Rahmi Koç’un tepki çeken sözleri sonrası soruşturma açıldı; siyasetten peş peşe kınamalar geldi
Türkiye'nin en güçlü ve en etkili iş insanlarından biri olan Rahmi Koç'un İzmir'de yaptığı konuşmada kullandığı ifadeler, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Koç'un bir hastane açılışında anlattığı ve Kürt kadınları hedef aldığı gerekçesiyle eleştirilen "fıkra", sosyal medyada büyük tepki toplarken, yargı da hızla harekete geçti. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, görüntülerin gündeme gelmesinin ardından re'sen soruşturma başlattı.
Olay, Vehbi Koç Vakfı çatısı altındaki Koç Healthcare tarafından hayata geçirilen İzmir Amerikan Hastanesi'nin açılış töreninde yaşandı. Törene Rahmi Koç'un yanı sıra Ali Koç, Semahat Arsel, eski Başbakan Binali Yıldırım, İzmir Valisi Süleyman Elban, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve iş dünyasının önde gelen isimleri katıldı.
Ancak açılışın önüne geçen konu, Rahmi Koç'un konuşması sırasında anlattığı ve Kürt kadınları aşağılayıcı bulunduğu belirtilen "fıkra" oldu. Sosyal medyada kısa sürede yayılan görüntüler, yalnızca siyasi çevrelerden değil, farklı kesimlerden de sert tepkiler aldı.
BAŞSAVCILIK HEMEN HAREKETE GEÇTİ
Tepkilerin büyümesinin ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, "Halkın Bir Kesimini Alenen Aşağılama" suçlaması kapsamında re'sen soruşturma başlatıldığı duyuruldu.
Başsavcılık açıklamasında, basın yayın organlarında yer alan görüntüler üzerine inceleme başlatıldığı belirtilirken, soruşturmanın herhangi bir şikâyet beklenmeden doğrudan savcılık tarafından açılması dikkat çekti.
Gelişme, Türkiye'de kamuoyunun ayrımcı ve aşağılayıcı söylemler karşısındaki hassasiyetinin geldiği noktayı da ortaya koydu. Geçmişte toplumun belirli kesimlerini hedef alan ifadeler çoğu zaman "şaka", "latife" veya "fıkra" olarak değerlendirilirken, bugün benzer sözlerin hem toplumsal hem de hukuki karşılık bulduğu görüldü.
"ADALETİN TERAZİSİ SERVETE GÖRE TARTMAZ"
Adalet Bakanı Akın Gürlek de soruşturmaya ilişkin yaptığı açıklamada sert ifadeler kullandı.
Gürlek, "Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz. Yargı daima insan onurunu ve hukuku korur" dedi.
Kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşları hedef aldığı değerlendirilen sözlerin kabul edilemeyeceğini vurgulayan Gürlek, "Bu tür sözlerin mizah veya fıkra adı altında söylenmesi, ortaya çıkan nezaketsizliği hafifletmez" ifadelerini kullandı.
Bakanlığın açıklaması, Türkiye'nin en büyük sermaye gruplarından birinin temsilcisi hakkında dahi hukuk mekanizmasının gecikmeden işletilmesi bakımından dikkat çekici bulundu.
AK PARTİ'DEN DE SERT TEPKİ
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de yaptığı açıklamada, söz konusu ifadelerin hem kadınları hem de Kürt vatandaşları incittiğini belirterek, "Kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınıyoruz" dedi.
Çelik, "Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı, etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı söylemlerin konusu olamaz" ifadelerini kullanırken, "Nefret söylemleri mizah kılıfıyla asla mazur gösterilemez" değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti'nin açıklamasında özellikle "Kürt kadın" ifadesinin aşağılayıcı bir anlatımla yan yana getirilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.
"SORUN EĞİTİMSİZLİK DEĞİL"
Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise yaşananları Türkiye'deki ayrımcılık tartışmaları açısından değerlendirdi.
Yeneroğlu, Rahmi Koç'un Türkiye'nin en eğitimli ve en varlıklı isimleri arasında bulunduğunu hatırlatarak, olayın eğitim eksikliğiyle açıklanamayacağını söyledi.
"Utanç verici olan sadece Rahmi Bey'in sözleri değil, o sözlere gülebilen bir salonun da olmasıdır" diyen Yeneroğlu, meselenin bireysel bir gafın ötesinde toplumsal bir problem olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
KOÇ ÖZÜR DİLEDİ
Tepkilerin ardından Rahmi Koç da yazılı bir açıklama yaptı.
Koç, "Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür diliyorum. Üzüntümü samimiyetle paylaşmak isterim" ifadelerini kullandı.
Ancak özür açıklaması, soruşturma sürecinin başlamasına engel olmadı.
Yaşanan süreç, kamuoyunda yalnızca bir iş insanının kullandığı ifadeler üzerinden değil, Türkiye'nin değişen toplumsal refleksleri açısından da değerlendiriliyor.
Bir dönem siyasi, ekonomik veya sosyal gücü yüksek isimlerin kullandığı tartışmalı ifadeler çoğu zaman cezasız kalırken, bugün toplumun farklı kesimlerini hedef alan söylemlerin çok daha hızlı tepki gördüğü dikkat çekiyor. Rahmi Koç örneğinde olduğu gibi, ülkenin en nüfuzlu ailelerinden birinin temsilcisinin sözlerinin saatler içinde kamuoyu gündemine taşınması, siyasi partiler tarafından ortak şekilde kınanması ve savcılığın re'sen soruşturma başlatması, ayrımcı söylemlere yönelik toplumsal toleransın önemli ölçüde azaldığı şeklinde yorumlanıyor.