Türkiye’nin İnsani Dış Politikası: UNRWA Ofisiyle Yeni Bir Sayfa
Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı kısaca UNRWA yakın tarihte Türkiye’nin başkenti Ankara’da resmî bir ofis açıyor. Belki birçok kişi için bu yalnızca teknik bir diplomatik haber gibi görünebilir. Oysaki bu adım, hem Türkiye’nin insani dış politika çizgisinin sürekliliğini hem de bölgesel vicdanın kurumsal hale geldiğini gösteriyor.
Maalesef Filistin meselesi bugün artık sadece bir bölgesel kriz değil; insanlığın ortak vicdan testidir. Gazze’de bombalar susmazken, dünya kamuoyunun sessizliği derinleşiyor. İşte böyle bir dönemde Türkiye’nin UNRWA’ya kapılarını açması, sadece bir diplomatik karar değil, açık bir ahlaki ve stratejik bir duruştur.
Nitekim UNRWA, on yıllardır Filistinli mültecilere eğitim, sağlık ve temel ihtiyaç hizmetleri sunan bir yapıyı temsil ediyor. Ancak son yıllarda maruz kaldığı siyasi baskılar, finansal kesintiler ve itibarsızlaştırma kampanyaları, bu kurumu zayıflatmaya çalıştı. Türkiye’nin bu ortamda “Ankara’da merkezini açabilirsin” demesi, diplomasiyle vicdanın buluştuğu bir eylem olmaktadır.
Aslında bu karar aynı zamanda Türkiye’nin “insani diplomasi” anlayışını yeniden tanımladığı bir örnek olarak okunmalı. Zira Türkiye, yıllardır sahada insani yardımlarıyla, masada da adalet temelli söylemiyle öne çıkıyor. UNRWA ofisinin açılmasıyla birlikte bu yaklaşım, artık kurumsal bir zemine taşınıyor. Türkiye, sadece konuşan değil; inisiyatif alan, sorumluluk üstlenen bir aktör olduğunu bir kez daha kanıtlayacaktır.
Ankara’daki planlanan bu yeni merkez, Türkiye’nin bölgesel ve küresel diplomasi misyonuna stratejik bir derinlik kazandıracaktır. Çünkü dış politika artık yalnızca askeri veya ekonomik hamlelerle şekillenmiyor; insani diplomasi, ülkelerin yumuşak gücünü belirleyen en önemli unsur haline geldi. Türkiye, bu alanda attığı her adımla, bölgesel barışın ve dayanışmanın inşasında öncü ve kritik bir rol üstleniyor.
Yıllardır savaşla mücadele eden Filistin halkı için UNRWA’nın anlamı oldukça büyük. Öyle ki her okul, her sağlık merkezi, her yardım paketi, hayata tutunmanın bir simgesi olarak görülüyor. Bu doğrultuda Türkiye’nin bu kuruma ev sahipliği yapması, sadece idari bir destek değil; moral, dayanışma ve onur mesajı verebilecektir..
Belki bu ofis Ankara’nın bir köşesinde sade bir bina olarak açılacak. Fakat içinde atılacak her adım, dağıtılacak her yardım, yapılacak her koordinasyon toplantısı, Gazze’deki bir çocuğun hayatına dokunabilecektir.
UNRWA’nın Ankara’da ofis açması, kanaatimizde diplomatik bir karardan çok daha fazlasını ifade edecektir. Nitekim bu adım, Türkiye’nin dış politikasında “insan odaklı” yaklaşımın artık kalıcı ve sürdürülebilir bir ilke haline geldiğini gösteriyor. Dolayısıyla Ankara, bu girişimle hem uluslararası insani yardım sistemine yeni bir dinamizm kazandırıyor hem de Osmanlı’dan bu yana Filistin halkına olan tarihî ve vicdani sorumluluğunu somutlaştırıyor.
Sonuç olarak bu gelişme Türkiye’nin yumuşak gücünün bir tezahürü olmakla birlikte gerçek güç, yıkmakta değil; iyileştirmekte ve umut taşındığını göstermektedir. Özetle Ankara, bu adımıyla dünyanın çatışma bölgelerine yalnızca siyasi mesaj değil, insanlık mesajı da gönderiyor., 14 Aralık 2025 itibarıyla atılan bu stratejik adım, geleceğe dair önemli bir sembol olma özelliği taşıyabilir. Nitelim diplomasi duvarlar örmek için değil, kalpler arasında köprü kurmak içindir. Ve Türkiye, bu köprüyü inşa ederken tarihe bir not daha düşüyor:
“Filistin yalnız değildir; insanlığın kalbi hâlâ Ankara’da atıyor.”