bir klinikten aldığı film, kafası ise oldukça karışıktı. Daha kapıdan girerken söylediği cümle şuydu:
“Hocam, herkes başka bir şey söylüyor. Porselen mi daha iyi, zirkonyum mu? Hangisini yaptırmalıyım?”

Açık söyleyeyim, bu soruyu neredeyse her gün duyuyorum.

Ben Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Osman Çetin olarak yıllardır şunu söylüyorum:
Diş tedavisinde “en iyisi” diye tek bir şey yoktur, en uygunu vardır.

Bu hastam da ön dişlerindeki renklenmeden ve gülüşünden memnun değildi. Daha önce arka dişlerine porselen kaplama yapılmış, yıllardır sorunsuz kullanıyordu. Ancak bu kez konu ön dişlerdi. Aynaya bakıp “doğal durmuyor” demesi çok şeyi anlatıyordu.

O noktada kendisine şunu sordum:
“Gülerken dişlerinizin fark edilmesini mi istiyorsunuz, yoksa hiç anlaşılmamasını mı?”

İşte porselen ile zirkonyum arasındaki fark tam olarak burada başlar.

Porselen kaplamalar yıllardır kullandığımız, sağlam, güvenilir çözümlerdir. Özellikle çiğneme kuvvetinin yoğun olduğu arka dişlerde hâlâ çok iyi bir tercihtir. Ama iş ön dişlere geldiğinde, estetik beklenti yükseldiğinde bazen porselen yetersiz kalabilir. Metal altyapı, ışığı doğal diş gibi geçirmez.

Zirkonyum ise daha “sessiz” bir kaplamadır. Işığı geçirir, diş etiyle uyum sağlar, doğala çok yakındır. O gün hastama aynayı uzattığımda ve “Ön dişlerde zirkonyum tercih edersek, insanlar diş yaptırdığınızı fark etmeyecek” dediğimde yüzündeki rahatlamayı gördüm.

Ama aynı hastaya arka dişlerde zirkonyum önerir miydim? Hayır, gerek yoktu. Çünkü her dişin görevi farklıdır.

Hastama sonunda şunu yaptık:
Ön dişlerde zirkonyum, arka dişlerde porselen. Ne fazla, ne eksik.

Tedavi bittikten sonra kontrol randevusunda aynaya bakıp gülümsedi ve şu cümleyi kurdu:
“Keşke baştan biri bana bunu bu kadar sade anlatsaydı.”

İşte ben de bu yüzden yazıyorum.

Porselen mi zirkonyum mu sorusu, tek başına sorulacak bir soru değil.
Doğru soru şudur:
Bu diş ne için kullanılacak, bu hasta ne bekliyor, bu ağız neye ihtiyaç duyuyor?

Diş hekimliği biraz teknik, biraz sanat ama en çok da insan işidir. Her ağız bir hikâye taşır. Bizim görevimiz, o hikâyeye en uygun tedaviyi seçmektir.