Türkiye ve Avrupa Birliği
Geçtiğimiz günlerde Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği’nin kendilerine baskı yaptığını; Rusya, Çin ve Türkiye’ye vize şartı istediklerini açıkladı. Avrupa Birliği’nin bu tutumu oldukça enteresan bir durum. Dünya üzerinde kendisinden sürekli bağımsız, ülkelerin egemenlik haklarına saygı duyan bir birlik olarak söz ediliyor.
Normal şartlarda egemen bir devlete dışarıdan baskı ile bir karar aldıramazsınız. Türk Dil Kurumuna göre egemen; yönetimini hiçbir dış gücün etkisi altında kalmadan sürdüren, bağımsız olan anlamına gelir. Dünyaya biraz daha dikkatli bakacak olursak ortada bir sorun olduğunu fark edebiliriz.
Belki birçoğumuz Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasıyla dünya üzerindeki bu güç mücadelesinin sonuçlandığını düşünüyoruz. Ancak bu böyle bir durum değil. Devletler var oldukça bir güç mücadelesi daima söz konusudur. Bu, ezelden beridir süregelen bir olay. 1991 senesinde kurulan Rusya da son yıllarda kendisinden çok fazla söz ettiren bir milletin devamıydı. Avrupalı devletler veya Amerika, bugün Rusya ile girdikleri diplomatik ilişkilerde daha önceki yıllarda yaşadıkları sorunları, mücadeleleri baz alarak bir iş yapıyorlar. Bugün Avrupa Birliği’nde yer almayan devletlere, bu birliğe katılım şartı olarak Rusya ile ilişkilerini sınırlandırmaları isteniyor. Ukrayna-Rusya arasındaki savaşın en büyük sebeplerinden biri buydu.
Siz bir devlet olarak nasıl Avrupa ile ticaret yaparken yargılanmıyorsanız, Rusya’yla yaptığınız ticarette de yargılanamazsınız. Zaten globalleşen dünyada devletler arasındaki ilişkilerin artması çok beklenen bir durumdu. Bundan 200 sene önceki dünyada devletlerin birbirlerine böylesine bir bağımlılığı yoktu.
Yaşanan bu durum uluslararası hukuka aykırı olsa da bugün dünya kamuoyundaki bu sessizlik çok büyük bir cevap niteliğinde.
Bir de Türkiye meselesi var tabii. Biz her ne kadar o topraklardan fiilî olarak çekilsek de orada ortak bir maneviyat var. Bu gerçeği herkes kabulleniyor. Bundan dolayı bugün çok rahat bir biçimde Balkanlardaki herhangi bir ülkenin Türkiye ile arasının çok iyi olmasını siyasi bir başarısızlık olarak görüyorlar. Bu emeller uğruna egemen bir devlete baskıyla bir karar aldırmaya çalışıyorlar.
Bu durum kim tarafından olursa olsun kabullenilemez. Bu baskıların 19. yy’da kalması lazımdı. 2026 yılında böyle cümleler duymak oldukça üzücü.
Türkiye olarak kaç senedir Avrupa Birliği’ne katılım için kapıda bekliyoruz. Ancak kapının arkasında diğer devletlere katılım şartı olarak Türkiye’ye vize şartı isteniyor. Sahi, Avrupa Birliği’ne katılabilecek miyiz?