İran, 18 gündür devam eden sokak gösterileri, iç huzursuzluk ve dış baskılar arasında yeni bir adım attı. Tahran yönetimi, hava sahasını sivil uçuşlara kısmi olarak kapattığını açıkladı. Bu kararın, ABD’nin Güney Çin Denizi’nden Orta Doğu’ya bir uçak gemisi saldırı grubunu kaydırmasının hemen ardından alınması dikkat çekti. ABD’nin askeri manevralarıyla eş zamanlı gelen bu gelişme, bölgedeki sıcak gündemin daha da ısınmasına neden oldu.
Sadece önceden izin verilmiş uçuşlara geçici olarak izin verileceği belirtildi. Bu da İran hava sahasının büyük ölçüde askeri öncelikli güvenlik önlemleri kapsamında koruma altına alındığını ortaya koyuyor. Uzmanlar bu adımı, olası bir dış müdahale ya da hava saldırısına hazırlık olarak yorumluyor.
ABD uçak gemisi neden Ortadoğu’ya gönderildi?
Washington yönetimi, İran’daki gelişmeleri sadece uzaktan izlemiyor. Güney Çin Denizi’nde konuşlu olan bir uçak gemisi saldırı grubunun ani bir kararla Ortadoğu’ya yönlendirilmesi, ABD’nin bölgede askeri hazırlıklarını artırdığını net biçimde ortaya koydu. Pentagon kaynaklarına göre bu adım, sadece İran’ı değil, bölgedeki diğer gerilimli noktaları da kapsayan stratejik bir önlem olarak değerlendiriliyor.
Bu gelişmenin hemen ardından İran hava sahasının kısıtlanması, iki ülke arasında zaten yüksek olan tansiyonun daha da sertleştiği anlamına geliyor. İran’ın bu hamlesi, potansiyel bir askeri çatışmanın veya dış müdahalenin sinyali olarak da yorumlanıyor.
İran, protestoları bastırmak için “yabancı ajanları” suçladı
Sokaklarda büyüyen protestoların yalnızca ekonomik temelli olmadığını düşünen İran yönetimi, gelişmelerden yabancı istihbarat servislerini sorumlu tutuyor. Hükümet yetkilileri, "yabancı destekli provokasyonlar" iddiasını öne sürerken, protestoları organize eden bazı isimlerin yabancı ülkelerle bağlantılı olduğu gerekçesiyle ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldığını duyurdu.
İran yargısı ise bu sürecin uzun sürmeyeceğini belirterek, "hızlı ve kesin yargılamalar" yapılacağını açıkladı. Bu açıklama, uluslararası toplumda ciddi insan hakları ihlalleri endişelerini de beraberinde getirdi.
Batı’dan peş peşe diplomatik adımlar: Personeller çekiliyor, uyarılar yapılıyor
Tahran’daki atmosferin giderek sertleşmesi yalnızca İran halkını değil, batılı devletleri de alarma geçirdi. İngiltere, İran’daki büyükelçilik personelini “güvenlik gerekçesiyle” geçici olarak çektiğini duyurdu. Aynı şekilde, ABD’nin sanal büyükelçiliği de İran’da bulunan Amerikan vatandaşlarına yönelik acil çağrıda bulundu: “Ülkeyi bir an önce terk edin.”
Bu uyarılar, hem İran’daki güvenlik durumunun kontrolden çıkabileceğine işaret ediyor hem de Batı’nın bölgedeki olası askeri senaryolara hazırlık yaptığını düşündürüyor.
İsrail cephesinde de alarm seviyesi yükseldi
İsrail ordusu, bölgedeki askeri hareketliliğe karşı sessiz kalmadı. Sınır bölgelerinde alarm seviyesini yükselttiğini ve tüm gelişmeleri anbean takip ettiğini açıkladı. İran ile doğrudan çatışma potansiyeli bulunan Tel Aviv yönetimi, özellikle Lübnan sınırı ve Golan Tepeleri hattında güvenlik önlemlerini artırıyor.
İran'daki iç krizle birlikte gelen dış askeri gerilim, İsrail’in güvenlik planlarını da yeniden yapılandırmasına neden oldu. Bölgedeki aktörlerin eş zamanlı olarak hazırlık içinde olması, Orta Doğu’nun önümüzdeki günlerde daha da hareketleneceğini gösteriyor.