İran’da haftalardır süren protestolarda can kaybı artarken, ABD Başkanı Donald Trump’ın “çok sert önlemler” uyarısı uluslararası tansiyonu yükseltti. Washington’dan gelen bu mesajın ardından Çin’den hızlı ve net bir açıklama geldi.
İran’da 17 gündür devam eden protestolar, hem ülke içinde hem de küresel ölçekte yeni bir krizin kapısını araladı. Ekonomik sıkıntılarla başlayan eylemler kısa sürede rejim karşıtı gösterilere dönüşürken, ölü ve gözaltı sayılarındaki artış dünyanın dikkatini Tahran’a çevirdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın protestocularla ilgili yaptığı sert açıklamalar ise sadece İran’la sınırlı kalmadı; Çin’i de devreye sokan yeni bir diplomatik gerilimi tetikledi.
İran’daki protestolarda son tablo neyi gösteriyor?
ABD merkezli insan hakları kuruluşu HRANA’nın paylaştığı son verilere göre, İran genelinde devam eden gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 550’ye yükseldi. Bu rakamın içinde 12’si çocuk olmak üzere 2 bin 403 sivil gösterici ve 147 güvenlik görevlisi bulunuyor.
Aynı raporda, 1.134 kişinin yaralandığı ve 18 bin 434 kişinin gözaltına alındığı bilgisi yer aldı. İran makamları ise bugüne kadar ne ölü sayısına ne de yaralı ve gözaltı rakamlarına dair resmi bir açıklama yaptı. Ülke genelinde internet erişiminin sık sık kesilmesi, sahadan sağlıklı bilgi akışını da zorlaştırıyor.
Trump İran’a ne mesaj verdi, neden bu kadar sert konuştu?
ABD Başkanı Donald Trump, CBS News’e verdiği röportajda İran yönetimine yönelik dikkat çekici ifadeler kullandı. Trump, protestocuların idam edilmesi gibi bir senaryonun gündeme gelmesi halinde ABD’nin “çok sert önlemler” alacağını söyledi.
Açıklamasında protestoculara da seslenen Trump, eylemlerini sürdürmeleri çağrısında bulundu ve “yardımın yolda olduğu” mesajını verdi. Bu sözler, Washington’un İran’daki gelişmeleri yakından izlediğini ve gerektiğinde daha doğrudan adımlar atabileceğini gösteren bir uyarı olarak yorumlandı.
Çin neden devreye girdi, ABD’ye ne mesaj verdi?
Trump’ın bu çıkışının ardından Çin’den gelen yanıt gecikmedi. Çin Dışişleri Bakanlığı, yaptığı resmi açıklamayla ABD’nin söylemlerine açık bir mesafe koydu. Bakanlık sözcüsü Mao Ning, İran’ın iç işlerine dışarıdan müdahaleye karşı olduklarını vurguladı.
Açıklamada, uluslararası ilişkilerde güç kullanımının ya da güç tehdidinin kabul edilemez olduğu belirtildi. Pekin yönetimi, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu mesaj, Çin’in yalnızca İran’ı değil, küresel dengeleri de gözeten bir pozisyon aldığını ortaya koydu.
Çin’in bu tutumu ne anlama geliyor?
Çin’in açıklaması, ABD ile İran arasında tırmanabilecek olası bir krizde tarafsız kalmaktan ziyade “müdahaleye karşı” net bir duruş sergilediğini gösteriyor. Pekin, son yıllarda Orta Doğu’da ekonomik ve diplomatik etkisini artırırken, bölgedeki istikrarsızlıkların kendi çıkarlarını da zedeleyebileceğinin farkında.
Bu nedenle Çin, İran konusunda askeri veya tehditkâr bir yaklaşımı desteklemek istemiyor. Aynı zamanda ABD’nin tek taraflı hamlelerine karşı da uluslararası hukuk vurgusunu ön plana çıkarıyor. Uzmanlara göre bu açıklama, Çin’in küresel güç dengelerinde daha görünür ve belirleyici bir rol üstlenme isteğinin de bir yansıması.
İran’daki protestolar nasıl başladı, neden büyüdü?
İran’daki olayların fitili, 28 Aralık 2025’te Tahran Büyük Çarşı’da atıldı. Yerel para biriminin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi, hayat pahalılığı ve ekonomik baskılar, esnafı sokağa döktü. Kısa sürede diğer kentlere yayılan protestolar, ekonomik taleplerin ötesine geçerek siyasi ve toplumsal eleştirilerin dile getirildiği geniş çaplı eylemlere dönüştü.
Artan şiddet, sert güvenlik müdahaleleri ve iddialara göre uygulanan ağır cezalar, protestoları daha da büyüttü. Uluslararası kamuoyu ise yaşananları endişeyle izliyor.
Küresel gerilim nereye evrilebilir?
Trump’ın sert söylemleri, Çin’in müdahaleye karşı duruşu ve İran’daki belirsizlik bir araya geldiğinde, önümüzdeki günlerde diplomatik trafiğin daha da yoğunlaşması bekleniyor. ABD’nin olası adımları, yalnızca İran’ı değil, Rusya ve Çin gibi küresel aktörleri de yakından ilgilendiriyor.
Bu tablo, Orta Doğu merkezli yeni bir uluslararası krizin sinyalleri olarak yorumlanıyor. Gözler şimdi hem Washington’dan hem de Pekin’den gelecek yeni açıklamalarda.