Yaklaşık 75 kilometrekarelik geniş bir alana yayılan ve 120’den fazla anıt mezarı barındıran Bintepeler, artık yüksek kabiliyetli insansız hava araçlarıyla gece gündüz takip edilecek. Uzun menzil ve gece görüş özelliklerine sahip dronlar sayesinde bölgede olası kaçak kazı girişimleri ve şüpheli hareketlerin daha erken tespit edilmesi hedefleniyor.
Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri’nin 2025 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmasının ardından hayata geçirilen güvenlik sistemi, Manisa’nın tarihi mirasının korunması açısından yeni bir uygulama olarak öne çıkıyor.
Bintepeler artık havadan izlenecek
Bintepeler, Lidya döneminden günümüze ulaşan en önemli arkeolojik alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Yaklaşık 75 kilometrekarelik alana yayılan bölgede 120’den fazla anıt mezar bulunuyor.
Lidya Kralı Alyattes’in anıt mezarının da bulunduğu Bintepeler’in geniş bir coğrafyaya yayılması, bölgenin sürekli ve etkin biçimde denetlenmesini zorlaştırıyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, geçmişte bazı tümülüslerin kaçak kazılar nedeniyle iş makineleri kullanılarak ağır şekilde tahrip edildiğini belirterek, bu tür tehditlerin mümkün olduğunca erken fark edilmesinin önemine dikkat çekti.
Yeni sistemle birlikte geniş arkeolojik alanın havadan sürekli takip edilmesi amaçlanıyor.
Eski kazı evi güvenlik merkezine dönüştürüldü
Havadan İzleme ve Güvenlik Merkezi, Bintepeler’e hakim konumdaki Karnıyarık Tepe yakınında bulunan eski kazı evinin yenilenmesiyle oluşturuldu.
Merkez, uzun menzilli ve gece görüş kabiliyetine sahip iki insansız hava aracı sistemiyle donatıldı. Bunun yanı sıra üç anten sistemiyle bölgedeki kapsama alanının güçlendirilmesi sağlandı.
Merkezde merkezi izleme sistemleri, büyük ekranlar ve çevre güvenlik kameraları da bulunuyor.
Güvenlik merkezinde görev yapacak personelin İHA pilotluğu eğitimleri ve gerekli sertifikasyon süreçlerinin tamamlandığı bildirildi.
Şüpheli hareketler jandarmaya anında bildirilecek
Sistem yalnızca görüntü almak amacıyla kullanılmayacak. Havadan yapılan izleme sırasında şüpheli bir hareket veya kaçak kazı girişimi tespit edilmesi halinde elde edilen bilginin hızlı şekilde jandarma birimlerine aktarılması planlanıyor.
Böylece olası bir kaçak kazı girişiminin erken aşamada fark edilmesi ve güvenlik ekiplerinin bölgeye hızlı şekilde müdahale edebilmesi hedefleniyor.
Bakan Ersoy, teknolojinin temel amacının kaçak kazı girişimlerini erken görmek, caydırmak ve önlemek olduğunu belirtti.
Pilot uygulama kapsamında elde edilecek verilerin, ilerleyen süreçte kültürel miras alanlarının korunmasına yönelik yeni politikaların ve ilave güvenlik tedbirlerinin geliştirilmesinde kullanılması da planlanıyor.
Sardes ve Bintepeler UNESCO Dünya Miras Listesi’nde
Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri’nin 2025 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmesi, bölgenin kültürel ve tarihi önemini uluslararası düzeyde tescillemiş oldu.
Lidya uygarlığının önemli merkezlerinden Sardes ile geniş bir coğrafyaya yayılan Bintepeler, Anadolu’nun geçmişten günümüze ulaşan önemli kültür varlıkları arasında yer alıyor.
Bu alanların korunması yalnızca arkeolojik eserlerin gelecek nesillere aktarılması açısından değil, bölgenin tarihsel kimliğinin muhafaza edilmesi bakımından da önem taşıyor.
Türkiye kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede üç başlık uyguluyor
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelesini üç temel başlık üzerine kurduğunu açıkladı.
Bu başlıklar önleme, uluslararası iş birliği ve iade olarak sıralandı.
Bintepeler’de kurulan havadan izleme sistemi, bu yaklaşımın özellikle önleme ayağını oluşturuyor. Geniş bir alana yayılan tümülüslerin geleneksel yöntemlerle sürekli denetlenmesinin zor olduğuna dikkat çekilirken, teknolojinin koruma çalışmalarının önemli bir parçası haline getirildiği vurgulandı.
