Yenidevir Gazetesi Genel İsrail’in Savaşı ABD’ye Pahalıya Patladı

İsrail’in Savaşı ABD’ye Pahalıya Patladı

İsrail’in baskısıyla İran’la doğrudan çatışmanın içine giren ABD, sahada sonuç alamayınca Pakistan’ın arabuluculuğunda ateşkese razı oldu. Washington, “teslimiyet” beklerken masaya Tahran’ın 10 maddelik ağır şartları geldi: Hürmüz’de kontrol, yaptırımların kalkması, tazminat ve ABD askerinin bölgeden çekilmesi.

5 Dakika
Okunma Süresi

Ortaya çıkan tablo, ABD açısından dikkat çekici: Trump yönetimi savaşı büyüterek İran’ı zayıflatmak isterken, şimdi Tahran’ın yıllardır reddedilen taleplerini konuşmak zorunda kalıyor. İran, iki haftalık ateşkes karşılığında yalnızca çatışmaların durmasını değil, Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolünün sürmesini, yaptırımların kaldırılmasını, savaş tazminatını ve ABD askerinin bölgeden çekilmesini içeren 10 maddelik planı masaya koydu.
 

İRAN MASAYA NE KOYDU?
Tahran’ın 10 maddelik ateşkes-plan dosyasından öne çıkan başlıklar
ABD saldırılarının kalıcı olarak sona ermesi
Hürmüz Boğazı’nda İran kontrolünün sürmesi
Temel ekonomik yaptırımların kaldırılması
İran’la çalışan yabancı şirketlere yaptırımların bitmesi
BM Güvenlik Konseyi kararlarının sona ermesi
Nükleer programla ilgili UAEA kararlarının iptali
Savaş zararları için İran’a tazminat ödenmesi
ABD ordusunun Orta Doğu’dan çekilmesi
İsrail-Lübnan hattı dahil tüm cephelerde ateşkes
Farsça metinde ayrıca: “Uranyum zenginleştirme hakkının kabulü”

İsrail’in güvenlik baskısı ve bölgesel hesaplarıyla İran’la doğrudan çatışmanın içine çekilen ABD, beklediği sonucu alamadı. Günlerdir sert tehditler, ağır bombardıman planları ve “teslimiyet” diliyle Tahran’ı geri adım atmaya zorlayan Washington, sonunda Pakistan’ın devreye girdiği ateşkes formülüne razı oldu. Ortaya çıkan tablo, askeri üstünlüğüne rağmen ABD’nin ne sahada İran’ı çökertebildiğini ne de masaya kendi şartlarını dayatabildiğini gösterdi.

Pakistan’ın sunduğu ateşkes teklifine hem İran hem de ABD olumlu yanıt verdi. İran, Hürmüz Boğazı’nın geçici olarak açılmasını da içeren iki haftalık ateşkes planını kabul ettiğini duyurdu. Tarafların, 10 Nisan’da Pakistan’ın başkenti İslamabad’da müzakere masasına oturması bekleniyor.

Trump’ın tehdidi boşa düştü

ABD Başkanı Donald Trump, ateşkesin TSİ 03.00’e kadar sağlanmaması halinde İran’ı “yok etme” tehdidinde bulunmuştu. Ancak Beyaz Saray’dan gelen açıklamalar, Washington’un askeri tırmanmayı sürdürmek yerine diplomatik çıkış aramak zorunda kaldığını ortaya koydu.

Beyaz Saray’a göre İsrail de ateşkesi onayladı. Trump, İran genelinde sivil hedefleri de kapsayacak şekilde planlanan geniş çaplı saldırıları askıya aldığını açıkladı. ABD Başkanı ayrıca, Tahran yönetiminden “uygulanabilir” bir ateşkes önerisi geldiğini söyledi.

Bu gelişme, savaşın ilk aşamasında İran’a ağır bir darbe indirerek Tahran’ı hızla teslimiyete zorlamayı hesaplayan Washington-Tel Aviv hattının hedeflerine ulaşamadığı şeklinde yorumlandı. ABD’nin sert askeri söylemine rağmen, sahadaki maliyetin büyümesi ve Hürmüz Boğazı krizinin küresel ekonomi üzerindeki etkisi, Beyaz Saray’ı geri adım atmaya itti.

