Bazen Bir Galata Köprüsü, Bütün Dünyaya Bedel

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bazı şehirler vardır; sadece sokaklardan, binalardan, köprülerden ibaret değildir. O şehirler aynı zamanda bir hafızadır, bir ahlaktır, bir vicdan coğrafyasıdır. İstanbul böyledir. Taşında dua, suyunda sızı, siluetinde tarih taşır. Ve bazen, tarihin yükü ağırlaştığında şehir konuşur; insanın sustuğu yerde şehir dile gelir.

Bugün Gazze’de yaşananlar, artık bir dış politika başlığı değil; insanlığın kalp atışını kaybettiği yer. Bombaların hedefi yalnızca binalar değil; hukuk, merhamet ve adalet fikri. Modern dünyanın kurduğu bütün kavramlar, Gazze semalarında birer birer enkaza dönüşüyor.

Tam da bu yüzden, 1 Ocak sabahı Galata Köprüsü yalnızca bir mekân değil, bir duruş olacak. Bir yürüyüş değil, bir hatırlatma… Bir protesto değil, bir şahitlik…

Şehir ve Vicdan Arasındaki İnce Hat

Şehirler bazen aynadır. İçinde yaşayanların ahlaki seviyesini yansıtır. İstanbul, tarih boyunca zulme sessiz kalmamış bir şehirdir. Kudüs’e bakarken titreyen, Bosna’da ağlayan, Halep’te susmayan bir vicdan geleneğinin adıdır.

Galata Köprüsü’nde toplanacak kalabalık, dünyanın unuttuğunu hatırlamak için bir araya gelen vicdan muhafızlarıdır. Sabah namazından sonra başlayan yürüyüş, zamanın kirlettiği kavramları yeniden arındırmadır.

Vicdanın Sesi: Bilal Erdoğan’ın Çağrısı

Bu çağrının merkezinde, siyasetin ötesine geçen bir dil var. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan’ın ifadeleri tam da buraya oturuyor:
“Gazze’de yaşananlar 'siyaset konusu' değil, insanlığın vicdanını ilgilendiren açık bir soykırım.”

Bu cümle, modern çağın bütün konforlu suskunluklarını bozan bir cümledir. Çünkü bugün susmak, tarafsızlık değildir; susmak, suça ortak olmaktır. Bilal Erdoğan’ın “insanlık ittifakı” vurgusu, tam da bu yüzden önemlidir; ideolojilerin ve kimliklerin ötesinde bir çağrıdır.

Köprüler Sadece Kıtaları Değil, Vicdanları da Birleştirir

Galata Köprüsü, tarih boyunca ticareti, geçişi ve karşılaşmayı temsil etti. Şimdi ise yeniden vicdanların buluşma noktası olmaya hazırlanıyor. Şehir, kendi hafızasını yeniden hatırlıyor.

Spor kulüplerinin, sivil toplum kuruluşlarının, gençlerin ve ailelerin aynı safta yer alması tesadüf değil. Bu, toplumun derinlerinden gelen bir ahlaki refleksin dışavurumudur.

Yeni Yılın İlk Cümlesi

2026’nın ilk sabahında İstanbul’dan dünyaya söylenecek ilk cümle şudur:
“Zulüm nerede olursa olsun, karşısında duracak bir vicdan hâlâ vardır.”

Bu yürüyüş, İsrail’in bombalarına karşı atılan bir adım değildir sadece; dünyanın ahlaki çöküşüne karşı yükselen bir itirazdır. Ve bu itirazın adresi tesadüfen seçilmemiştir. Çünkü İstanbul, tarih boyunca mazlumun sesini yükselten şehir olmuştur.

Şehir konuşur.
Vicdan susmaz.
Ve bazen bir köprü, bütün dünyaya yeter.