Yenidevir Gazetesi Gündem Scrolli’den ‘Yapay Zeka Çağında Medya’ buluşması: Bilgiyi dağıtma gücü kimde?

Scrolli’den ‘Yapay Zeka Çağında Medya’ buluşması: Bilgiyi dağıtma gücü kimde?

Yapay zekâ, son dönemde yalnızca teknoloji dünyasının değil; medya, siyaset ve ekonomi başta olmak üzere tüm karar alma süreçlerinin merkezine yerleşmiş durumda. Bu dönüşüm, hızlanan bilgi akışıyla birlikte derinleşen bir güven krizini ve medyanın kamusal rolüne dair yeni soruları da beraberinde getiriyor. Scrolli’nin düzenlediği Radikal Belirsizlik Oturumları (Radical Uncertainty Roundtables) serisi, tam da bu belirsizlik ortamında, farklı alanlardan karar alıcıları aynı masa etrafında buluşturmayı amaçlıyor. Serinin ikinci oturumu, Komünite işbirliğiyle 10 Ocak 2026 Cuma günü Komünite Space’te gerçekleştirildi.

7 Dakika
Okunma Süresi

Yapay zekâ, son dönemde yalnızca teknoloji dünyasının değil; medya, siyaset ve ekonomi başta olmak üzere tüm karar alma süreçlerinin merkezine yerleşmiş durumda. Bu dönüşüm, hızlanan bilgi akışıyla birlikte derinleşen bir güven krizini ve medyanın kamusal rolüne dair yeni soruları da beraberinde getiriyor. Scrolli’nin düzenlediği Radikal Belirsizlik Oturumları (Radical Uncertainty Roundtables) serisi, tam da bu belirsizlik ortamında, farklı alanlardan karar alıcıları aynı masa etrafında buluşturmayı amaçlıyor. Serinin ikinci oturumu, Komünite işbirliğiyle 10 Ocak 2026 Cuma günü Komünite Space’te gerçekleştirildi.

“Media at the AI Horizon” (Yapay Zeka Ufkunda: Medya) başlıklı buluşma; medya yöneticileri, gazeteciler, akademisyenler, teknoloji girişimcileri ve politika yapıcıları bir araya getirdi. Klasik panel formatından farklı olarak toplantı, katılımcıların doğrudan etkileşime girdiği, ortak sorun alanları etrafında ilerleyen bir roundtable yapısında kurgulandı.

Toplantının açılışında konuşan Scrolli’nin kurucu ortağı Ilgaz Fakıoğlu, serinin amacının yalnızca fikir alışverişi değil, karar alıcıların içgörülerini kalıcı analiz ve raporlara dönüştürmek olduğunu vurguladı. Fakıoğlu, bu oturumun merkezine insan, yapay zekâ ve strateji arasındaki ilişkiyi koyduklarını belirterek, “Medya için asıl mesele teknolojiyi kullanmak değil, bu üçgen içinde hangi kapasitelere yeniden yatırım yapılacağı” dedi.

Etkinliğin düzenlendiği, Komünite’nin kurucusu Fatih Güner, Komünite Space’in medya, teknoloji ve girişimcilik dünyalarını buluşturan açık bir temas alanı olarak kurgulandığını hatırlattı. Yapay zekânın yalnızca bir verimlilik aracı değil; etik, eğitim, enerji ve jeopolitik boyutları olan bir mesele olduğuna dikkat çeken Güner, üretken yapay zekânın giderek bir emtia haline geldiğini ve bu nedenle asıl farkın onu nasıl kullandığımızda ortaya çıkacağını vurguladı.

Oturumun moderasyonunu üstlenen Scrolli Genel Yayın Yönetmeni Mahir Boztepe, içinde bulunulan dönemi “pervasızlık çağı” olarak tanımladı. Jeopolitik gerilimler, siyasal belirsizlikler ve teknolojik hızın karar alma süreçlerini zorlaştırdığını belirten Boztepe’ye göre, yapay zekâ tartışmalarının en zayıf noktası hâlâ yüzeyde kalması.

