İstanbul’da kültür ve düşünce dünyasına ışık tutan önemli bir etkinlikte, Sadettin Ökten dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Rami Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen “Medeniyet, Kültür ve Kimlik” başlıklı konuşmada Ökten, modernleşme sürecinin toplumların kimlik yapısı üzerindeki etkilerini derinlemesine ele aldı.
Tarih, dil ve kültür arasındaki hassas dengeye vurgu yapan Ökten’in sözleri, özellikle genç kuşaklar için önemli mesajlar içerdi.
“Geçmişi bilmeden gelecek kurulamaz”
Konuşmasında tarih bilincinin hayati önemine dikkat çeken Sadettin Ökten, geçmişle bağın kopmasının toplumsal kimliği zayıflattığını ifade etti.
“Dünü bilmezsek bugünü anlayamayız, bugünü anlamazsak geleceği inşa edemeyiz” sözleriyle hafızanın önemini vurgulayan Ökten, bireysel ve toplumsal kimliğin tarihsel süreklilik içinde şekillendiğini belirtti.
Yabancı kültürlerin görünmeyen etkisi
Modernleşme sürecinde yabancı kültürlerle artan etkileşime değinen Ökten, bu etkileşimin sadece yüzeyde kalmadığını, derinlerde kimlik dönüşümüne neden olabileceğini söyledi.
Günlük hayatta kullanılan birçok unsurun “masum” görünse de değerler dünyasında izler bıraktığını ifade eden Ökten, toplumların bu etkileri sorgulaması gerektiğini dile getirdi.
Kültürel aktarımın kaçınılmaz olduğunu belirten akademisyen, önemli olanın bu etkiler karşısında bilinçli bir duruş sergilemek olduğunu vurguladı.
İnsan, tercihleriyle var olur
İnsanın eylemleri üzerinden varlık kazandığını ifade eden Sadettin Ökten, insan davranışlarının içgüdüden değil, bilinçli tercihlerden oluştuğunu söyledi.
Toplum tarafından öğretilen kuralların bireyin davranışlarını şekillendirdiğini belirten Ökten, bu kuralların ihlali durumunda hissedilen pişmanlığın da bu içsel sistemden kaynaklandığını ifade etti.
Medeniyet tasavvurunun önce zihinde kurulduğunu, ardından eylemlerle hayata geçirildiğini söyleyen Ökten, değerlerin ancak yaşanarak anlam kazandığını dile getirdi.
“Türkçe, yeni dönemi anlatmakta yetersiz kalıyor”
Konuşmanın en dikkat çeken başlıklarından biri ise dil üzerine yapılan değerlendirmeler oldu. Türkiye’nin son yıllarda önemli bir teknolojik atılım içinde olduğunu belirten Ökten, bu gelişimin dil ile desteklenmesi gerektiğini söyledi.
“Kullandığımız Türkçe bu yeni hamleyi ifade edecek güçte değil” diyen Ökten, özellikle kavram ve düşünce üretimi açısından dilin zenginleştirilmesi gerektiğine işaret etti.
Dil, sadece iletişim aracı değil; aynı zamanda düşüncenin ve duygunun taşıyıcısı. Bu nedenle dilde yaşanan zayıflama, doğrudan düşünce dünyasını da etkiliyor.
“Örselenmiş bir medeniyetin çocuklarıyız”
Kendi kimlik yolculuğuna da değinen Sadettin Ökten, geçmiş kuşaklarla bağ kurmanın önemine dikkat çekti.
Toplumsal hafızanın zayıflamasını “örselenmiş medeniyet” ifadesiyle tanımlayan Ökten, önceki nesilleri anlamanın ve onların tecrübelerini dinlemenin kimlik inşasında kritik rol oynadığını belirtti.
Onun sözleri, modern dünyanın hızlı akışı içinde köklerini arayan herkes için bir çağrı niteliği taşıyor. Çünkü bazen en ileriye gitmek için, en geriye bakmak gerekir.