Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, sigortacılığın yalnızca hasar sonrasında tazminat ödeyen bir sektör olmaktan çıktığını belirterek, riskleri önceden gören, ölçen ve azaltan yeni bir anlayışın öne çıktığını vurguladı.
Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı sektör temsilcilerini buluşturdu
Eureko Sigorta Konferans Salonu’nda düzenlenen 18’inci Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı’nda, Türkiye ve dünyadaki sigorta sektörünün geleceği kapsamlı şekilde ele alındı.
Etkinlikte küresel iklim krizinin finans ve sigorta sektörlerine etkileri, yapay zeka teknolojilerinin risk yönetiminde kullanılması ve iklim değişikliğine dayanıklı şehirlerin oluşturulması gibi başlıklar değerlendirildi.
Konferansta ayrıca doğal afetlerden jeopolitik gelişmelere, siber güvenlik risklerinden finansal risklere kadar sigorta sektörünün karşı karşıya olduğu yeni tehditler masaya yatırıldı.
Ahmet Yaşar: Sigortanın rolü değişiyor
Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, değişen risklerin sigortacılık sektöründe yeni bir dönüşümü beraberinde getirdiğini söyledi.
Yaşar, iklim değişikliği ve doğal afetlerin yanı sıra teknoloji, jeopolitik gelişmeler, siber riskler ve finansal risklerin giderek daha karmaşık hale geldiğine dikkat çekti.
Yaşar, konferanstaki konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"18’inci Sigorta Haftası’nı kutluyoruz. Bu sene önceki senelerden biraz daha farklı yapmaya çalıştık. Bugün ve bu hafta sadece sektörümüzün bugününü, yarınını ve sigortacılığını konuşmayacağız; ülkemizin koruma açıklarını konuşacağız. COP31’e giden yolda, kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek etkinliğe kadar biz de sigortacılar olarak elimizden gelen her platformda bunu dillendirmeye çalışacağız. İklim, afetler, jeopolitik gelişmeler, siber riskler, finansal riskler, mobilite, teknoloji ve tüm bu alanlarda riskler giderek artıyor, birbirine bağlanıyor ve daha da karmaşık hale geliyor. Tüm bu süreçte sigortanın rolü de değişiyor. Sigortacılık uzun zamandır hasarı ödeyen değil; riski gören, ölçen, azaltan ve dayanıklılığı güçlendiren bir sektör haline geliyor."
Türkiye’nin sigorta prim üretimi 1 trilyon liraya yaklaştı
Ahmet Yaşar, Türkiye sigorta sektörünün finansal büyüklüğüne ilişkin güncel rakamları da paylaştı.
2024 yılında 838 milyar liralık prim üretimine ulaşıldığını belirten Yaşar, 2025 yılında ise toplam prim üretiminin 1,2 trilyon liraya yükseldiğini ifade etti. Böylece sektörün yıllık bazda yüzde 46 oranında büyüdüğünü aktaran Yaşar, 2026 yılının Ağustos ayı itibarıyla toplam üretimin 1 trilyon liraya yaklaştığını söyledi.
Yaşar, bu dönemde yıllık bazda yüzde 28'lik büyüme gerçekleştiğini belirtti.
"Asıl hedefimiz prim üretimini artırmak değil, Türkiye’nin koruma açığını azaltmak"
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, sektörün yalnızca prim üretimindeki büyüklüğüne odaklanmadığını, Türkiye’nin sigorta kapsamındaki açıklarının azaltılmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.
Yaşar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Biz 2024 yılını 838 milyar liralık bir prim üretimiyle tamamlamıştık. 2025 yılında da 1.2 trilyonluk bir prim büyüklüğüne ulaştık. Bu da toplamda yüzde 46’lık bir büyümeyi gösteriyordu. 2026 Ağustos ayına geldiğimizde 1 trilyon liraya yaklaştı sektörümüzün toplam üretimi. Bu da bir önceki yıla göre yüzde 28’lik bir büyüme rakamını gösteriyor. Özellikle Türkiye Sigorta Birliğimizin son yıllarda ve bu dönemde de artan bir şekilde daha çok ülkemizin koruma açıklarına odaklanıyoruz. Prim üretimini sadece ciro büyütmek olarak ya da sektörün bir ticari faaliyet konusu olarak görmüyoruz. Asıl hedefimiz prim üretimini artırmak değil, Türkiye’nin koruma açığını azaltmak. Tüm yönetimimiz, komitelerimiz, üyelerimiz ve sektör paydaşlarımızın odaklandığı alan burası. 3.6 trilyon liralık bir ekonomiye sağladığımız uzun dönemli kaynağımız var. Yani sadece risk transferi gerçekleştirmiyoruz; sigorta sektörünün uzun vadeli tasarruf, yatırım, sermaye piyasaları ve ekonomik istikrarın önemli bir unsuru olmasını sağlıyoruz. Sigortacılık artık risk gerçekleştikten sonra tazminat yoluyla kötü sonuçları önleyen değil, topladıkları primlerle oluşturdukları fonlarla finansal derinlik oluşturan, yatırımların önünü açan bir sektör."