Güven krizi, iş modeli ve topluluk

Toplantının en güçlü ortak temalarından biri, bilgi bolluğu ile güven kaybı arasındaki gerilim oldu. Katılımcılar, dijital yayıncılıkta sorunun bilgiye erişim değil; doğruluk, etik ve bağlam ekseninde yoğunlaştığı konusunda ortaklaştı.

Scrolli İş Geliştirme Müdürü Zeynep Çakır, dijital yayınlarda artık bilginin hızla erişilebilir olduğunu ancak doğruluk kontrolü ve etik çerçevenin zayıfladığını vurguladı. “Artık bilgiye erişim ile ilgili bir sorunumuz yok, bilginin güvenilirliği ile ilgili bir sorunumuz olacak ve buna hazır olmalıyız.” diyen Çakır’a göre medya, bu yeni dönemde bir “güven kapısı” işlevi görmek zorunda; üstelik yakın gelecekte bu bilginin tüketicisi yalnızca insanlar değil, ajanlar ve otomatik sistemler de olacak.

Flu TV’den Mustafa Seven, haberin giderek yoruma dayalı bir forma evrildiğine dikkat çekerek, “Bugün insanlar ne olduğundan çok, güvendiği birinin o olan biten hakkında ne düşündüğünü merak ediyor” dedi. Seven’e göre gerçek haber pahalı bir üretim; bu nedenle medyanın sürdürülebilirliği izlenme rakamlarından çok topluluk oluşturma, uzun vadeli güven ilişkileri kurma ve tröstleşme risklerinden kaçınma kapasitesine bağlı.

Demirören Görsel Medya Direktörü Mehmet Özen ise belirsizliğin yapay zekâdan ziyade yayıncılığın kendisiyle ilgili olduğunu vurguladı. Özen, gazeteciliğin uzun süredir okura değil reklamverene göre konumlanmasının yarattığı sancıların link ekonomisiyle derinleştiğini belirterek, sektörün bir varoluşsal inovasyon zorunluluğuyla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Yapay zeka: Tehdit mi, ayıklayıcı mı?

Yayıncılık sektörünün deneyimli isimlerinden Bond Digital kurucusu Erhan Acar, “Medyanın elinden bilgiyi dağıtma gücü alındı” diyerek artık herkesin bir içerik üreticisi olduğunu ve doğru kullanım senaryosunda  yapay zekânın medya açısından bir yıkım değil, bu kadar fazla içerik karşısında güçlü bir ayıklayıcı işlevi görebileceğini ifade etti. Acar, yapay zekânın düşük kaliteli, bağlamsız ve tekrar eden içerikleri hızla görünür kıldığını; asıl değerin ise editoryal sezgi, strateji ve insan deneyiminde yoğunlaştığını belirtti. Acar’a göre bu dönüşüm, medya yöneticileri için teknik değil, doğrudan stratejik bir liderlik meselesi.

NewslabTurkey Strateji Koordinatörü olan Ahmet Alphan Sabancı ise yapay zekânın neredeyse her tür içeriği üretebilir hale gelmesinin medya dünyasında ciddi bir varoluşsal şok yarattığını ifade etti. Sabancı’ya göre bu durum, medyayı kaçınılmaz olarak premium, derinlikli ve bağlam odaklı işlere yöneltiyor; temel bilgi ve özet her yerde bulunabilirken, asıl değerin bağlam kurmakta ve anlam üretmekte ortaya çıktığını vurguladı. Sabancı, bu dönüşümün yalnızca bir iş modeli değişimi değil, aynı zamanda editoryal cesaret ve stratejik netlik gerektiren bir yeniden konumlanma süreci olduğuna dikkat çekti.

Jeopolitika, bağlam ve yeni tüketici

49W yayıncılarından Mehmet Yaşar Altundağ, belirsizlik kavramının çoğu zaman geriden geldiğine dikkat çekerek, “Olaylar önce yaşanıyor, biz adını yıllar sonra koyuyoruz. Beş yıl sonra nerede olacağımızı bile bilmiyoruz” dedi. Altundağ’a göre yapay zekânın ölçeklenmesi katlanarak artacak.

