Türkiye’de yükseköğretim kurumlarında yapay zeka kullanımı hızla yaygınlaşırken, Atatürk Üniversitesi bünyesinde hazırlanan dikkat çekici bir yüksek lisans tezi, akademideki dönüşümün en kritik boyutunu gözler önüne serdi: etik kaygılar. Erzurum merkezli bu çalışma, hem akademisyenlerin hem de öğrencilerin yapay zeka araçlarına yaklaşımını detaylı şekilde analiz ederek, üniversitelerde kurumsal rehber ihtiyacını güçlü biçimde ortaya koydu.
Akademide Yapay Zeka Kullanımı Artıyor Ama Sınırlar Belirsiz
Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Şeyda Bozkurt tarafından hazırlanan ve danışmanlığını Yusuf Yurdigül’ün üstlendiği tez, Türkiye’de akademik çevrelerde yapay zekanın kullanımına dair en kapsamlı saha çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor. Araştırma sürecinde Erzurum Teknik Üniversitesi ile birlikte yürütülen görüşmeler, akademik dünyanın bu yeni teknolojiye nasıl adapte olduğunu somut verilerle ortaya koyuyor.
Çalışmaya göre akademisyenlerin önemli bir bölümü yapay zekayı aktif olarak kullanıyor. Özellikle akademik yazım, veri analizi ve içerik üretimi süreçlerinde bu araçlardan yararlanma oranı dikkat çekici seviyelere ulaşmış durumda. Ancak bu kullanımın sınırlarının net olmaması, etik tartışmaları beraberinde getiriyor.
Özgünlük ve İntihal Endişesi Gündemde
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, akademisyenlerin yapay zeka kullanımına rağmen “özgünlük” ve “intihal” konularında ciddi bir belirsizlik yaşaması oldu. Yapay zekanın akademik üretime katkısı kabul edilirken, bu katkının hangi noktada etik ihlal sayılacağı konusunda ortak bir görüş bulunmuyor.
Öğrenciler tarafında ise durum daha farklı bir tablo çiziyor. Yapay zeka araçlarının daha yaygın ve gündelik kullanıldığı görülürken, etik farkındalık düzeyinin akademisyenlere kıyasla daha düşük olduğu dikkat çekiyor. Bu durum, yükseköğretimde dijital okuryazarlık ve etik eğitim ihtiyacını daha da görünür hale getiriyor.
“Yapay Zeka Artık Akademinin Ayrılmaz Bir Parçası”
Tezin yazarı Şeyda Bozkurt, çalışmasının temel amacının bu belirsizlik alanını görünür kılmak olduğunu belirtiyor. Yapay zekanın akademik üretimin dışında düşünülemeyeceğini vurgulayan Bozkurt, etik çerçevenin henüz netleşmemiş olmasının en büyük sorunlardan biri olduğunu ifade ediyor. Türkiye’de bu alanda yapılan ampirik çalışmaların sınırlı olduğuna dikkat çeken Bozkurt, elde edilen bulguların önemli bir boşluğu doldurduğunu dile getiriyor.
400 Akademisyenle Yapılan Görüşmeler Dikkat Çekti
Tez danışmanı Yusuf Yurdigül ise araştırmanın kapsamına dikkat çekerek yaklaşık 400 akademisyenle görüşme yapıldığını belirtiyor. Yurdigül’e göre yapay zeka, akademide köklü bir dönüşüm başlatmış durumda ancak bu dönüşümün etik ve kuramsal boyutları yeterince tartışılmıyor. Çalışma, hem mevcut durumu ortaya koyması hem de yeni tartışmaların önünü açması açısından önemli bir referans niteliği taşıyor.
Üniversiteler İçin Kurumsal Rehberlik Şart
Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri, üniversitelerde yapay zeka kullanımına yönelik açık ve bağlayıcı kuralların eksikliği oldu. Hem akademisyenler hem de öğrenciler için etik kullanım ilkelerinin belirlenmesi gerektiği vurgulanırken, kurumsal politikaların oluşturulmasının artık kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor.
Bu yönüyle çalışma, yalnızca akademik bir tez olmanın ötesine geçerek Türkiye’de yükseköğretimde dijital dönüşüm sürecine ışık tutuyor. Yapay zekanın sunduğu fırsatlar kadar beraberinde getirdiği risklerin de doğru yönetilmesi gerektiği, araştırmanın en güçlü mesajlarından biri olarak öne çıkıyor.