Suriye’nin kuzeyinde dengeler hızla değişiyor. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiler, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) için yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Uzun yıllar boyunca sahada etkin olan ve özellikle DEAŞ ile mücadelede öne çıkarılan SDG, uluslararası alanda kaybettiği destekle birlikte ciddi bir çözülme sürecine girmiş durumda. ABD’nin bakış açısındaki değişim, Şam yönetiminin sahada daha etkin bir rol üstlenmesi ve Kürt köylerinde entegrasyon sürecinin başlaması, “SDG bitti mi?” sorularını yeniden gündeme taşıdı.
Kritik bölgeler Suriye ordusunun eline geçti, lojistik bağlar kesildi
Son günlerde Suriye'nin kuzeyinde yaşanan askeri hareketlilik, bölgedeki güç dengelerini kökünden sarsacak gelişmelere yol açtı. El-Hol kampının boşaltılması, SDG’nin Haseke ile Musul arasındaki stratejik geçiş noktası olan Yarubiye Sınır Kapısı’ndan çekilmesi, örgütün Kandil ile olan lojistik hattını kaybetmesine neden oldu. Aynı zamanda, Ayn el Arap-Haseke hattındaki bağlantıların kopması, SDG'nin sahadaki manevra kabiliyetini ciddi oranda sınırladı.
4 günlük ateşkesin ardından entegrasyon planı devreye alındı
18 Ocak itibarıyla Şam yönetimi ile SDG arasında varılan geçici ateşkes, sadece geçici bir suskunluk değil; yeni bir entegrasyon sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Bu mutabakata göre Kürt köylerine Suriye ordusu girmeyecek, ancak SDG unsurları kademeli olarak Suriye Savunma Güçleri’ne entegre edilecek. Ayrıca, SDG temsilcilerinin Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke Valiliği için isim önerebileceği ifade ediliyor. Bu gelişme, örgütün askeri kimliğinden siyasi yapıya dönüşme çabasının işareti olarak yorumlanıyor.
ABD’den net mesaj: “SDG artık bizim önceliğimiz değil”
ABD yönetiminin sahadaki tutumunda belirgin bir değişim yaşanıyor. “Mazlum Kobani” kod adlı Mazlum Abdi ile yapılan görüşmelerin ardından, ABD’nin artık SDG’yi stratejik bir ortak olarak görmediği, önceliğin DEAŞ hapishanelerinin güvenliği olduğuna dair mesajlar sahaya yansıdı. ABD Başkanı Trump'ın, SDG'nin cezaevlerindeki 200 DEAŞ militanını serbest bırakması sonrası duyduğu rahatsızlık, bu değişimin fitilini ateşledi. En büyük cezaevlerinden biri olan Sına Hapishanesi’nin yönetiminin ABD’ye geçmesi, El-Hol kampının ise Suriye hükümetine devredilmesi, bu değişimin somut adımları arasında yer aldı.
Arap aşiretlerinin başkaldırısı çözülmeyi hızlandırdı
Güvenlik kaynakları, SDG’nin yaklaşık 63 bin kişilik yapısının büyük kısmının Arap savaşçılardan oluştuğunu belirtirken, Arap aşiretlerinin son dönemde örgüte karşı başlattığı ayaklanmaların, çözülme sürecini hızlandırdığına dikkat çekiyor. Bu iç çatışmalar, örgütün kontrolündeki bölgelerde otorite boşluğuna ve güvenlik zaafiyetlerine yol açtı. Aynı zamanda, petrol bölgeleri ve finansal kaynakların kaybı, SDG’nin Kandil’den aldığı destekle ayakta kalmasını daha da zorlaştırıyor.
Öcalan'dan entegrasyon çağrısı, Kandil’den ret
Suriye’de yaşanan bu yeni denklemin perde arkasında İmralı’dan gelen stratejik mesajların etkili olduğu belirtiliyor. Güvenlik kaynaklarına göre, Abdullah Öcalan’ın “makul şartlarda Suriye ordusuyla bütünleşin” çağrısına rağmen, Kandil yönetimi bu sürece mesafeli yaklaşıyor. PKK’nın Suriye kolu üzerindeki baskısını korumaya çalıştığı, ancak örgüt tabanında Şam yönetimiyle iş birliğine sıcak bakan bir kesimin giderek güçlendiği ifade ediliyor.
“Terörsüz Türkiye” süreci hız kazanıyor
Tüm bu gelişmeler, Türkiye açısından da olumlu yansımalar doğuruyor. Güvenlik birimleri, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda, Suriye’deki gelişmeleri stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyor. SDG’nin çözülme sürecinin tamamlanması halinde, Türkiye sınır güvenliğinin güçlenmesi, PKK’nın Suriye üzerindeki etki alanının sona ermesi ve terörle mücadelede kalıcı başarıların elde edilmesi hedefleniyor.