Türk müziğinin yükselen isimlerinden Celal Karatüre, son çalışması Hu der Hacılar ile uluslararası müzik listelerinde dikkat çeken bir başarıya imza attı. Türkiye ve Almanya’da listelere 1 numaradan giriş yapan sanatçı, dünya genelinde ise en çok dinlenenler arasında 9. sıraya kadar yükseldi.
Karatüre’nin bu çıkışı, yalnızca dijital platformlarla sınırlı kalmadı; klip görselleri New York’un simge noktalarından Times Square’daki dev dijital billboardlarda yayınlandı.
Türkiye ve Almanya Listelerinde Zirve
“Hu der Hacılar”, yayımlandığı ilk andan itibaren yoğun ilgi gördü. Elde edilen verilere göre:
Türkiye müzik listelerinde 1. sıra
Almanya müzik listelerinde 1. sıra
Dünya genelinde en çok dinlenenler arasında 9. sıra
Bu performans, Karatüre’nin Avrupa pazarındaki etkisini de gözler önüne serdi. Özellikle Almanya’daki Türk diasporasının yoğun ilgisi, şarkının hızlı yükselişinde önemli rol oynadı.
Trend Listelerinde Hızlı Yükseliş
Kısa sürede milyonlarca dinlenmeye ulaşan “Hu der Hacılar”, sosyal medya ve video platformlarında da trend listelerine girdi. Müzik otoriteleri, eserin hem geleneksel ezgiler hem de modern altyapı unsurları taşımasının geniş kitlelere hitap ettiğini belirtiyor.
New York Times Meydanı’nda Türk İmzası
Karatüre’nin küresel başarısı, New York’un kalbi olarak kabul edilen Times Meydanı’nda dev ekranlara taşındı. Dijital billboardlarda yer alan klip görüntüleri, sanatçının uluslararası alandaki görünürlüğünü artırdı.
Müzik dünyasında küresel vitrin olarak görülen bu alan, daha önce birçok dünya yıldızına ev sahipliği yapmıştı. Celal Karatüre’nin burada yer alması, Türk müziği adına sembolik bir başarı olarak değerlendiriliyor.
Küresel Müzik Pazarında Yeni Bir Türk İmzası
Uzmanlara göre Karatüre’nin listelerde elde ettiği sıralama, yalnızca bir şarkı başarısı değil; aynı zamanda Türk müziğinin global platformlarda artan etkisinin göstergesi. Dijital dinleme alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte, yerel üretimlerin küresel erişim kazanması artık daha mümkün.
Celal Karatüre’nin yükselişi, Türk sanatçıların uluslararası müzik sahnesinde daha görünür olabileceğini bir kez daha ortaya koydu.