İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’daki karışıklıkları yakından takip ederken, bakanlarına medyada konuşma yasağı getirdi. İran'da ekonomik çöküşün etkisiyle büyüyen protestoların iç savaşa evrilme riski taşıdığı bir dönemde, Netanyahu’nun kabinesine verdiği bu talimat, bölgedeki gerilimi kontrol altında tutma çabası olarak yorumlandı.
İsrail’in devlet televizyonu KAN’ın aktardığına göre, Netanyahu’nun talimatı doğrudan: "İran'a olası saldırılar veya müdahale senaryoları hakkında basına açıklama yapılmasın." Bu adımın arkasında ise Tel Aviv yönetiminin, İran rejiminin zayıfladığına ve olayların kırılma noktasına yaklaştığına yönelik değerlendirmesi olduğu belirtiliyor.
Protestolarla Sarsılan İran’da Gözler İsrail’e Çevrildi
28 Aralık 2025'te başlayan ve dövizdeki tarihi değer kaybıyla birlikte ülke geneline yayılan protestolar, İran'ı son yılların en sert halk hareketlerinden biriyle karşı karşıya getirdi. Tahran Büyük Çarşı’dan başlayarak pek çok kente yayılan gösteriler, şiddet olaylarına dönüştü. Güvenlik güçlerinin sert müdahalesi ve binlerce gözaltı, uluslararası camiada kaygı yaratırken, İsrail’in sessizliği dikkat çekti.
Netanyahu’nun, bu noktada kabine üyelerinden temkinli davranmalarını istemesi, bölgedeki olası askeri hamlelerin medya üzerinden yönlendirilmesini engellemeyi amaçlıyor.
Gila Gamliel Yasağa Uymadı! İran’da Rejim Değişikliği Çağrısı Yeniden Gündemde
Ancak Netanyahu’nun bu “sessizlik çağrısı”na uymayan bir isim var: İsrail İnovasyon, Bilim ve Teknoloji Bakanı Gila Gamliel. Uzun süredir İran’da rejim değişikliği gerektiğini savunan Gamliel, yine sessiz kalmadı ve ABD eski Başkanı Donald Trump’ın İran protestolarına destek açıklamasını sosyal medya hesabından paylaştı.
Gamliel'in paylaşımı sadece hükümet içi disiplin tartışması başlatmakla kalmadı, aynı zamanda İsrail'in İran politikasında fikir ayrılıklarını da gözler önüne serdi. Özellikle Trump’ın “İran halkı özgürlüğünü istiyor, ABD desteklemeye hazır” sözleriyle birlikte gelen bu çıkış, hem Washington hem Tahran’da yankı buldu.
İsrail-İran Geriliminde Sürgündeki Şah'ın Oğlu da Sahada
İsrailli Bakan Gamliel’in dikkat çeken bir diğer yönü ise sürgündeki İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile yakın ilişkileri. Pehlevi ile yıl içinde üç kez görüşen Gamliel’in, geçen yılki Holokost Anma Etkinliği’ne Pehlevi’yi davet ettiği ve bu davetin İsrail’de büyük yankı uyandırdığı biliniyor. Bu ilişkiler, Gamliel’in rejim karşıtı duruşunun diplomatik değil, aktif siyasi bir misyon taşıdığına işaret ediyor.
Protestoların Bilançosu Ağırlaşıyor: 544 Ölü, 10 Binden Fazla Gözaltı
İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı HRANA’nın 11 Ocak tarihli raporuna göre, protestoların 15. gününde bilanço oldukça ağır. Raporda, 544 kişinin yaşamını yitirdiği, bunlardan 37’sinin güvenlik görevlisi, 1’inin savcı ve 8’inin çocuk olduğu belirtiliyor. Gözaltına alınan kişi sayısı ise 10 bin 681 olarak açıklandı. Resmi makamlar ise bu rakamları doğrulamış değil.
Durumun ciddiyeti artarken, uluslararası kamuoyunun baskısı da büyüyor. Ancak İran yönetimi geri adım atmak yerine, internet erişimini kısıtlayarak protestoların yayılmasını engellemeye çalışıyor.
Sessizlik mi, Strateji mi? İsrail’in İran Politikası Şekil Değiştiriyor
İsrail'in geçmişte İran'a karşı zaman zaman doğrudan sert söylemlerle politika yürüttüğü bilinirken, bu kez Netanyahu hükümetinin sessizliğe yönelmesi, taktiksel bir hamle olarak görülüyor. Bazı uzmanlara göre Tel Aviv, mevcut İran krizinin kendi içinde büyümesini bekleyerek, doğrudan müdahale yerine stratejik gözlem ve hazırlık içinde.
Ancak Gamliel gibi bakanların çıkışları, bu stratejinin bütünlüğünü zedeleyebilir. İsrail kabinesinde İran konusunda fikir ayrılıklarının kamuya açık hale gelmesi, hem iç politikada hem de uluslararası ilişkilerde etkili olabilir.