Büyük Değişim
1945’ten sonraki en kaotik dönemi yaşamaktayız. Çeçenistan, Irak, Afganistan, Suriye ve Gazze sıralaması ile meydana gelen Sünni dünyaya karşı yapılan dehşetli saldırıların sonrasında “müesses nizam” kökünden sarsıldı. Rusya- Ukrayna savaşı ile “Güvenli Batı” doktrini çöktü. 1973 Petrol Krizi ile başlayan ekonomik güvensizlik 2025 yılında “altına hücum” ile kaosa yerini terk etti. Merkez bankaları sultası da siyasi liderleri usandırdı ve açık bir hedef haline geldi.
İhtiyar kıta Avrupa, 90’ların sonuna kadar dünyada hem üretim hem de teknolojik olarak lokomotif görevi görüyordu. 2000’li yıllarla birlikte Avrupa, insan kaynağı yönetiminde vahim pozisyonlar alarak geleceğini tehlikeye attı; “Bireyselcilik, maddiyyunluk, konfor endeksli yaşam, cinsel cinnetin izin ve teşviki” bağlamında geleceğini bir çıkmaza soktu. Avrupa’nın arkasına takılan Türkiye’nin önemli bir kısmı, milletimizi popüler kültürün esiri etti. 90’lı yıllarda Türkiye’de insiyatif almaya çalışan gönül erbaplarına bu tehlike cılız dahi olsa söylendiğinde kabullenilmeyen bir eda ile “sönüp gidecek bir köpük” denilip geçiştirildi. Hala da aynı kanaat hakim. Oysa küçük bir gözlem ile milletin kahir ekseriyetinin popüler kültüre adapte olduğunu görmeye yeter. Avrupa derin bir geçmişe sahip, içlerinden özellikle Almanya’dan Martin Luhter King benzeri biri çıkıp Avrupa kıtasını en azından orta vadede dünya liginde tutacağı beklenebilir. Zira milletler dinsiz yaşayamaz, bir inanç etrafında varlığını sürdürebilir.
Türkiye gündeminde olan “terörsüz Türkiye” meselesinde üç temel grup var;
1-Sosyalist Kürt silahlı hareketi
2-İttihad Ve Terakki hareketi ile başlayıp bugün CHP’nin temsile devam ettiği Batı doktrinli, ulus endeksli Türk siyasi hareketi
3- Cumhur İttifakı
Bu üç grup gerçek anlamda asla bir araya gelemez, gerçek bir anlaşmaya asla varamazlar. Yukarıda hangi rüzgarlar esiyor, bilmediğimiz hangi saikler bizi bugüne getirdi bunu belki ilerde öğrenebiliriz.
Dünya orta vadede, yani 70-75 yıl sonrasında yaşanmaz bir hal alacağı neredeyse herkesin ortak kanaatidir. Bu süreçte dünya, arkasından gideceği yeni hegemonyasını arıyor. Bunun Türkiye olması en büyük beklentimdir. 1453’te bir Fatih bir Akşemsettin bir Şahi top ile dünya uzun yüzyıllar sürecek bir Osmanlı gerçeği ile tanışmıştı. Savunma sanayimiz bu ivme ile giderse çok yakın zamanda dünyanın en büyük askeri gücü olmamız uzak bir ihtimal değil.
Dünya teknoloji tarihi askeri savunma sanayisinden önemli oranda etkilenir. Metallerin işlenmesi; bronz- demir – çelik madenlerinin varlığının keşfi silah ve zırha duyulan ihtiyacın neticesidir. Kale mimarisi, kuşatma teknikleri, mancınık, ok-yay mühendislik ilminin ana omurgasını oluşturur. Barut ise kimyada devrim niteliğindedir ve çağ değiştirmiştir. Ateşli silahlar ve top dünya teknoloji sürecinin en önemli buluşlarıdır. Top dökümü “sanayi” kavramına gidilen yolu açmıştır. Top kullanımı ile hassas ölçüm ve saat tekniklerinin gelişiminin önü açılmıştır. Bugün navigasyona gelinen süreç, askeri ihtiyaçların en kritiği olan haritacılık ve pusula ile başlamıştır. Harita ve pusula ise sömürgeciliğin ve dünya ticaretinin yolunu açmıştır. Savaş gemileri için kullanılan buhar, askeri lojistik ve mühimmat taşımında demiryolu, komuta kademelerinin haberleşmesi için telgraf, savaşlarda kullanılan gazlar hep askeri ihtiyaçların ortaya çıkardığı teknolojileridir. Güncel teknolojilerin başı olan ENIAC bilgisayar, radarlar, jet motorları, roket-fırlatma sistemleri, nükleer enerji, sentetik maddeler ve PLASTİK bizim hayatımızı doğrudan ilgilendiren sivil teknolojinin temelini oluşturuyor. Bugün en vazgeçilmezlerimizden olan internet, ARPANET adı ile ilk ABD askeri amaçları için kurulmuş ve sonraları sivil kullanıma geçmiştir.
Zamanla boynuz kulağı geçebiliyor. Yakın zamana kadar askeri teknoloji sivil teknolojiyi beslerken yapay zeka, otonom sistemler, siber güvenlik, kuantum ve hipersonik teknolojiler sivil teknolojinin askeri teknolojinin ihtiyacına yardımcı oluyor. Yine de sözün özünde savunma sanayinde alınacak esaslı ve istikrarlı mevki; teknik, sanayi, ticaret ve sosyal alanda ideale yaklaşmanın anahtarıdır. Umulur ki, bugün zora girmiş olan tekstil, hazır giyim ve orta teknoloji üretim sektörlerinin müteşebbisleri enerjilerini savunma sanayisine yönlendirirler.
Ümitli, iyi niyetli ve samimi olma duygu durumunu korumamız lazım. Bu hisleri kaybettiğimiz anda herşey kıymetten düşer. Bir rüzgarın başlamasına bakar, yelkenler dolar gemi yoluna yolcu olur.
Her yazının sonuna eklediğim temel beklentimi bu yazıya da ekliyorum;
- Mahalle mantığında müstakil evlerden oluşan konut sistemi ile aidiyet ve millilik tesisi edilebilir
- Paranın altına konverbilite edilmesi ile ekonomik güven ve istikrar mümkündür.
Mutlu olmaya bakın..