Yenidevir Gazetesi Genel Nikolai Svechnikov kimdir, İstanbul Boğazı’ndaki ölümüne ne sebep oldu?

Nikolai Svechnikov kimdir, İstanbul Boğazı’ndaki ölümüne ne sebep oldu?

İstanbul Boğazı’nın derin sularında aylardır süren belirsizlik, acı bir gerçekle son buldu. Geçtiğimiz yaz, 37. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda kaybolan Rus yüzücü Nikolai Svechnikov'un cesedi, aylar sonra tesadüfen bulundu. Temizlik çalışmaları sırasında su yüzeyine çıkan cansız bedenin, 30 yaşındaki sporcuya ait olduğu kesinleşti. Yarış günü kaybolduktan sonra izine bir türlü ulaşılamayan Svechnikov’un trajik sonu, hem spor dünyasını hem de Türkiye kamuoyunu derinden sarstı.

3 Dakika
Okunma Süresi

İstanbul Boğazı’nın derin sularında aylardır süren belirsizlik, acı bir gerçekle son buldu. Geçtiğimiz yaz, 37. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda kaybolan Rus yüzücü Nikolai Svechnikov'un cesedi, aylar sonra tesadüfen bulundu. Temizlik çalışmaları sırasında su yüzeyine çıkan cansız bedenin, 30 yaşındaki sporcuya ait olduğu kesinleşti. Yarış günü kaybolduktan sonra izine bir türlü ulaşılamayan Svechnikov’un trajik sonu, hem spor dünyasını hem de Türkiye kamuoyunu derinden sarstı.

İstanbul Boğazı’nda bulunan ceset, kayıp Rus yüzücüye ait çıktı

Beşiktaş Kuruçeşme açıklarında deniz yüzeyinde çalışma yapan temizlik ekipleri, suda hareketsiz duran bir beden fark etti. İhbar üzerine olay yerine gelen Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, erkek cesedini sudan çıkardı. Üzerinde yalnızca mayo bulunan ve vücut bütünlüğü ciddi şekilde bozulmuş olan ceset, kimlik tespiti için Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Günler süren incelemenin ardından acı gerçek ortaya çıktı: Ceset, 24 Ağustos 2025’teki Boğaziçi yarışında kaybolan Nikolai Svechnikov’a aitti.

2 bin 800 sporcunun katıldığı yarışta kaybolmuştu: 5 ay süren bekleyiş sona erdi

Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, her yıl yüzlerce yerli ve yabancı sporcuyu İstanbul Boğazı’nda buluşturan dev bir organizasyon. Ancak 2025 yılına ait yarış, acı bir kayıpla tarihe geçti. 81 ülkeden 2.820 sporcunun katıldığı etkinlikte, 30 yaşındaki Rus yüzücü Nikolai Svechnikov’un yarış sonunda karaya çıkmadığı fark edilmişti. O günden bu yana hem deniz polisi hem de sahil güvenlik tarafından yürütülen arama çalışmaları sonuçsuz kalmıştı.

Ailesi, yakınları ve yüzme camiası beş aydır ondan gelecek bir haber bekliyordu. Ancak umutlar, Kuruçeşme açıklarında ortaya çıkan cesetle birlikte sona erdi.

Cesedin bulunması sonrası gözler organizasyona çevrildi: Güvenlik önlemleri yeterli miydi?

Bu gelişme sonrası organizasyonun güvenlik protokolü tartışma konusu oldu. Yarış günü denizde neden bu kadar uzun süre boyunca cesede ulaşılamadığı ve Svechnikov’un kayboluşunun nasıl fark edilemediği soruları yeniden gündeme taşındı.

Uzmanlar, böylesi büyük ölçekli etkinliklerde katılımcıların sayısına rağmen daha sıkı ve birebir takip sistemlerinin uygulanması gerektiğini vurguluyor. Katılımcıların chip takibi, giriş-çıkış denetimleri gibi teknolojik önlemlerin yeterli düzeyde olup olmadığı konusu ise soru işaretleriyle dolu.

Spor camiası yasa boğuldu: Rusya’dan ve TMOK’tan taziye mesajları

Svechnikov’un ölümünün doğrulanmasının ardından, başta Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) olmak üzere pek çok kurum ve spor otoritesi taziye mesajları yayınladı. Rusya Yüzme Federasyonu ise yaptığı açıklamada, “Sadece iyi bir sporcu değil, aynı zamanda sevilen bir arkadaşımızı kaybettik” ifadelerine yer verdi.

Ayrıca Svechnikov’un ailesinin, cenazenin ülkesine nakledilmesi için Türk makamlarıyla temasa geçtiği öğrenildi. Organizasyon komitesinin ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir basın açıklaması yapması bekleniyor.

İstanbul’un su altı trajedisi: Boğaz, bir kaybı daha hafızasına kazıdı

İstanbul Boğazı, tarih boyunca birçok dramatik olaya sahne oldu. Ancak son yıllarda uluslararası spor etkinliklerinde yaşanan can kayıpları, şehir açısından ciddi güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor. Nikolai Svechnikov’un kaybı, “turizm ve sporda güvenlik” konularının daha sıkı gündeme gelmesini zorunlu kılıyor.

Organizatörlerden deniz güvenliğine kadar birçok tarafın sorumluluk alanı mercek altına alınırken, bu üzücü olayın bir dönüm noktası olup olmayacağı ise önümüzdeki süreçte netleşecek.