ABD ile kültür varlıkları konusunda iş birliği 5 yıl uzatıldı
Kültür varlıklarının korunması ve yurt dışına kaçırılan eserlerin Türkiye’ye geri getirilmesi kapsamında uluslararası iş birlikleri de sürdürülüyor.
Bakan Ersoy, UNESCO, INTERPOL, Dünya Gümrük Örgütü ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi başta olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşlarla çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Ersoy ayrıca Türkiye ile ABD arasında 2021 yılında imzalanan ve kültür varlıklarına yönelik ithalat kısıtlamalarını düzenleyen Mutabakat Zaptı’nın 2026 yılında yeni bir beş yıllık dönem için uzatıldığını açıkladı.
Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI) ile yürütülen soruşturma ve adli süreçlerin de Türkiye’ye eserlerin iadesinde önemli sonuçlar sağladığı belirtildi.
13 bin 474 kültür varlığı Türkiye’ye geri getirildi
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’un açıklamasına göre Türkiye, 2002 yılından bu yana yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarılan 13 bin 474 kültür varlığının ülkeye dönüşünü sağladı.
Bu eserlerin 9 bin 159’unun son sekiz yılda Türkiye’ye kazandırıldığı açıklandı.
Türkiye’ye iade edilen eserler arasında farklı dönemlere ait heykeller, mozaikler, mimari parçalar, sikkeler, çiniler ve çeşitli arkeolojik eserler bulunuyor.
Boubon Antik Kenti kökenli ve aralarında Marcus Aurelius heykelinin de bulunduğu bronz imparator heykellerinin Türkiye’ye dönüşü de uzun süren araştırma ve uluslararası iş birliğinin sonuçlarından biri olarak gösterildi.
Zeugma’dan İznik çinilerine kadar birçok eser geri döndü
Türkiye’ye iade edilen kültür varlıkları arasında farklı arkeolojik alanlardan çıkarılan çok sayıda eser bulunuyor.
İngiltere’den getirilen Eros başının Sidamara Lahdi ile yeniden bir araya getirildiği, ABD’den iadesi sağlanan Zeugma mozaik panosunun ise daha önce Türkiye’ye getirilen 12 parçayla birleştirildiği belirtildi.
Bunun yanında ABD ve Danimarka’dan Düver kökenli mimari levhalar, İsviçre’den Urartu dönemine ait bronz eserler, Yunanistan’dan Anadolu kökenli sikkeler, Hollanda’dan Şile Bozgoca Camii kitabesi ile İngiltere ve İspanya’dan İznik çinilerinin Türkiye’ye kazandırıldığı açıklandı.
Manisa’dan kaçırılan eserler de Türkiye’ye döndü
Manisa’nın tarihi eserleri de yurt dışından Türkiye’ye getirilen kültür varlıkları arasında yer aldı.
Yaklaşık 2 bin 700 yıllık olduğu belirtilen ve Manisa’dan yasa dışı yollarla çıkarılan altın kolyenin Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nden, Lidya Dönemi’ne ait bronz klinenin ise bilimsel çalışmaların ardından Getty Müzesi’nden Türkiye’ye iade edildiği açıklandı.
Ayrıca ABD’de satışa çıkarıldığı tespit edilen Manisa kökenli 10 Lidya mezar ve adak stelinin de Bakanlığın uzun yıllar süren takibi, FBI ve Vaşington Emniyet Müşavirliği arasındaki iş birliği sonucunda 2014 yılında Türkiye’ye getirildiği belirtildi.
Manisa Müzesi’nde açılan “Kaçış Yok” sergisi de kültür varlığı kaçakçılığına ilişkin farklı dönemlerden eserleri bir araya getiriyor.
“Bintepeler’i bundan sonra gökyüzünden de koruyacağız”
Açılış töreninde kültürel mirasın korunmasında teknolojinin önemli bir araç olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, ancak teknolojinin tek başına yeterli olmadığını da belirtti.
Bintepeler’in korunmasında yerel halkın sahiplenmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Ersoy, burada geliştirilen havadan izleme modelinin Türkiye’de geniş coğrafyalara yayılan diğer arkeolojik alanların korunması açısından da deneyim oluşturacağını söyledi.
Bintepeler’de devreye alınan yeni sistemle birlikte kaçak kazı ve benzeri tehditlere karşı erken tespit ve hızlı müdahale imkanının artırılması hedefleniyor.
Ersoy, konuşmasının sonunda projenin önemini, “Binlerce yıldır bu coğrafyanın hafızasını taşıyan Bintepeler’i, bundan sonra gökyüzünden de koruyacağız” sözleriyle ifade etti.