Türkiye genelinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, geçmiş yılların aksine büyük çaplı şiddet olayları yaşanmadan geride kaldı. Özellikle 1970’li ve 1990’lı yıllarda ağır bilanço ile hatırlanan 1 Mayıs’lar; uzun süren sokak çatışmaları, kamu düzeninin bozulduğu görüntüler ve can kayıplarıyla hafızalara kazınmıştı. Bu yıl ise tablo belirgin biçimde farklılaştı.
İstanbul’da günün en dikkat çeken gelişmeleri Beşiktaş, Mecidiyeköy ve Yenikapı hattında yaşandı. Beşiktaş’ta toplanan bir grup, Taksim’e yürümek istedi. Polis ekipleri, gruba dağılmaları yönünde uyarılarda bulundu. Uyarılara rağmen slogan atarak yürümekte ısrar eden grup, güvenlik güçlerince gözaltına alındı. Gözaltına alınan kişiler polis minibüsleriyle emniyete götürüldü.
Benzer şekilde Mecidiyeköy’de toplanan gruba da müdahale edildi. 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi’nin bulunduğu alan güvenlik çemberine alınırken, izinsiz gösterilere izin verilmedi. Yenikapı’da da müdahaleler gerçekleşti. Çağdaş Hukukçular Derneği’nin aktardığı bilgilere göre üç noktada yapılan işlemler sonucunda yaklaşık 200 kişi gözaltına alındı.
Ancak tüm bu müdahalelere rağmen, gün boyunca şehir genelinde geniş çaplı çatışmaların yaşanmaması ve kamu düzeninin korunması öne çıkan başlık oldu. Önceki yıllarda sıkça görülen kamu malına zarar verme, uzun süreli yol kapatmalar ve kitlesel güvenlik krizleri bu yıl gözlenmedi.
Güvenlik uzmanları, bu tabloyu iki temel faktöre bağlıyor: İstihbarat ve önleyici güvenlik tedbirlerinin artırılması ile sahadaki hızlı ve koordineli müdahale kapasitesi. Buna göre, yasa dışı örgütlerin 1 Mayıs’ı propaganda ve güç gösterisi alanına dönüştürme girişimleri daha başlamadan sınırlandırıldı.
Geçmişte Taksim ve çevresinde yoğunlaşan ve günlerce etkisi süren olaylarla kıyaslandığında, bu yılın 1 Mayıs’ı “kontrollü ve sınırlı” bir çerçevede geçti. Kamu otoriteleri, vatandaşların günlük yaşamının büyük ölçüde kesintiye uğramamasını sağlarken, güvenlik güçlerinin sahadaki varlığı belirleyici rol oynadı. Ortaya çıkan tablo, 1 Mayıs’ın geçmişteki sert ve kaotik görüntülerinden uzaklaşarak daha kontrollü bir zemine taşındığını gösterirken; yasa dışı yapılanmalara alan açılmamasının altı çiziliyor. Bu yönüyle 2026 1 Mayıs’ı, güvenlik politikalarının sahaya yansımasının somut bir örneği olarak değerlendiriliyor.
