Epstein Belgeleri: Küresel Elitlerin Karanlık Aynası

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bu hafta, ABD Adalet Bakanlığı’nın uzun zamandır saklanan Jeffrey Epstein belgelerini açıklaması, yalnızca bir cinsel istismar dosyasını değil; küresel güç ağlarının, siyaset-finans ilişkilerinin ve adalet kavramının gizliliklerini ortaya çıkardı. Öyle ki 3,5 milyondan fazlası açıklanan belgelerde, 180 bin fotoğraf, 2 bin video yayınlanıyor. Tüm dünya şuan, “Epstein kimlerle çalıştı, kimleri korudu, kimler sustu?” sorularını her kıtada konuşuyor, araştırıyor.

ABD Kongresi tarafından sonunda izin verilen  Epstein Files Transparency Act ‘in, Adalet Bakanlığı’na yaptığı kamuoyu baskısı sonucu  on binlerce belge açıklanmak durumunda kaldı. Ancak ortaya çıkan tablo, yalnızca “yargı dosyaları” değil; aynı zamanda önemli e-postalar, şahsi özel günlükler, uçuş listeleri, özel jet trafiği, banka kayıtları ve davetli listelerini de içeriyor. Hatta 6 milyon sayfalık toplam arşivin yalnızca 3,5 milyonu uluslararası kamuya açıldı. Bununla birlikte 2 bin video ve 180 bin fotoğraf arşivi inceleniyor. Ayrıca geriye kalan belgeler, “devlet sırrı” veya “kişisel gizlilik” gerekçesiyle sansürlendi. Peki gerçekten gizlenen sadece “mahremiyet” mi, yoksa “kimlikler ve inançlar” mı?

Kraliyet’ten Silikon Vadisi’ne: Güç Çemberinin Anatomisi

ABD Bakanlığı tarafından zorla açıklanan belgeler, Epstein’ın yalnızca “zenginlerle tanışan bir milyoner” değil, küresel elitlerle sistemli ve dinamikilişkiler kuran bir manipülatör olduğunu da doğruluyor. Nitekim Kraliçe Elizabeth’in oğlu  İngiltere Prensi Andrew, 2008’de Epstein mahkûm edildikten sonra bile Epstein ile  görüşmüş. Bill Gates, e-posta yazışmalarında adının geçtiği iddiaları ilk başta reddetse de, belgelerde “tekrar eden temas aktif kişi” kayıtları bulunuyor. Buna ek olarak ABD başkanı Donald Trump, 3 binden fazla kez dosyada yer alıyor ve bazen fotoğraf, bazen e-posta eklerinde görselleri yer alıyor. Tesla ve X’in sahibi Elon Musk’ın şirketlerinden biriyle ise  Epstein Vakfı arasında 2015-2017 arasında fon akışı belgelerde kayıtlı görünüyor.  Bu minvalde Epstein ağı, bir “kişisel suç dosyası” olmaktan çıkıp uluslararası finans, diplomasi ve lobi sisteminin yansımasına dönüşüyor.

Açıklana en yeni belgelerin en dikkat çekici kısımlardan biri, Epstein’ın özel jeti olarak bilinen “Lolita Express”in uçuş kayıtları. Öyle ki 2001–2017 arasında yapılan 730 uçuşun listesi ve bazı mağdur ifadeleri açıklandı.  Bu uçuşlarda birtakım kişi ve örgütler tarafından Türkiye ve Orta Doğu güzergahından getirilen çocuklarının Epstein Adası’na yönlendirildiğini iddia ediliyor. Bu iddialar elbette doğrulanmış değil fakat, uluslararası insan ticaretiyle bağlantı kurulması, FETÖ ağı üzerinden yapıldığı şüphesi ile Birleşmiş Milletler nezdinde yeni bir inceleme talebini gündeme getirdi. 

En ağır eleştiri ise mağdur isimlerinin sansürsüz yer alması ama yüksek profilli isimlerin üzerinin kapatılması konusunda oldu. Bazı mağdurların avukatları “Bu belgeler adalet değil, vitrindir” diyerek ABD yönetimini iki yüzlülük ile suçladı. Bu durum, Batı kıtasının uzun zamandır savunduğu “adalet, eşitlik, şeffaflık” ilkelerinin yalnızca belirli kesimlere uygulandığına dair güçlü bir sembol haline geldi.

Batı’da Siyasi Depremler: İstifalar ve Baskılar

Epstein dosyası, esasen yalnızca geçmişi değil bugünü de ciddi manada sarsıyor. Nitekim Slovakya Dışişleri eski bakanı Miroslav Lajčák, Epstein belgelerinde adı geçtiği için görevinden çekildi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Prens Andrew’ın ABD’de ifade vermesi çağrısında bulundu ki bu eşi benzeri görülmemiş bir olaydı. Ayrıca. ABD Kongresi’nde bazı üyeler, Epstein ağıyla bağlantılı lobilerin hâlâ aktif olduğunu iddia ederek yeni bir araştırma talebi sundu. Dolayısıyla bu durum, artık sadece bir mahkeme değil; devletlerin hesap verebilirlik testi haline geldi. ABD basınında ise hâkim görüş şu: Halkın yönetime duyduğu inancı sarsılmış durumda. Çünkü açıklanan her sayfa, bir başka ismin eksikliğini işaret ediyor. Bu, yeni bir dönemin habercisi olabilir: Gücü elinde tutanların bile dokunulmaz olmadığını gösteren bir çağ.

Zira Epstein belgeleri açıldı, evet. Ama bu, gerçeğin ortaya çıktığı anlamına gelmiyor. Adalet, sadece belgelerle değil, hesap verebilirlikle ölçülür. Bugün dünya şunu görüyor: Kimi dosyalar kapanır, ama vicdanın arşivleri sonsuza kadar açık kalır.