49W yayıncısı Abdulvahit Gezer ise yapay zekâ karşısında medyanın ayakta kalma ihtimalini otantiklik ve insani deneyimde gördüğünü vurguladı. Gezer, “Artık mesele bilgiyi vermek değil, bağlamı kurmak. Yapay zekâ bu bağlamı da giderek daha iyi kuracak ama insan deneyiminin yerini tamamen dolduramayacak” dedi.

Dijital Dönüşüm Stratejisti Ercüment Büyükşener, ”Varsayımlarımızı gerçek zannedersek olasılıklarımızı kaybederiz” diyerek medyanın yapay zekâ çağında ezber bozması gerektiğini ifade etti. Yapay zekâ çağının  sadece prompt yazmak olmadığını belirten Büyükşener, bağlam mühendisliğinin değinilmesi gereken asıl alan olduğunu ifade etti. Büyükşener’e göre yakın gelecekte içeriklerin önemli bir kısmını insanlar değil, insanlar adına karar veren dijital ikizler ve agent’lar tüketecek; bu da “yeni tüketici kim?” sorusunu medya için merkezi hale getiriyor.

Girişimci Yağız Arslan, belirsizlik ortamının aşılabilmesi için medya kuruluşlarının kullanıcılarını daha iyi tanıması gerektiğini vurguladı. Arslan’a göre yapay zekâ destekli veri analizi ve segmentasyon, yalnızca içerik üretimini değil, içeriğin kime ve hangi bağlamda sunulacağını da yeniden tanımlıyor. Özellikle eğitici ve açıklayıcı içeriklerin, güven inşasında ve uzun vadeli okur ilişkilerinde giderek daha kritik bir rol oynadığını ifade etti.

Toplantının siyasal ve kamusal boyutuna değinen Bağımsız Milletvekili Burak Dalgın, teknolojik otokrasilerin yükseldiğini, devletlerin son 100 yılın en güçlü dönemlerinden birine girdiğini ve büyük teknoloji şirketlerinden demokrasi beklentisinin büyük ölçüde karşılıksız kaldığını ifade etti. Dalgın’a göre bu yeni düzende en kritik mesele, bireyin ve kamusal alanın korunması.

Dr. Mert Can Atar, yankı odaları ve kutuplaşmanın, yeni medya ortamında yapısal bir dinamik haline geldiğine dikkat çekti. Atar, toplantıda dijital çağda radikalleşen bireylere dikkat çekerken; yapay zekâ ve veri sistemlerine sahip platformların ideolojik ve toplumsal bağlılıklarına dikkat çekti.

Gazeteci Serhat Ayan, yapay zekânın gazeteciliğin yerine geçmesi değil, sahadaki gazetecinin işini derinleştiren bir araç olarak konumlanması gerektiğini vurguladı. Yağız Arslan ise yapay zekâ destekli veri ve içgörü araçlarının, medya kuruluşlarının kullanıcı ihtiyaçlarını daha doğru analiz edebilmesi açısından kritik rol oynadığını belirtti.

Yeni düşünme biçimleri

Yazar ve teknoloji girişimcileri Buğra Ferah ve Erman Taylan, toplantı kapsamında yeni yayımlanan ortak kitapları Yapay Zekâ: Sadece Teknoloji Değil, Yeni Düşünme ve Çalışma Şeklimiz üzerine değerlendirmelerde bulundu. Ferah, içinde bulunulan dönemi bir “deneyim çağı” olarak tanımlarken; Taylan, kapalı toplulukların ve bireysel güven ilişkilerinin medya için giderek daha belirleyici hale geldiğini vurguladı.

Oturum boyunca yapılan tartışmalar, bir noktada birleşti: Yapay zekâ çağında medya için mesele yalnızca uyum sağlamak değil, yeniden inşa etmek. Güven, bağlam ve insan deneyimi; hız ve ölçekten daha değerli hale geliyor. Medyanın geleceği, teknolojiyle kurduğu ilişkiden çok, topluluklarla kurduğu bağ üzerinden şekilleniyor.

Etkinliğin özel raporu ve kapsamlı analizi, seriyi düzenleyen Türkiye’nin derinlemesine haber mecrası Scrolli tarafından yayımlanacak.