Masaya İran’ın şartları geldi

Asıl dikkat çeken unsur ise ateşkesin yalnızca çatışmaları durduracak geçici bir düzenleme olmaması. İran, iki haftalık ateşkes süresince yürütülecek görüşmeler için 10 maddelik kapsamlı bir barış planı hazırladı ve savaşın sona ermesini bu başlıkların netleştirilmesine bağladı.

Tahran’ın planı, ABD’nin geçmişte kesin biçimde reddettiği talepleri yeniden masaya taşıyor. Böylece Washington, savaşı genişleterek İran’ı zayıflatma hedefiyle çıktığı yolda, şimdi İran’ın stratejik ve siyasi taleplerini tartışmak zorunda kalmış görünüyor.

İran devlet medyasına göre Tahran yönetiminin öne sürdüğü şartlar arasında şunlar yer alıyor:

ABD’nin tüm saldırgan eylemlerine kalıcı olarak son vermeyi garanti etmesi
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün sürmesi
İran’a yönelik tüm temel yaptırımların kaldırılması
İran kurumlarıyla iş yapan yabancı kuruluşlara yönelik yaptırımların kaldırılması
BM Güvenlik Konseyi’nin İran’ı hedef alan kararlarının sona erdirilmesi
İran’ın nükleer programına ilişkin UAEA kararlarının iptal edilmesi
İran’a savaş zararları için tazminat ödenmesi
ABD ordusunun Orta Doğu’dan çekilmesi
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları dahil olmak üzere tüm cephelerde ateşkes sağlanması

İran’ın Farsça yayımladığı metinde ayrıca, nükleer program açısından kritik bir ifade daha yer aldı: “Uranyum zenginleştirme hakkının kabul edilmesi.” Ancak bu başlık, İranlı diplomatların gazetecilerle paylaştığı İngilizce versiyonda bulunmadı. Bunun diplomatik bir manevra mı yoksa müzakere alanı açma girişimi mi olduğu henüz netleşmiş değil.

Hürmüz kartı yine Tahran’ın elinde

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ordusunun kontrolü altındaki Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişe izin verileceğini açıkladı. Ancak bu açıklama, Tahran’ın boğaz üzerindeki stratejik hakimiyetinden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Tersine, İran bu kritik enerji koridorunu ateşkes masasındaki en güçlü kozlarından biri olarak kullanmaya devam ediyor.

İranlı bir yetkiliye göre plan, İran ve Umman’ın boğazdan geçen gemilerden ücret almasına da imkan tanıyor. Bu gelirlerin, savaş sonrası yeniden yapılanma için kullanılacağı belirtiliyor. Ancak görüşmelerin çökmesi halinde Tahran’ın boğazı yeniden kapatabileceği ifade ediliyor.

Bu durum, Washington açısından çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor: ABD, askeri baskıyla İran’ı geri adım attırmak isterken, bugün küresel enerji akışının kilit noktası olan Hürmüz’ün geleceğini İran’ın koyduğu çerçevede konuşmak zorunda kalıyor.

Savaşın sonunda ortaya çıkan gerçek

Ortaya çıkan tablo, İsrail’in güvenlik doktrini doğrultusunda İran’ı askeri baskıyla hizaya getirme stratejisinin, ABD açısından hesaplanandan çok daha yüksek bir maliyet ürettiğini gösteriyor. Trump yönetimi savaşın ilk günlerinde “ezici güç” söylemiyle hareket etti; ancak gelinen noktada ABD, ne İran’ın bölgesel kapasitesini kırabildi ne de Tahran’ı koşulsuz teslimiyete zorlayabildi.

Dahası, savaşın sonunda konuşulan başlıklar; İran’ın nükleer dosyası, Hürmüz üzerindeki kontrolü, yaptırımların kaldırılması ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığı oldu. Başka bir ifadeyle, Washington savaş alanında üstünlük kurmaya çalışırken, diplomasi masasında Tahran’ın açtığı dosyaları kapatmakla karşı karşıya kaldı.

İslamabad’da başlayacak görüşmeler, sadece bir ateşkesin kaderini değil, aynı zamanda şu sorunun yanıtını da belirleyecek: ABD, İsrail’in zorladığı bir savaşta kendi stratejik hedeflerini gerçekten koruyabildi mi; yoksa bölgeyi yeniden şekillendirmek isterken kendisi mi masaya çekildi?