Sigorta sektöründe hedef OECD ortalamasına ulaşmak
Sigorta Tatbikatçıları Derneği Başkanı Fahri Altıngöz ise Türkiye’de sigorta sektörünün büyüme eğiliminde olduğunu belirterek sigorta penetrasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’de sigorta penetrasyonunun yaklaşık yüzde 2,7 seviyesinde olduğunu belirten Altıngöz, bu oranın OECD ülkeleri ortalamasıyla karşılaştırıldığında önemli bir gelişim alanına işaret ettiğini söyledi.
Altıngöz, sigorta penetrasyonunun OECD ortalamasına çıkarılmasının Türkiye açısından önemli bir hedef olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Biz bu organizasyonu 18’inci yıl olarak gerçekleştiriyoruz. Korona dönemi dahil olmak üzere 18 yıldır sürdürülen uluslararası bir organizasyondur. Gerek ülkemizdeki gerekse global piyasalardaki sigorta ve reasürans şirketlerimizi, brokerları ve ilgili paydaşları bu organizasyonda ağırlıyoruz. Sigorta ve reasürans konusundaki güncel konu başlıklarını konuşuyor, değerlendiriyor, paneller ve soru-cevaplarla sektöre yanıt aramaya çalışıyoruz. Ülkemizde Türkiye sigorta sektörü bir büyüme trendi içerisinde. Yaklaşık yüzde 2,7’lik bir sigorta penetrasyonu var ancak OECD ülkeleri ve ortalamasıyla kıyaslandığında bunun en az iki katı üzerine ulaşmamız gerekiyor. Bu da 50-55 milyar dolarlık bir prim üretim büyüklüğü demektir. Buna ulaşabilmek için öncelikle sigortalılık oranını artırmak gerekiyor. Otomobillerdeki zorunlu sigortalarda bile oran yüzde 80-85 seviyesinde; kaskoda yüzde 25-30, zorunlu deprem sigortasında yüzde 55-60 seviyelerinde. Bu açıkları kapattığımız takdirde kamunun üzerindeki muhtemel afet yükünü hafifletmiş ve riskleri global reasürans piyasasıyla paylaşmış olacağız. İklim değişikliği, siber riskler ve katastrofik riskler çok çeşitleniyor ve artıyor. Bu toplantıda hem iklim ilişkili riskleri, yeni ürün yelpazelerini hem de dünyadaki en iyi uygulamaları karşılıklı olarak değerlendiriyoruz."
İklim değişikliği sigortacılık sektörünü dönüştürüyor
Konferansta öne çıkan başlıklardan biri de iklim değişikliğinin sigorta sektörü üzerindeki etkileri oldu.
Artan doğal afetler ve değişen risk profilleri, sigorta şirketlerinin risk değerlendirme yöntemlerini de dönüştürüyor. Yapay zeka, veri analitiği ve yeni teknolojiler sayesinde risklerin daha erken tespit edilmesi ve daha etkin şekilde yönetilmesi hedefleniyor.
Sektör temsilcileri, iklim değişikliği, siber tehditler ve katastrofik risklerin çeşitlenmesiyle birlikte sigortacılığın yalnızca hasar sonrasında devreye giren bir mekanizma olmaktan çıkarak risklerin önceden belirlenmesine ve azaltılmasına katkı sağlayan bir yapıya dönüşmesinin önemine dikkat çekti.
18’inci Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı’nda yapılan değerlendirmeler, Türkiye’de sigortalılık oranının artırılması ve koruma açığının azaltılmasının önümüzdeki dönemde sektörün temel gündem maddeleri arasında yer alacağını ortaya koydu.