Dünyaya açılan ticaret kapıları
MÜSİAD Genel Merkezi’ndeki Arktik Panel Programı ve Diplomatik Misyonlar Resepsiyonu’nda Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ı dinlerken, konuşmasının satır aralarında Türkiye’nin dış ticaret politikasına ilişkin daha geniş bir fotoğrafı görmek mümkün oldu.
Dünya ticaretinin giderek daha fazla korumacılığa, bölgesel bloklaşmaya ve ticaret savaşlarına sahne olduğu bir dönemde Ankara’nın önündeki temel başlıklardan biri, pazar çeşitliliğini artırmak.
Bolat’ın özellikle vurguladığı nokta buydu. Türkiye’nin yalnızca belirli birkaç pazara yaslanan bir ticaret anlayışı yerine, dünyanın farklı coğrafyalarıyla eş zamanlı ilişkiler geliştirmeye çalıştığını anlattı.
Bakan’ın, “Cumhurbaşkanı'mız Erdoğan'ın yaklaşık 24 yıllık görev süresi boyunca Amerika, Avrupa, Asya, Afrika ve Avustralya dahil dünyanın bütün bölgeleriyle dış ekonomik ilişkilerimizi geliştirdik. Bu doğrultuda çalışmalarımızı büyük bir gayret ve kararlılıkla sürdürüyoruz” sözleri, bu yaklaşımın özeti gibiydi.
Haritada yeni ticaret rotaları
Burada dikkat çekici olan yalnızca ticaret hacmini büyütme hedefi değil. Asıl mesele, küresel ticarette yaşanan dönüşüm karşısında Türkiye’nin kendisine daha geniş bir hareket alanı oluşturma çabası.
Avrupa Birliği bu denklemde hâlâ özel bir ağırlığa sahip. Bolat’ın ifade ettiği gibi, 30 yıllık Gümrük Birliği ilişkisi sonucunda AB Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı konumunda. Ancak bunun yanında Afrika’dan Uzak Doğu’ya, Kuzey Amerika’dan Avustralya ve Yeni Zelanda’ya kadar farklı pazarlara uzanan yeni kanallar da açılıyor.
Özellikle Afrika konusunda verilen rakam önemli. Bolat, Türkiye’nin Afrika ile ticaretinin 11 kattan fazla arttığını söyledi. Burada yalnızca ihracat rakamlarına değil, Türkiye’nin kıta ülkeleriyle kurmaya çalıştığı uzun vadeli ekonomik ortaklık modeline bakmak gerekiyor.
“Türkiye'nin Afrika'ya sunduğu yaklaşım dostluk, kardeşlik, kalkınma, birlikte büyüme ve birlikte zenginleşme anlayışına dayanıyor” ifadesi, Bakanlığın Afrika politikasındaki ekonomik çerçeveyi ortaya koyuyor.
Ticaret savaşlarına karşı yeni denklem
Dünya ekonomisinde asıl sınav ise bundan sonra. Gümrük duvarlarının yükseldiği, korumacılığın güç kazandığı bir ortamda Türkiye açısından alternatif pazarların önemi daha da artıyor.
Bolat’ın şu değerlendirmesi bu nedenle özellikle önemliydi: “Dünya ekonomisinin bu yıl daha düşük bir büyüme oranıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde küresel ticaret de güçlü korumacılık eğilimleri ve ayrıştırıcı ticaret politikalarıyla karşılaşıyor.”
Ardından çözüm adresini de açıkça ortaya koydu: “Bu nedenle ticaretteki korumacılığa ve ticaret savaşlarına karşı tercihli ticaret anlaşmaları oluşturmak ve bölgesel işbirliği blokları kurmak, içinde bulunduğumuz dönemde kritik önem taşıyor.”
Bu yaklaşımın iş dünyası açısından karşılığı oldukça somut. Yeni pazar, yeni müşteri ve daha fazla ticaret kanalı demek. Ancak bunun sürdürülebilir olması için diplomatik ilişkilerin ekonomik anlaşmalarla, özel sektörün de sahadaki girişimleriyle desteklenmesi gerekiyor.
Bolat’ın konuşmasında belki de en net mesaj ise şuydu: “Temel felsefemiz, dış ekonomik ilişkilerimizi kazan-kazan ilkesi doğrultusunda yürütmektir.”
Küresel ticaretin zorlaştığı bir dönemde Türkiye’nin önündeki denklem, mevcut pazarları korurken yeni pazarlara ulaşmak, ticaret ortaklarını çeşitlendirmek ve bunu karşılıklı kazanca dayalı uzun soluklu ilişkilerle yapmak.
Türkiye, küresel ticarette kapıların kapandığı bir dönemde yeni kapılar açmaya çalışıyor.